Gastronomide toplu iş sözleşmesi daha başlamadan kavga çıktı

Gastronomide toplu iş sözleşmesi daha başlamadan kavga çıktı

Daha başlamadan bir tartışma, müzakerelerin önüne geçti. Sendika için mesele sadece toplu iş sözleşmesi [KV] değil; sektör genelinde yapısal bir sorun olduğuna dikkat çekiyor. Peki bu eleştiriler ne kadar haklı?

Henüz masaya oturulmadan tansiyon yükseldi. Geçen hafta Vida Sendikası ile Avusturya Ticaret Odası [WKO] arasında açık mektuplarla sert bir polemik yaşandı. Aslında 5 Şubat’ta turizm sektörü için KV görüşmelerinin başlaması gerekiyordu. Ancak bu gerçekleşmedi. Kapalı kapılar ardında yapılması beklenen ön görüşmelerin yerini kamuoyuna açık açıklamalar aldı.

Gastronomi sektörü yine eleştirilerin hedefinde

Die Presse gazetesinin haberine göre, gastronomi sektörü uzun süredir, özellikle de çalışma koşulları nedeniyle eleştiriliyor. Peki suçlamaların dayanağı ne? Ulaşım ve hizmetler sendikası Vida’nın yerli gastronomi işletmelerine yönelik iddiaları oldukça ağır. Vida Başkanı Roman Hebenstreit, yayımladığı bir açıklamada ciddi yasa ihlallerinden ve hatta “örgütlü suçtan” söz etti. Bu açıklama nedeniyle KV’ye ilişkin ilk müzakere toplantısı hiç yapılmadı.

Ticaret Odası’ndan özür talebi

İşveren tarafı ise “kırmızı bir çizginin aşıldığını” savunuyor ve “genelleyici suçlamalara” karşı çıkıyor. Hebenstreit’ten özür gelmeden yeni bir müzakere tarihi belirlenmeyeceğini ifade ediyorlar. Şu ana kadar da böyle bir tarih yok. Öte yandan sosyal tarafların zaman baskısı bulunmuyor; çünkü turizmde 200 binden fazla çalışanı kapsayan mevcut KV, nisan ayı sonunda sona eriyor.

Pahalıya mal olan “ara park” uygulaması

Vida Başkanı Hebenstreit’e göre mesele sadece KV görüşmeleri değil, “turizm sektörünün sistemik bir sorunu”. Hebenstreit, “Die Presse” gazetesine yaptığı açıklamada, ocak ayında Avusturya’nın doğusunda ortaya çıkarılan milyonlarca Euro’luk yazar kasa dolandırıcılığını örnek gösterdi. İddiaya göre 20 gastronomi işletmesi, manipüle edilmiş bir yazılım aracılığıyla yazar kasa kayıtlarını sildi. Aşağı Avusturya WKO bu olayı “istisnai bir vaka” olarak nitelendirirken, işveren temsilcileri suçlamaları reddediyor.

Sendikanın bir diğer eleştirisi, turizmde yaygın olan ve mevsimsel dalgalanmalarda çalışanların geçici olarak İş ve İşçi Bulma Kurumu’na [AMS] bildirilmesi uygulaması. “Ara park” olarak adlandırılan bu yöntemin, İşçi Odası’na göre kamuya yıllık maliyeti 700 milyon Euro’ya kadar çıkıyor. Her yıl sektörler genelinde yaklaşık 200 bin istihdam ilişkisi bu şekilde kesintiye uğruyor. Hebenstreit bu durumu “yapısal bir zehir” olarak tanımlıyor.

Dengesizlik tartışması

Wifo ekonomisti Benjamin Bittschi de bu uygulamanın bir dengesizlik yarattığını düşünüyor. “Bu durum, çalışanlarını yıl boyunca istihdam eden işletmelerin olması gerekenden daha fazla prim ödemesine yol açıyor. Yani onlar dolaylı olarak diğerlerini sübvanse ediyor. Neden bir sanayi işletmesi başka sektörleri finanse etsin?” diye soruyor.

İşverenler ise “ara park” ifadesini reddediyor. Otelciler Birliği’ne göre bu durum her sektörde aynı: Talep düştüğünde istihdam da azalıyor.

Tekil örnekler mi, genel tablo mu?

Sendikanın bir diğer eleştirisi gastronomideki yüksek fiyatlar. Hebenstreit, sekiz Euro’nun üzerindeki kahve fiyatlarını ve medyada gündem olan 14 Euro’yu aşan bir dilim ekmek üstü yağ örneğini hatırlatıyor. Bittschi ise bu eleştiriye mesafeli: “Bir piyasa ekonomisinde fiyatlar arz ve talep tarafından belirlenir. Kimse bunları satın almak zorunda değil. Piyasa böyle dengelenir. Eleştirmek için bir neden görmüyorum.”

Ticaret Odası da yüksek fiyat eleştirilerini anlamadığını belirtiyor. “Tekil vakalardaki fiyatlar, çok farklı konumlara, maliyet yapılarına ve işletme türlerine sahip bir sektörün genel değerlendirmesi için ölçüt olamaz” deniliyor. “Die Presse”ye yapılan yazılı açıklamada, “Bu tür açıklamalarla yine uç örnekler genelleştirilerek sektörün çarpıtılmış bir resmi çiziliyor” ifadeleri kullanılıyor.

Yüksek ücretlerin bir bedeli var

Ticaret Odası’nın yaklaşık 600 otel ve gastronomi işletmesiyle yaptığı bir ankete göre, işletmelerin yüzde 90’a yakını artan maliyetleri fiyatlara hiç ya da ancak kısmen yansıtabiliyor. Sonuç olarak işletme kârları düşüyor.

Bittschi ise turizm sektöründe ücretlerin daha cazip hale getirilmesi gerektiğini kabul ediyor. “Çünkü bu ücretler genel olarak en düşükler arasında” diyor. Sektörün bu anlamda baskı altında olduğunu belirten Bittschi, bunun sonuçlarının da kabullenilmesi gerektiğini vurguluyor: “İki seçenekten birini kabul etmek gerekir: Ya düşük ücretler ödenir ya da daha yüksek ücret isteniyorsa bunun fiyat artışlarına yol açacağı da kabul edilir.” | ©DerVirgül

Yayınlama: 09.02.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.