“Eleştiremeyeceksek neden gazetecilik yapıyoruz?”
Deutsche Welle [DW] Türkçe muhabiri Alican Uludağ, “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” iddiasıyla tutuklandı. Uludağ, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı kararıyla dün Ankara’daki evinde gözaltına alındı.
Evinde arama yapılan Uludağ, ifadesi alınmak üzere karayoluyla İstanbul’a getirildi. Bugün Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edilen gazeteci, savcılık ifadesinin ardından tutuklama talebiyle 9’uncu Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarıldı. Hakimlik, Uludağ’ın “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla tutuklanmasına karar verdi.
TCK 299 ve yöneltilen suçlamalar
Türk Ceza Kanunu 299. madde uyarınca Cumhurbaşkanına hakaret suçunu işleyenlere bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Suçun alenen işlenmesi halinde ceza altıda bir oranında artırılıyor.
Uludağ’a ayrıca “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama” ve “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamaları da yöneltildi.
Avukatları ise yakalama, gözaltı ve el koyma kararlarının iptali için başvuruda bulundu. İtiraz dilekçesinde, Uludağ’ın Ankara’da ikamet ettiği belirtilerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yetkisiz olduğu savunuldu.
Tutuklama talebinin dayanağı ne?
Uludağ’ın gözaltına alınmasının, 18 Aralık 2024 tarihli İstanbul Atatürk Havalimanı saldırısını planlayan IŞİD mensuplarının tahliye edildiğine ilişkin haberi nedeniyle olduğu düşünülmüştü.
Ancak Başsavcılığın hakimliğe gönderdiği yazıda, Uludağ’ın 28 Ocak 2025 – 3 Ekim 2025 tarihleri arasında X platformunda yaptığı 13 paylaşım tutuklama talebine gerekçe gösterildi. Küfür ya da argo içermediği belirtilen paylaşımlarda Uludağ’ın; CHP’ye yönelik yargı süreçleri, menajer Ayşe Barım’ın tutukluluğu, Türkiye-ABD ilişkileri ve çözüm sürecine dair değerlendirmeler yaptığı ifade edildi.
Almanya’dan tepki: “Derin endişe”
Uludağ’ın tutuklanması Almanya’da da gündem oldu. Sebastian Hille, Alman hükümetinin süreci “çok derin endişe ve büyük bir dikkatle” izlediğini açıkladı.
Wolfram Weimer’in Federal Hükümet adına Türkiye’ye Uludağ’ın derhal serbest bırakılması çağrısında bulunduğunu belirten Hille, “Basın ve düşünce özgürlüğü bizim için önemlidir. Bu özgürlükler demokratik toplumların vazgeçilmez temel taşlarıdır” dedi.
Hille ayrıca, gazetecilerin görevlerini baskı korkusu olmadan yerine getirebilmesi gerektiğini vurgulayarak, DW ve çalışanlarının Türkiye’de özgürce ve bağımsız biçimde çalışabilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Weimer de daha önce yaptığı açıklamada suçlamaların “dayanaksız” olduğunu savunarak, “Çağrım açık: Alican Uludağ derhal serbest bırakılmalıdır. Gazetecilik suç değildir” ifadelerini kullanmıştı.| ©DerVirgül