Polis, sınır dışı edilecek göçmenler için evlere girebilecek

Polis, sınır dışı edilecek göçmenler için evlere girebilecek

Avrupa Birliği göç kurallarını sıkılaştırıyor. Avrupa Parlamentosu’nda güvenli menşe ülkeler listesi ile güvenli üçüncü ülke konsepti kabul edildi.

Gözden geçirilen AB Geri Dönüş Direktifi’nin 23a maddesi ise özellikle dikkat çekiyor: Metinde açıkça belirtildiği üzere, polisin şüphe halinde, sınır dışı edilmesi gereken göçmenleri aramak amacıyla özel mekânlara girebilme hakkı tanınması öngörülüyor – üstelik konut sahiplerinin rızası olmadan da.

“Die Presse” gazetesinin, Göç Komiseri Magnus Brunner’in ofisinden edindiği bilgilere göre bu hüküm, 2025’in ikinci yarısında Konsey Dönem Başkanlığı’nı yürüten Danimarka tarafından düzenlemeye dahil edildi ve şu anda üye ülkeler arasında hararetli tartışmaların temelini oluşturuyor.

Dolayısıyla bu girişimin hayata geçip geçmeyeceği henüz belirsiz. Ancak net olan şu: Avusturya’da bu planlar, mevcut kuralların sertleştirilmesi anlamına geliyor. Hâlihazırda konut sakinleri, savcılık talimatı ya da Federal Yabancılar ve İltica Dairesi’nin [BFA] arama emri olmadan görevlileri özel alanlarına almak zorunda değil [ağır suçlar ve tehlikeli saldırılar istisna].

Sınır bölgelerinde hızlandırılmış prosedürler

AB genelinde göç politikasında sertleşen rüzgârı, Avrupa Parlamentosu’nun Salı günü Strasbourg’da kabul ettiği, reforme edilmiş iltica sistemine ilişkin iki yasa metni de gösteriyor. Bunlardan ilki, güvenli menşe ülkeler için AB çapında bir listeyi kapsıyor. Bu ülkelerin vatandaşları gelecekte sınır bölgelerinde, iltica alma ihtimali düşük olan hızlandırılmış bir prosedüre tabi tutulacak. Parlamento bu düzenlemeye 408’e karşı 184 oyla [60 çekimser] onay verdi.

Bireysel vaka incelemesi zorunluluğu sürse de, Avrupa Parlamentosu’ndaki ÖVP delegasyon başkanı Reinhold Lopatka’nın vurguladığı gibi, düzenlemenin savunulacak pek bir yanı olmadığını kendisi de kabul ediyor. Avusturyalı gazetecilerle yaptığı görüşmede, güvenli olarak tanımlanan bazı ülkelerdeki insan hakları ihlallerine dikkat çeken Lopatka, bazı durumlarda “sorunlar ortaya çıkabileceğini” söyledi.

“HPP insan haklarını sulandırıyor”

Listede, AB’ye aday ülkelerin yanı sıra [savaş halinde olan ülkeler, örneğin şu anda Ukrayna, hariç], Kosova, Bangladeş, Kolombiya, Mısır, Hindistan, Fas ve Tunus yer alıyor. Her AB ülkesi, AB listesindekilerden daha fazla ülkeyi güvenli ilan edebilir; ancak listedeki hiçbir ülkeyi güvensiz olarak tanımlayamaz.

Yeşiller’den Thomas Waitz, “Bunu cesur buluyorum” diyerek sarkastik bir tepki verdi. “Örneğin Mısır’da rejim muhalifleri sistematik biçimde hapse atılıyor. Brunner ve ÖVP’nin de mensubu olduğu HPP, insan haklarını ve hukuk devletini zayıflatıyor ve aşırı sağın alkışını topluyor.” Bu nedenle kendi grubu yasa metnine topluca karşı oy verdi.

Güvenli üçüncü ülke konsepti

“Güvenli üçüncü ülke” konseptine ilişkin kurallar da Salı günü Strasbourg’daki genel kurulda kesin olarak kabul edildi: 396 lehte, 226 aleyhte oy ve 30 çekimserle. Buna göre, yetkililer artık iltica başvurusunda bulunan kişi ile güvenli üçüncü ülke arasında kişisel bir bağ bulunduğunu zorunlu olarak kanıtlamak zorunda olmayacak. Brunner bu konuda, “AB etkili koruma sunabilen tek yer değil” dedi.

Üç kriter

Uygulamada bu, iltica sürecinde güvenli üçüncü ülke konseptinin uygulanıp uygulanamayacağını belirleyen üç kriter olduğu anlamına geliyor: Birincisi kişisel bağ, ikincisi Birliğe giden yolda güvenli bir üçüncü ülkeden transit geçiş, üçüncüsü ise başvurunun orada incelenmesinin güvence altına alındığı, AB üyesi olmayan bir ülkeyle yapılmış anlaşmalar [ikili ya da Avrupa düzeyinde].

Bir başvuru bu üç kriterden birine girerse, yetkililer başvuruyu kabul edilemez olarak reddedebilecek. CDU’lu raportör Lena Düpont, “İltica prosedürleri hızlanıyor, çünkü görevliler bir başvurunun gerekçeli olup olmadığını mümkün olduğunca erken tespit edebiliyor” dedi. Bu düzenleme, mahkemeler tarafından Roma’da şimdiye kadar durdurulan ve hâlen boş duran İtalya’nın Arnavutluk’taki iltica kamplarının da önünü açabilir.

Brunner’in kendisi ise Ocak ayında sunduğu iltica ve göç stratejisinde daha çok “çok amaçlı merkezler” öngörüyor: Daha az olumsuz çağrışımlı bu merkezlerin, iltica prosedürleri ve geri göndermelerin yanı sıra göçmenler için eğitim imkânları da sunması planlanıyor.| ©DerVirgül

Yayınlama: 10.02.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.