"Torpil"

Donanımlı, bilgili, işinin ehli biri çıkıp, açılan ilana müracaat ediyor, fakat işe alınmıyor. Kişi bütün emeklerine, birikimine ve uzmanlığına rağmen, torpilli, donanımsız ve birikimsiz birine karşı, liyakatsiz ve sahtekâr yöneticiler yüzünden işe alınmıyor. Bu bir devlet işi, kamu kurumu ve kuruluşlarında istihdam talebi olabilir…
 Tarih: 26-07-2022 12:05:31

Dilber Suiçmez

Kişinin liyakatle değil de, akraba, eş - dost,  kayırmacılığı ve partizanlıkla, bir işi elde etmeye çalışması, insanlara üstünlük taslamaya çalışması, bana göre sosyal kişilik ve sosyal davranış bozukluğunu gösterir.

Bu durum hem kurumun sorumlusu, hem de etik olmayan yollarla, işe sahip olmaya çalışan kişinin, aslında bilinçsiz, vicdanı ve adalet duygusu gelişmemiş ve ehliyetsiz olduğunu, apaçık ortaya koymaktadır, yani liyakatsiz olduğunu. 

Bu tip insanları, bu duruma iten, öncelikle kendi kişilikleri, iradeleri ve bencillikleri, tembellikleri ve ahlâk eksikliği, hazıra konmacı zihniyetleri, yeteneksizlikleri, emeğe ve insan haklarına saygısız olmalarındandır.

Torpille, mevkii ve iş sahibi olanlar, haksız ve usulsüz şekilde istihdam edilmişlerdir. Bu durumda menfaatler, rasyonelliğin, ilkeli ve etik olmanın önüne geçmiştir.

Referans ve tavsiye mektubuna da, fazla itibar etmemek gerekir. Adil bir sistemde, usullere uygun şekilde, kişinin eğitimine, donanımına, yeteneklerine ve tecrübesine bakmak yeterli olacaktır. Bunun yanı sıra kişinin çalışkan, adaletli ve vicdanlı olması da göz önünde bulundurulmalıdır.

Aksi takdirde eğitimli ve çalışkan insanların, yıllardır dirsek çürütüp, kafa yorduğu eğitimi, işi, emeğiyle ilerleme hakkı, kötüler tarafından çalınmış olur.

Bu durumda insanların güce dayalı, tarafsız olmayan bir yerde, vasıflarına ve uzmanlık alanına göre uygun bir işe sahip olması ve ilerlemesi de gerçekten zordur.

Sorun, burada da bitmiyor.

Kuruma, torpille kabul edilen şahıslar, yönetim değişikliğinde, büyük ihtimalle işlerini kaybedeceklerini bildikleri için, devlet ve toplum için değil de genelde kendi çıkarları için, kişilere bağımlı hareket etmektedirler.

Bu şekilde bozuk işleyen bir sistem, devlete bürokrasiye, dolayısıyla topluma ve insanlığa zarar vermektedir. 

Referanslara, partizanlığa, eşe dosta, akrabaya, istihdam sağlamak için, o işe daha uygun biri varken, liyakatsiz ve ehliyetsiz birini göreve getirmek, ne derece etiktir?
 
Torpille insanların haklarını gasp etmek, maddî ve manevî çıkar sağlayarak ilerlemek, sosyal statü kazanmak, ne kadar insanca ve adil bir davranıştır? 

Sorumlular, kendilerine bu soruları sorarak, rasyonel ve etik düşünerek, bu sosyal davranış bozukluğunu, ortadan kaldırmak zorundalar. 

Doğru olan, insanın kendi emekleriyle, bir işi hak ederek, elde etmeye çalışmasıdır.

Bunun için kamu kurum ve kuruluşlarında bir mevkiiye sahip olan, üst düzey yöneticilerin de ahlâklı ve kanunlara itaat eden, kanaat gücü bağımsız, adaletli, nitelikli ve güvenilir kişilikler olması gerekiyor.

Sosyal Bilimlerin birçok alanında ihtisas yapmış, Alman Sosyolog, Max Weber geldi yine aklıma. Adam, bir asır önceden rasyonelliğe geçişte, bürokratik sistemin gayr-i şahsi, liyakat usullerine ve kanunlara göre yürümesi gerektiğini, "Ekonomi ve Toplum" adlı iki ciltlik muhteşem eserinde, modern bürokrasi kuramını geliştirmiş ve nerdeyse bütün batı Avrupa ülkeleri adamın kuramını uygulamış, ancak gel gelelim, sözde okumuş, o kadar liyakatsiz haydut var ki, haklarınızı elinizden almaya çalışan, Weber yaşasaydı, herhalde sopayla kovalardı bunları. 

Bürokrasinin işlevi, devletin demokrasi anlayışı ve siyasi kültürü ve tarihi ile de ilişkili ve buna göre işlevinde her ülkeye göre değişiklik göstermektedir. 

Bürokraside, rüşvet ve usulsüzlükler, işini ciddiyetle yapmayan, yetki alanını kötüye kullanan yöneticiler, hepimize zarar vermektedir. Bu yüzden liyakat, adaletli ve vicdanlı olmak, önemlidir. 
 
Ne yapmalı ve ne için yapmalı?

Karar verilen mesleğe ve kuruma uygun eğitimi almak, sürekli bilgiyi yenilemek ve böylece emek vererek, o iş için zamanla gerekli tecrübeyi edinmek şarttır. 

Eğitim ve tecrübe, birbirini destekleyici unsurlardır. Sadece teorik bilgi, pratikte her zaman işe yaramayacaktır. 

Eğitim için, ekonomik durumu iyi olmayana yardım edilmelidir. Eğitim her insanın hakkıdır. 

Kadınlar ve gençler daha çok desteklenmelidir.

Kadınlara yönetici pozisyonlarda, daha çok istihdam sağlanmalı, önü açılmalı ve destek olunmalı. 

Mezhebine, ırkına, cinsiyetine, diline, dinine, yaşına, dünya görüşüne, kültürüne bakılmaksızın, her insanın eğitim, iş ve yükselme hakkı vardır. 

Her iş, eğitim ve tecrübe ve ustalık gerektirir. 

Her insan, istediği mesleği icra edebilmek için, eğitimini tamamlayıp, tecrübesiyle, yeteneklerine uygun bir işe talip olur, sorumlu kuruma iş için müracaat eder ve yerleştirilmeyi bekler. 

Kamu kurum ve kuruluşlarında olsun, diğer kurumlarda ve özel sektörde, liyakat, eşit istihdam, demokrasinin iyi işlediği, hukukun üstünlüğüne inanan, tarafsız ve yasaları uygulayan, temelleri sağlam, düzgün ve adaletli, çağdaş ve demokratik bir sistemin olduğunu gösterir. Tüm bunlar bir ülke için iyi bir karnedir. 

Devlet, adaletli ve eşit istihdam sağlanmadığından, iş dağılımının adaletsizliği, tutarsız ve ideolojik, siyasi atamalar ve terfiler yüzünden, her zaman zarar görmeye mahkûmdur. 

Çoğunluk bu adaletsizliğin farkında olmasa da küresel dünyada liyakatsizlik, büyük bir sorun haline gelmiştir.

Benim farkında olduğum olayların, mutlaka birçok insan da farkındadır. 
Liyakatli kişilerin ilerleyememesi ve göz ardı edilmesi ciddi bir problemdir. Bu uzun vadede hem ulusal hem de küresel sisteme zarar vermektedir.

Şöyle ki, globalleşmeyle beraber artan yeni küresel sorunlar ve bunların çözümü için gerekli yetişmiş insan gücüne, personele, memura ve uzmana ihtiyaç vardır.  

Küresel sorunlar artık domino efekti yaratmış ve hızla yayılmaktadır.

Küresel sisteme baktığımızda, her türlü savaş, kıtlık, iklim sorunları, çökmüş ekonomik ve siyasal sistemler, dünyadaki adaletsizliği, dolayısıyla demokrasinin ve insan haklarının giderek yok olduğunu görmekteyiz. 

Küresel artan sorunlarla beraber, uluslararası dayanışma kaçınılmaz oldu. Uluslararası kuruluşlarla beraber, ulus devletler, ülkesinin çıkarları ve ihtiyaçları için, birbirine daha bağımlı hale geldi.

Uluslararası hukukun ve insan haklarının pekiştirilmesi, dünya barışı ve iyilik için mücadele eden, eğitimli, vasıflı, adaletli ve vicdanlı insanlara ihtiyaç vardır.

Liyakatsizlik, adil olmamak, kural tanımamak, öngörüsüzlük, doğru insanlarla doğru zamanda, doğru karar verememe, doğru stratejilerle ilerleyememe, gibi sorunları da beraberinde getirir. 

Maalesef bazı liyakatsizler, sırf kendi gücünü ve menfaatini gözetenler için, kendi çıkarları, insanlıktan hep önce gelmiştir.

Yazının başında belirttiğim gibi, bu sosyal kişilik ve durum bozukluğu, artık toplumsal, olduğu kadar, ulusal ve küresel de bir sorun haline gelmiştir.

Adaletsiz ve liyakatsiz, sürekli çıkar güden, siyasi kişiye ve ideolojik bağımlılık, çağdaş sistemlerin ve onların kurumlarının işlevini düzgün yapamamasına sebep olmakta ve yerini giderek mafyatik, kişilere bağlı, şahsi bürokratik sisteme bırakmakta.

Bu sorunların önüne geçebilmek için, eğitime önem vermek, adaletli ve vicdanlı olmak, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü esas almak, evrensel insan haklarını pekiştirmek ve daha tutarlı savunmakla başlanabilir. 

Adaletle ve sevgiyle kalın! | © DerVirgül 

Etiketler
  Kaynak: Haber Merkezi
  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER Analiz-Yorum Haberleri
HABER ARŞİVİ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI