“Eşim senin gibi görünseydi, evden hiç çıkmazdım”

“Eşim senin gibi görünseydi, evden hiç çıkmazdım”

Yapay zekâ ile, gerçek insanların – umarız – yapmaya yanaşmayacağı kadar gerici reklamlar nasıl üretiliyor? 

Fit ve kaslı bir adam, o sırada – şaşırmayın – ortak yemeklerini hazırlayan eşine doğru yaklaşıyor. Arkadan sarılıyor; görüntünün sevgi dolu ve romantik olması amaçlanıyor. Ancak ardından söylediği sözleri, Instagram akışımda düzenli aralıklarla karşıma çıkan bu videoyu her seferinde şaşkınlık içinde sonuna kadar izlediğim için, insanın bir süre sindirmesi gerekiyor: 

“Hayatım, ortak tatilimiz için ne zaman hazırlanmaya başlayacaksın?” 

Adamın kastettiği, kadının vücudunun fazla kilo almış olması. 

Kadın ise kocasına, sorusunun yersiz ve kırıcı olduğunu söylemek yerine gülümsüyor, onu tutkuyla öpüyor ve ardından şu özür dileyen sözleri söylüyor: 

“Bana sadece 28 gün ver, beni tanıyamayacaksın.” 

Videonun kadınları neye teşvik ettiği aslında ikincil bir mesele. Yine de belirtelim: Söz konusu olan, 40 yaş üzerindeki kadınlara yönelik özel bir kuvvet antrenmanı biçimi olan Military Calisthenics. İddiaya göre dört hafta içinde gözle görülür sonuçlar elde edilebiliyor. 

Ben denemedim. Her ne kadar giderek daha ısrarcı biçimde buna motive edilmeye çalışılsam da… 

“Karım senin gibi görünseydi, artık evden çıkmazdım” 

Bir sonraki videoda, sportif görünümlü genç bir kadın lüks bir yatı – evet, yanlış okumadınız, lüks bir yatı – sünger ve sabunlu suyla temizliyor. 

Tam o sırada tesadüfen oradan geçen kaslı bir adam, hayranlıkla kadının vücuduna bakıyor. Sonra ona çok ama çok yaklaşıyor ve ciddi ciddi şunu söylüyor: 

“Karım sizin gibi görünseydi, artık evden çıkmazdım.” 

Arzulanan nesne konumundaki kadın ise bunda elbette hiçbir sakınca görmüyor. Sonuçta 2026 yılındayız ve bu artık tamamen normal bir iltifat! 

Kadın göz kırparak cevap veriyor: 

“O zaman karınız Military Calisthenics’i denemeli.” 

Kayınvalidenin doğum günü için yanlış kıyafet 

Yapay zekâ, hangi kadın “arketipine” sahip olduğuma karar vermeme de yardımcı olmak istiyor. Bunun üzerine akışımda karşıma şu video çıkıyor: 

Bir kadın dışarı çıkmaya hazırdır. Elbisesini giymiş, makyajını yapmıştır. Tam o sırada kocası odaya girer: 

“Annemin doğum gününde bunu mu giyeceksin?” 

Kadının, kendi arketipine uygun olmayan kıyafeti seçtiği anlaşılıyor. 

Neyse ki kocası ne yapması gerektiğini biliyor. Kadın kıyafetini değiştiriyor ve böylece her şey yeniden “iyi” oluyor. 

Diğer videoların senaryolarını burada anlatmayacağım. Zaten hepsi aynı noktaya çıkıyor: 

Bir kadın kendisi için değil, erkeği için güzel görünmeli ve “iyi” bir vücuda sahip olmalı. 

Bu dünyada “iyi” vücut ise düz bir karın, sıkı bir kalça ve mümkün olduğunca sıfır yağ anlamına geliyor. 

Üstelik bu beklenti, günümüzde moda dünyasında – ne yazık ki – tehlikeli bir geri dönüş de yaşıyor. Bunun adı da artık yeniden aşırı zayıflık takıntısı. 

Bu anlayış, böyle görünmeyen bütün kadınları da dolaylı olarak damgalıyor. 

Yapay zekâ aracılığıyla eski, modası geçmiş ve gerici bir kadınlık anlayışının yeniden piyasaya sürülmesi tam da burada başlıyor. 

Peki erkekler için de aynısı var mı? 

Asıl ilginç olan ise şu: 

Aynı reklamın cinsiyet rolleri değiştirilmiş bir versiyonunu görebiliyor muyuz? 

Örneğin mutfakta yemek yapan bir erkek… 

Karısı yanına geliyor ve şöyle diyor: 

“Ortak tatilimiz için ne zaman spor yapmaya başlayacaksın?” 

Ya da fit bir kadın, yat temizleyen kilolu bir erkeğe yaklaşıp: 

“Kocam sizin gibi görünseydi, artık evden çıkmazdım.” 

diyor mu? 

Muhtemelen hayır. 

Çünkü yapay zekâ yalnızca görüntü üretmiyor. 

Bize hangi görüntülerin “normal” kabul edilmesi gerektiğini de yeniden satıyor. 

Ve bunu bazen öylesine eski bir toplumsal cinsiyet anlayışıyla yapıyor ki, insanın gerçekten sorması gerekiyor: 

Yapay zekâ geleceği mi yaratıyor, yoksa geçmişin en kötü klişelerini yeni bir ambalajla yeniden mi pazarlıyor?|© DerVirgül  

Yayınlama: 14.08.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.