Sıcak havalarda çalışmaya ilişkin bağlayıcı yasal sınırlar yeterli mi?
Artan sıcaklıklar karşısında Avusturya İşçi Odası [Arbeiterkammer – AK], sıcak havalarda çalışmaya ilişkin bağlayıcı yasal sınırların getirilmesini talep ediyor.
AK ve Medizinische Universität Wien [Viyana Tıp Üniversitesi], Pazartesi günü Viyana’da düzenledikleri basın toplantısında, azami çalışma süreleri ve gerekli mola süreleri için tıbbi verilere dayanan referans değerler sunan bir araştırmayı tanıttılar. Buna paralel olarak Österreichischer Gewerkschaftsbund (ÖGB) [Avusturya Sendikalar Birliği] de kapalı alanlarda çalışanlar için daha güçlü koruma önlemleri talep etti.
Sıcaklık stresi çoğu zaman hafife alınıyor
Viyana Tıp Üniversitesi çevre hekimliği uzmanı Hans-Peter Hutter, yalnızca hava sıcaklığının ölçüt olarak alınmasının yetersiz olduğunu vurguladı:
“Sıcaklık stresi şaka değildir ve bana göre hâlâ ciddi biçimde hafife alınmaktadır.”
Hutter’e göre hava nemi, güneş ışınlarının etkisi ve yapılan işin fiziksel ağırlığı mutlaka hesaba katılmalıdır.
Sunulan çalışma, 17 binden fazla ayrı hesaplamaya dayanıyor ve GeoSphere Austria tarafından belirlenen sıcaklık uyarı seviyelerini çalışanların fiziksel yüküyle ilişkilendiriyor.
Bu model, belirli iklim koşullarında ne kadar süre güvenli şekilde çalışılabileceğini ve hangi noktada zorunlu serinleme molalarının verilmesi gerektiğini gösteriyor.
38,5 derece vücut sıcaklığında iş derhal durdurulmalı
Araştırmaya göre:
- Vücut çekirdek sıcaklığı 38,5°C’ye ulaştığında çalışma derhal sonlandırılmalı.
- Hava sıcaklığı 27°C’den itibaren zihinsel performans düşmeye başlıyor.
- 30°C’den itibaren iş kazası riski %7 artıyor.
AK: Yasal sınırlar ve “sıcak izin” getirilmeli
AK Viyana Sosyal İşler Dairesi Başkanı Ines Stilling, elde edilen bulgular doğrultusunda çalışanların sağlığını koruyacak yasal sınırların belirlenmesini istedi.
Bu sınırlar aşıldığında çalışanların zorunlu olarak serinleyebileceği gerçek bir “Hitzefrei” (sıcak nedeniyle çalışma molası/izin) uygulamasının devreye girmesi gerektiğini söyledi.
Sadece açık alanlar değil, ofisler ve fabrikalar da risk altında
Stilling, yeni düzenlemelerin yalnızca inşaat sahaları gibi açık alanları değil, kapalı çalışma ortamlarını da kapsaması gerektiğini belirtti:
“İnşaatlardan sıkça söz ediyoruz, ancak çok sayıda insan ofislerde, fabrika salonlarında ve diğer kapalı mekânlarda çalışıyor. Bu yerlerde de aşırı sıcak yükü oluşabiliyor.”
Mevcut sıcaklık koruma yönetmeliği yıl başından beri yürürlükte olsa da ağırlıklı olarak açık havada çalışanları koruyor.
AK ayrıca:
- İşyerlerinde bilimsel ölçüm cihazlarının zorunlu kullanılmasını,
- İş müfettişliklerinin daha sıkı denetimler yapmasını,
- UV ışınlarına bağlı beyaz deri kanserine karşı daha etkili önlemler alınmasını talep etti.
Geçtiğimiz yıl meslek hastalığı olarak tanınan UV kaynaklı beyaz deri kanseri nedeniyle ilk yıl içinde 51 vaka bildirildi.
Stilling, çalışanların iş yapmayı kabul ettiklerini ancak:
“İşverenleri için sağlıklarını feda etmeyi kabul etmediklerini” vurguladı.
Sendikadan da destek geldi
ÖGB de bu girişime destek verdi.
Sıcaklık Eylem Günü vesilesiyle açıklama yapan çalışan güvenliği uzmanı Dinah Djalinous-Glatz, hastaneler, bakım evleri, okullar ve üretim tesisleri gibi kapalı alanlarda sıcaklık yükünün giderek arttığına dikkat çekti.
Sendikaya göre, açık havada çalışanlar için geçerli olan koruma önlemleri gelecekte kapalı mekânlarda çalışanlar için de uygulanmalı.
Bu amaçla ÖGB, farklı sektörlerde çalışanların işyerlerindeki sıcaklık koşullarını değerlendirmek üzere ülke çapında çevrimiçi bir anket başlattı.| ©DerVirgül