Ortadoğu’daki savaşın sonuçları: “Enflasyon kaçınılmaz olarak hepimizi vuracak”
Gıda sektörü, İran savaşı nedeniyle artan maliyetlerle karşı karşıya ve tüketiciler için yakında fiyat artışları bekliyor. Ayrıca sektör temsilcileri, siyasetin baskısı altında olduklarını hissediyor ve bunu “piyasa ekonomisine eşi benzeri görülmemiş bir müdahale” olarak nitelendiriyor.
İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en uzun süren resesyon henüz atlatılmışken, hem dünya genelinde hem de Avusturya’da yeni bir ekonomik kriz kapıda görünüyor. Enflasyon da henüz kontrol altına alınmışken hızla geri dönebilir. Hürmüz Boğazı’nın ablukaya alınması ve Ortadoğu’daki savaşın enerji altyapısında yol açtığı hasar, fiyatlara yansıyacak. Avusturya Gıda Sanayii Meslek Birliği Genel Müdürü Katharina Koßdorff, “Enflasyon kaçınılmaz olarak hepimizi vuracak” diyor. “Bir sonraki kriz bizi çoktan etkisi altına aldı.”
Yükselen enerji fiyatları ve taşımacılıktaki sorunlar, Avusturya’daki gıda üreticilerini çoktan etkilemiş durumda. Ve tüketicilerin de bu fiyat artışlarını hissetmesi sadece bir zaman meselesi. Borsaya kote şirket Agrana’nın yönetim kurulu üyesi ve Gıda Sanayii Meslek Birliği Başkanı Stephan Büttner, “Bunun boyutu henüz herkes tarafından anlaşılmış değil” diyor. “Bu durum tüm tedarik zincirini etkiliyor. İşlediğimiz her şey bundan etkilenecek.”
Söz konusu meslek birliği, aralarında Agrana, Pfanner, Coca-Cola, Red Bull ve Radatz gibi markaların bulunduğu yaklaşık 200 sanayi tipi gıda şirketini temsil ediyor. Manner ve Recheis de üyeler arasında. Genel Müdür Koßdorff, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Jeopolitik durum bizi gerçekten endişelendiriyor” dedi. Sadece petrol ve gaz fiyatları üretim maliyetlerini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda ambalaj maliyetleri de şimdiden yükselmiş durumda. Ayrıca tedarik zincirinin kopması nedeniyle çiftçiler gübreye erişemiyor; bu durumun da sonunda tüketicilere yansıyacağı belirtiliyor.
Artan maliyetler
Aşırı yükselen navlun maliyetleri nedeniyle gemiler için yakıt daha pahalı hale geliyor. Üstelik Husi isyancıların oluşturduğu tehlike nedeniyle Süveyş Kanalı kullanılamadığından, taşımacılık süreleri zaten haftalarca uzamış durumda. Asya ile Avrupa arasındaki bir konteyner örneğinde: Yakın zamana kadar maliyet 5000 Euro civarındayken, şimdi 8000 ila 9000 Euro’ya çıkmış durumda. Koronavirüs pandemisinin zirvesinde ise bu rakam 11.000 Euro’ya kadar ulaşmıştı.
Avusturya gıda sanayii, Ortadoğu’ya başta gazlı içecekler, içecekler ve meyve suları olmak üzere süt ürünleri de ihraç ediyor. Ancak artık soğuk zincirin tam olarak korunması mümkün değil.
Konteynerler deniz yolundan kara yoluna yönlendirilmek zorunda kalıyor, bazı ürünler alıcısına ulaşamıyor ve sınırlı raf ömrü nedeniyle bozuluyor. Gemilerin limanlara yanaşamaması nedeniyle bazı ürünler teslim edilemiyor; bu da ek depolama maliyetlerine yol açıyor. Büttner, “Bu maliyetleri birilerinin üstlenmesi gerekiyor, dolayısıyla bu maliyetler zincir boyunca aktarılacak” diyor. Gıda fiyatları son dönemde enflasyonu baskılayıcı bir etki yapmış olsa da özellikle kahve, kakao ve çay gibi ithal ürünlerde fiyatların hızla yükseldiği belirtiliyor.
“Piyasa ekonomisine müdahale”
Bu kriz ortamında sektör temsilcileri, siyasetin baskısı altında olduklarını düşünüyor. 1 Temmuz itibarıyla bazı temel gıda ürünlerinde katma değer vergisi yüzde 10’dan yüzde 4,9’a düşürülecek. Şirketlerin bu vergi indirimi avantajını tüketicilere yansıtıp yansıtmadığı ise Federal Rekabet Kurumu tarafından denetlenecek. Şirket temsilcileri bunun daha fazla bürokrasi yaratmasından endişe ediyor.
Ancak sektörün asıl tepkisi, hükümetin geçen yıl aldığı ve şu anda uygulanmakta olan bir karara yönelik: “Değer zinciri boyunca marj şeffaflığı.” Amaç, süpermarketlerde “adil fiyatlar” sağlamak. Bu kapsamda, tüm değer zinciri boyunca şirketlerin kâr marjlarını dijital bir sisteme bildirmesi gerekecek. Bir fiyat komisyonu da bu kâr marjlarının gerekçeli olup olmadığını denetleyecek. Koßdorff, bunun “piyasa ekonomisine eşi benzeri görülmemiş bir müdahale” olduğunu savunuyor. Sektör temsilcileri, bunun yeni bürokrasi yaratacağını ve özel şirketlere ne kadar kazanabileceklerinin dayatıldığını ifade ediyor. Büttner ise, “Kötü zamanlarda devlet şirketlerin zararını karşılamıyor” diyerek eleştiriyor. “Gıda sanayiinden tüketiciyi beslemesi bekleniyor ama şirketlerin para kazanmasına izin verilmiyor. Fiyatlara müdahale etmek isteyenler, bir şirketin nasıl işlediğini anlamamış demektir.”| ©DerVirgül