Federal Hükümet ile Eyaletler Arasında Yeni İltica Cephesi
Yeni AB iltica kuralları mini hükümet toplantısının gündeminde. Asıl gerilim ise federal hükümet ile eyaletler arasındaki tartışmalı başlıklarda yatıyor. Saat işliyor: GEAS reformunun [Ortak Avrupa İltica Sistemi] AB üyesi ülkelerde en geç Haziran 2026’ya kadar hayata geçirilmesi gerekiyor. Avusturya ise bu konuda geç kalmış durumda. Almanya’da GEAS’ın uygulanması esas olarak koalisyon ortakları arasında bir çekişmeye yol açarken, Avusturya’da cephe şimdilik daha çok federal hükümet ile eyaletler arasında oluşmuş durumda. Ya da başka bir deyişle: ÖVP’li İçişleri Bakanı ile kırmızı [SPÖ] ve mavi [FPÖ] eyalet iltica sorumluları arasında. Sadece Yukarı Avusturya’da bu yetki Türkis [ÖVP] partisinde.
Die Presse’nin haberine göre, Bir yandan eyaletler, sürecin koordinasyonunu yürüten İçişleri Bakanlığı [BMI] tarafından yeterince bilgilendirilmediklerini düşünüyor. Viyana Belediye Meclisi Üyesi Peter Hacker [SPÖ], mevcut bilgi düzeyini “yetersiz” olarak nitelendiriyor: “Uygulama için şimdiye kadar, hukuki, örgütsel ve mali etkileri eyaletler açısından net biçimde ortaya koyan, üzerinde uzlaşılmış bir genel konsept bulunmuyor.” Öte yandan içerik açısından da ciddi görüş ayrılıkları var. Eyaletler bu itirazlarını, geçen yıl Aralık ayı sonunda Linz’de yapılan olağanüstü mülteci sorumluları konferansında dile getirmişti. O dönemde konferansa başkanlık eden Yukarı Avusturya Asıl Eyalet Konseyi Üyesi Christian Dörfel’in [ÖVP] ofisinden yapılan açıklamada, bu eyalet çekincelerinin “federal hükümet tarafından bundan sonraki yasama sürecine dahil edilmesi gerektiği” vurgulanıyor.
Federal hükümet daha fazla yetki istiyor
GEAS, iltica başvurularının yeniden keskin biçimde artması durumunda bağlayıcı acil durum planları öngörüyor. Bu nedenle federal hükümet, kriz halinde eyaletlerin onayı olmaksızın federal bakım merkezleri kurabilmek istiyor. Normalde öngörülen eyaletlerle mutabakat şartından acil durumlarda vazgeçilebilmesini talep ediyor. Eyaletler buna kesinlikle karşı çıkıyor. Ayrıca gelecekte hangi sığınmacılardan kimin sorumlu olacağı da müzakere edilmek zorunda. Örneğin kırılgan gruplar [hastalar vb.] ya da iltica şansı düşük olduğu için hızlandırılmış prosedüre alınan kişiler federal hükümetin sorumluluğunda kalabilir. Buna karşılık refakatsiz, reşit olmayan sığınmacılar için vesayetin ilk günden itibaren eyaletlere devredilmesi gündemde. Adalet Bakanlığı’na göre bu taslak şu anda “koalisyon ortakları arasında siyasi koordinasyon aşamasında”.
Bu konuların bir kısmı önümüzdeki Salı günü görüşülebilir. Üstelik oldukça dar bir çerçevede. GEAS, Mauerbach’taki mini hükümet toplantısının gündeminde yer alıyor. Burada, reformla sadece dolaylı olarak bağlantılı olsa da siyasi-stratejik açıdan ilginç bir başka plan da masaya gelebilir. İçişleri Bakanlığı, iltica hakkı tanınan kişiler için aile birleşimini İltica Yasası’ndan alıp Yerleşme ve İkamet Yasası’na [NAG] taşımak istiyor. Böylece aile bireylerinin iltica başvurularından, bugüne kadar olduğu gibi Federal Yabancılar ve İltica Dairesi [BFA] değil, ilçe idareleri [BH] sorumlu olacak.
İlk bakışta bu tuhaf görünüyor: Zaten karmaşık olan bir süreci daha da karmaşık hale getiriyor. Mevcut uygulamada süreç şöyle işliyor: Bir iltica hakkı sahibinin yakını Avusturya’ya gelmek istediğinde, yurtdışındaki bir büyükelçilikte ülkeye giriş izni için başvuruda bulunuyor. Büyükelçilik, BFA’dan bir olasılık değerlendirmesi istiyor; yani aile birleşimi ve bundan doğan iltica temelli oturum izni şartlarının karşılanma ihtimali soruluyor. Ülkeye girişten sonra şimdiye kadar BFA’ya iltica başvurusu yapılıyor. Gelecekte ise bu başvuru muhtemelen BH’ye yapılacak; ancak BH de fiilen kararını yine BFA’nın değerlendirmesine dayanarak verecek.
Bir kota hilesi mi?
Eyaletler, “usul ekonomisi gerekçeleriyle yetkinin BFA’da kalmasını” istiyor. Dörfel’in ofisinden yapılan açıklamada şöyle deniyor: “BFA gerekli kaynaklara, bilgi birikimine [örneğin ülke dokümantasyonu] ve önceki dosya hakkında bilgiye sahiptir. Böylece ilk iltica süreci ile aile birleşimi sürecindeki beyanlar arasındaki olası çelişkileri tespit edebilir. Yetki değişikliği, eyaletler için ek bir idari yük anlamına gelir.”
Bu mantıklı görünüyor. Peki İçişleri Bakanlığı bunu neden istiyor? Bakanlıktan, “devam eden müzakerelere önden girmek istemediğimiz için anlayış rica ediyoruz; bu, diğer müzakere ortaklarına karşı ciddiyetsiz olur” açıklaması yapılıyor. Yine de bakanlığın planının ardında ne olabileceğine dair tahminler var. Bunlardan biri, Temmuz ayına kadar geçerli olan aile birleşimi askıya alınmasının ardından uygulanması planlanan kota ile bağlantılı olabileceği yönünde.
Şöyle ki: AB’nin aile birleşimi yönergesi, iltica hakkı sahipleri ile üçüncü ülkelerden gelen eğitim ve iş göçmenleri için geçerli olsa da kota uygulanmasına izin vermiyor [ikincil koruma statüsündekiler kapsam dışı]. Aile birleşiminin NAG’ye taşınması, bunu dolaylı yoldan meşrulaştırma girişimi olabilir, diye düşünüyor Avusturya İltica Koordinasyonu Sözcüsü Lukas Gahleitner-Gertz. Çünkü NAG’de hâlihazırda yabancılar için [özellikle çalışma ya da eğitim göçmenleri açısından] aile birleşimi düzenleniyor. Bu yasa, aile bireyleri için de kotalar öngörüyor; bu kotalar yerleşme yönetmeliğiyle belirleniyor. Aile birleşimi yönergesi kabul edilmeden önce alım kapasitesini dikkate alan üye devletler – Avusturya bunu NAG’de kota yoluyla yapmıştı – bunu sürdürme hakkına sahip. İçişleri Bakanlığı’nın, bu argümanı iltica hakkı sahiplerinin aile birleşimi için de kullanmak isteyebileceği tahmin ediliyor.
Gahleitner-Gertz’e göre, eyaletlerin NAG değişikliğini kabul etmesi karşılığında bir “takas” olarak federal hükümet, Ukraynalı yerinden edilmiş kişilerin ilk varış aşamasının sorumluluğunu üstlenebilir. Şu anda bu konuda federal hükümet ile eyaletler birbirine sorumluluk atıyor. Ancak Avrupa hukuku uzmanı Walter Obwexer, aile birleşimini yalnızca İltica Yasası’ndan çıkarmanın yeterli olacağı konusunda şüpheli: “AB hukuku açısından bunun hangi yasada düzenlendiğinin bir önemi yok.” Kota için Avusturya’nın, aile birleşiminin askıya alınmasında olduğu gibi, yine AB İşleyişi Antlaşması’nın 72. maddesine dayanması gerekir; yani örneğin okullarda Almanca bilmeyen çok fazla çocuğun bulunmasının kamu düzenini tehdit etmesi gibi gerekçelerle.
Obwexer’e göre NAG’ye kaydırmanın ancak İçişleri Bakanlığı tüm üçüncü ülke vatandaşları için – yani öğrencilerin ya da iş gücü göçmenlerinin aileleri için de – aile birleşiminde kota hedeflemesi durumunda anlamı olur. “Gerekçe şu olabilir: Almanca bilmeyen çocukların okulda olmasının, ebeveynlerinin eğitim ya da iş göçmeni mi yoksa iltica hakkı sahibi mi olduğuna bakılmaksızın bir fark yaratmadığı.” Bunun iyi bir fikir olup olmadığı sorusuna Obwexer net yanıt veriyor: Pek sayılmaz. “Kota dolduğu için iş gücü göçmenlerinin ailelerini yanlarına alamaması, Avusturya’yı iş piyasası açısından cazip kılar mı, bu oldukça tartışmalı.” | ©DerVirgül