Trump İran’da başarısız oldu | Bu savaş destansı bir fiyasko
Donald Trump, ağır küresel sonuçlara yol açan ve ciddi yanılgılar üzerine başlattığı bir savaşta geri adım atıyor. ABD Başkanı, eylemlerini hâlâ temennilere dayandırmaya devam ederse İran’la yapılan ateşkes de uzun sürmeyecek. Vladimir Putin ve yükselen petrol fiyatlarından faydalanan birkaç kişi dışında bu savaş neredeyse sadece kaybedenler yarattı. Buna rağmen hem ABD Başkanı hem de İran yönetimi kendilerini ısrarla kazanan olarak sunuyor. Bu, sıradan bir propaganda olarak görülebilir. Ancak gerçeklikten kopuşun boyutu neredeyse akıl dışı.
Bu saçmalığa kim inanır?
Die Presse Gazetesinden Christian Ultsc’nin yorumuna göre, Donald Trump, İran’la yapılan iki haftalık ateşkesi ciddiyetle ABD’nin “tam zaferi” ve Orta Doğu için bir “Altın Çağ”ın başlangıcı olarak pazarlamaya kalktı. Buna kim inanır? ABD Silahlı Kuvvetleri’nin başkomutanı İran konusunda büyük bir yanlış hesap yaptı. Görünüşe göre İran rejiminin İsrail-ABD ortak “başsız bırakma” saldırılarının ardından çökeceğini ve Hürmüz Boğazı’nı kapatamayacağını, ayrıca İsrail ile Körfez ülkelerini uzun süre hedef alamayacağını düşündü.
“Epik Öfke” adlı askeri operasyonun başlangıcında üç büyük yanılgı vardı. Bu yüzden savaş epik bir fiyaskoya dönüştü. Ve bu nedenle ABD giderek artan bir sabırsızlıkla çıkış yolu aramaya başladı. Trump, son olarak İran’da “medeniyetin çöküşü” tehdidinde bulunacak kadar ileri gitti ki Tahran yönetimi ateşkese razı olsun. Görünüşe göre onu tehditlerini gerçekleştirecek kadar öngörülemez buldular. Ancak Trump’ın şimdi frene basması doğru bir adım. Plansız ve stratejisiz şekilde sonu belirsiz bir savaşa sürüklenmektense geri çekilmek daha iyidir.
Rejim değişikliği mi? Kötü bir şaka!
Trump’ın şimdi hiç utanmadan Tahran’da bir “rejim değişikliğinden” söz etmesi ise kötü bir şaka. Öldürülen Ayetullah Ali Hamaney’in yerine artık oğlu Mücteba aynı dini liderlik unvanını taşıyor; ancak savaşın başından beri kamuoyuna görünmüş değil. Boşalan görevlere hızla sertlik yanlıları getirildi. Devrim Muhafızları kontrolü ele aldı. Rejim muhtemelen eskisinden daha radikal hale geldi.
İran’ın bir barış anlaşması için sunduğu 10 maddelik plan ise maksimalist talepleriyle adeta Noel Baba’ya yazılmış bir mektubu andırıyor. Tahran yönetimi yalnızca güvenlik garantileri ve tüm yaptırımların kaldırılmasını değil, aynı zamanda ABD askerlerinin Orta Doğu’dan çekilmesini ve Hürmüz Boğazı üzerinde kontrol talep ediyor. Bu şartlarda iki hafta içinde bir barış anlaşmasına varılması tamamen gerçek dışı. Bu nedenle savaşın yeniden alevlenmesi ihtimali yüksek.
İran rejimi sadece güç gösterisi yapıyor
İran rejimi güç gösterisi yapıyor. Ancak bu savaşla askeri olarak açıkça zayıfladı. Toz duman dağıldığında İran halkı içinde, İslam Cumhuriyeti’nin beceriksiz ve yolsuz yönetimine karşı yeniden bir direnişin yükselmesi muhtemel. Yılın başındaki protestoların kanlı şekilde bastırılması unutulmuş değil. Rejime duyulan öfke derin.
İran’ın silah kapasitesi azalmış olsa da ülkede hâlâ yaklaşık 400 kilo yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum bulunduğu ve bunun kısa sürede nükleer silah materyaline dönüştürülebileceği belirtiliyor. Buna karşın ABD ve İsrail’in stratejik hedefi olan rejim değişikliği gerçekleşmedi.
Buna değdi mi?
Trump bunun yerine enerji fiyatlarında sert bir artışa yol açtı, dünyayı resesyonun eşiğine getirdi, Körfez ülkelerinin ekonomik modelini sarstı, ABD’nin füze stoklarını tüketti, İranlı sivillere de acı yaşattı, transatlantik ittifakı daha da zayıflattı, yüz milyarlarca doları harcadı ve kendi tabanını bile karşısına aldı.
Bu mu zafer? Buna değdi mi? | ©DerVirgül