Emrah Kaya
  Güncelleme: 30-12-2021 22:40:00   30-12-2021 22:35:00

Ben artık güneş doğsun istiyorum

"Ben bir doktorum yazar değilim ki"

"Olsun sen çok okuyan bir doktorsun."

"Ne olmuş çok okuyorsam"

"Çok okuyorsan ve üretken biri olduğuna da inanıyorsam sen çok güzel yazılar da yazabilirsin".......... es es es 

Susmuştum… Düşüncelerime virgül koymuştum o gün…

Virgülün ardından parantezler açtım yapacaklarıma. Dervirgül ile tanıştım…

İyi ki tanıdım sizleri.

Yazabilirim tabi dedim. Doktor olmam buna engel değildi.

Giydim formamı taktım bonemi odamdayım şimdi. Uzun bir nöbet beni bekliyor...

Acil nöbetlerinde yazılı olmayan bir kural vardır: Ne zaman dinlenmeye geçsen hasta gelir. 

Yazmak istesem daha çok hasta gelir. Bu nedenle ben fırsat bulamam okumaya, fırsat bulamam yazmaya. Ben bir acil doktoruyum. Görevim hasta bakmak, onların sağlıklarına kavuşmaları için çabalamak.

Hastalarıma hiçbir zaman ben sadece doktorum edasıyla yaklaşmadım, onlarla güzel diyaloglar kurdum, güler yüzümü en çok görmeleri gereken onlar diye düşündüm. 

Gülümsemek, sıkıntıları kapatmanın en sık kullanılan yöntemidir. Acilde nöbet tutuyorsam şayet gelen hastalar gülümseyen bir doktor ister, kendi dertlerini unutturacak ufak ama etkisi yüksek bir tebessüm dahi yeter onlara ,hepimize .

Gülümse doktorum.

Pandeminin hiç bitmeyecekmiş gibi gelip hayatımızın tam ortasına bağdaş kurmasının üstünden neredeyse iki yıl geçecek. 

Bir sağlıkçı olarak yorucu aylarımız yıllarımız geride kaldı diyemiyorum çünkü o oturduğu yerde rahat mutasyonlar geçirerek bizleri sağlığımızdan etmenin keyfini çıkarıyor. 

Ne zaman gideceği de bilinmez bir gerçek. Keyifle bizi seyrediyor. Ona acil servislerimizi, sosyalleşme yeri olarak kullanır duruma geldiğimizi biri fısıldamalı. 

Biz onunla da sosyalleşmeyi başardık. Aciller yüzü gülemeyen insanlarla doldu taştı.  

İnsanlar yakınlarını kaybetti acılarını birbirlerinin omzuna başlarını koyamadan, sarılamadan, sözel tesellilerle sosyalleşti.  

O kadar yoğun günlerimiz oldu ki bayram günlerinde dahi teyzelerimiz pasta böreklerle bizlerin yanına gelir oldular. 

O oturduğu yerden bizi daha çok yıpratmanın yollarını düşündü. 

Yorulduğumuz hala tebessüm eden dudaklarımızda gömülü kaldı. 24 saat bir dakika dahi uyuyamadığımız günler geçti hala da geçmekte…

Biliyorduk zordu hayat. 

Sağlık fiziki, ruhi ve sosyal açıdan iyi olma halidir ya ülkemde sağlıklı kaç kişi kalmıştı acaba? 

Kaç kişi onun bağdaş kuran dizlerinde can vermişti? 

Kaç kişi yakınları yanında olmadan toprağa verilmişti? 

Şimdi madem yazıyorum diyorum biraz sitemli cümleler kurmalıyım, biraz içimdeki alınmış kısımlarımın da tercümanı olmalıyım. 

Çünkü yeterince hissedilmediğimiz kanaatindeyim üst mertebelerce. Bu nedenle diyorum ki 
Gerekirse daha fazla nöbet tutacağız, 

DAHA ÇOK ÖLECEĞİZ, daha az ücret alıp hasta yakınlarının kaprisine katlanacağız ama bu Covid-i bitireceğiz. 

Azınlık olsa da bir kısım hastam klima çarptı, Covid değilim. [yaz ayı] Yağmurda ıslandım, Covid değilim. [kış ayı] deseler de birçok hastam da hocam haklı çıktınız Covid’mişim diyor.

Ben ruhen soğumuş acil koridorlarında haklı olmak, hasta yoğunluğuna yetişememenin iç huzursuzluğuyla koşturmak istemiyorum artık. Mutlu olmak istiyorum.

Şu nöbet günümün ayak üstü yemek molasında bile diğer günlere göre belki de 4 kat daha fazla Covid tanısı koydum.

Belki tesadüf belki bir dalga daha bize yaklaşıyor.

Ben artık sabahın olmasını nöbet bitsin diye değil güneş doğsun diye istemek istiyorum. 

Ben artık pandemisiz bir dünya istiyorum.

Hastanın değil hasta yakının da yormadığı güzel günler istiyorum.

Herkesin "yeter" dediği bir noktası vardır. Biz sağlıkçıların o noktasının hiç olmayacağı sağlıklı günler istiyorum.
Mutlu edecek haberlerle dolu bir yılımız olsun. Sağlıkla kalın.

  Bu yazı 584 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABER ARŞİVİ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI