İstismara karşı yanılgılarımız, gözden kaçırdıklarımız yapmadıklarımız

Sincan’dan bir Rehber öğretmen, çocuk istismarına karşı alınabilecek önlemleri yazdı.

İstismara karşı yanılgılarımız, gözden kaçırdıklarımız yapmadıklarımız

İhmal ve istismar deyince ilk akla gelen cinsel istismar kavramı olur.

Belki de en büyük yanılgımız bu.

Esasında gözden kaçırdığımız şey ihmal ve istismarın farklı türlerinin varlığından haberdar olmamamızdır.

Halbuki duygusal, fiziksel, ekonomik, sağlık vb. açılardan da ihmal ve istismara uğrarız ama bunların belirgin bir şekilde bizde yarattığı kayıpları veya yıpratıcı etkileri dile getirmeyiz.

Bunları hayatın içinde yaşanılan doğal zorluklar veya bilinçsizliklerin, çaresizliklerin bize getirdiği şeyler olarak görür ve bunları, normal karşılar, tahammül eder, katlanır ve hatta bunlara katlanabilmenin güç göstergesi olduğunu varsayarız.

Ve buralarda yaptığımız kanıksamalar, tamiri çok daha zor olan cinsel istismarın, cinsel tacizlerin kapımızı çalmasına sebep olur.

Bu konudaki kırılma noktası ise her türlü ihmal ve istismara karşı mücadele edebilmenin, en yıkıcı ihmal ve istismarların yaşanmasına en büyük engel ve önlem teşkil edeceğinin bilinmesidir.

Biz büyürken:
“Büyüğünün vurduğu yerde gül biter”di, “Sırrını söyleme dostuna o da gider söyler dostuna”ydı, “Bir tek sen yaşamadın herkes yaşadı” normalleştirmeleriydi.

Dahası da var…

“Sabret gönül bir gün elbet”ti, “Ben daha ne çile, dertlere yolcuyum”du, “Kızını dövmesen dizini döversin”di, “Korkak ol sağ ol” gibi normalleştirilen acılar karşısında yanmaz tavaydık ki o tavanın da yanabileceği duruma kadar getirdik kendimizi.

Ve “yandık”.

Ama bu sefer de sustuk, belli etmedik, sakladık, korktuk, görmezden geldik.

Günah keçisi yaratmak değil amacımız ancak masum olmadığımızı da kabul etmenin bundan sonraki çözümlerde önemli rol oynayacağını düşünmeliyiz.

 

KENDİMİZDEN BAŞLAYALIM
Çocuklarımızı korumakla ilgili biz yetişkinlerin yapabileceği birçok şey var.

Önce kendi çocukluğumuzda yaşamış olduğumuz ihmalleri ve istismarları iyi analiz edebilmeli ve bunu çocuklarımıza yaşatmamak için kendimizi eğitmeliyiz.

Onları korumanın bin bir yolu olduğunu bilmeli ve bu bin bir yolu öğrenmek için çaba sarf etmeliyiz.

Onlara, kendilerini tanımanın, kendilerini ifade etmenin önemini, özel ve biriciklikleri konusunda farkındalığı yaşatmalıyız.

Çocuk haklarını, insan haklarını, hayvan haklarını öğretmeliyiz.

Onları büyütürken biz de yeniden büyüyebilmeliyiz.

Onları korumakla görevli tüm kurum ve kuruluşlarla ilgili mevzuatı ve işleyişi takip etmeli eksikliklerin giderilmesi konusunda talepkar olmalıyız.

Ülkemizde, istismara ve ihmale uğramış çocuklarımıza yönelik olarak, koruyucu, destekleyici birçok tedbirin alındığını görmekteyiz ancak daha yolun çok başında olduğumuzu söyleyebiliriz.

İstismar ve ihmalin ortaya çıkarılmasından, ihbar aşamasına, sorgulama süreçlerinden, mahkeme süreçlerine kadar birçok noktada eksikliklerin varlığını kabul etmeli ve bunları gidermenin yollarını aramalıyız.

Bu eksikliklerle, çocuğumuzu korumaya çalışırken yıpratıcı ve yıkıcı etkiler yaratabildiğimizi fark etmeli ve bunları en aza indirmenin yollarını aramalıyız.

 
Mevcut uygulamalarda, kurumlararası eşgüdümlü çalışmanın en büyük eksiklik olduğunu gözlemlemekteyiz.

Aile, okul, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve bunların ilgili birimleri arasında iş birliğinin, organizasyonun ve haberleşmenin nitelikli yapılmasının, çocuğumuzun korunması konusunda en etkili yöntemlerin başında geldiğini söyleyebiliriz.

Çocuklarımızın yaşadığı mağduriyetin boyutları ne olursa olsun, her durumda tüm kurumlarımızla titiz bir birliktelikle hareket edilerek onların geleceğe güvenle bakabilmesi ve en erken zamanda bu gücü elde edebilmeleri için uğraş vermeliyiz.

foto:evrensel

Yayınlama: 11.07.2018
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.