ABD Müdahalesi Viyana’yı Sarstı | Kurz Sevindi, FPÖ Sustukça Tartışma Büyüdü

ABD Müdahalesi Viyana’yı Sarstı | Kurz Sevindi, FPÖ Sustukça Tartışma Büyüdü

ÖVP ve Neos tansiyonun düşürülmesi çağrısı yaparken ve Venezuela’daki “hukuksuz rejimi” gündeme getirirken, SPÖ ve Yeşiller ABD’nin güç kullanma yasağını ihlal ettiğini açıkça kınadı. FPÖ ise, Sebastian Kurz’un bir açıklamasına atıfla, ÖVP’yi “çarpıtılmış bir gerçeklik” ve çelişkilerle suçladı. Kimileri için bu gelişmeler sevindirici bir rejim değişikliği ve suç rejiminin sonu anlamına gelirken, kimileri için ise hukukun değil, gücün belirleyici olduğu yeni bir dünya düzeninin başlangıcı olarak görülüyor.

ABD yönetiminin Venezuela’daki askerî operasyonu ve Nicolás Maduro’nun hafta sonunda tutuklanması, Avusturya iç siyasetini de sarstı. Federal Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellen, Pazartesi günü “Bluesky” üzerinden yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“Artık, giderek daha fazla güçlü olanın keyfîliğinin hüküm sürdüğü yeni bir dünya düzeninin gerçekliğiyle karşı karşıyayız. Ancak güçlü bir Avrupa olarak birlikte hareket edersek ayakta kalabiliriz.”

Başbakan Christian Stocker ise daha Cumartesi günü X üzerinden yatıştırıcı bir açıklama yaptı. Stocker’in ofisinden Salı günü “Presse” gazetesine yapılan kapsamlı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Venezuela’daki gelişmeler ışığında tüm taraflar tansiyonu düşürmeye çağrılmaktadır. Uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı’na uyulmalıdır.”
Stocker, AB’nin Maduro rejimini –kendi ifadesiyle bir “hukuksuz rejimi”– hiçbir zaman resmen tanımadığını vurguladı ve ekledi:
“Venezuela halkıyla dayanışma içindeyiz ve ülke için barışçıl ve demokratik bir gelecek taleplerini destekliyoruz. Avrupa ve uluslararası ortaklarımızla ve bölgedeki temsilciliklerimizle yakın temas hâlindeyiz.”

Stocker’in bir önceki başbakanı olan Sebastian Kurz ise gelişmeleri çok daha açık bir dille “great news” [harika haber] olarak nitelendirdi. Kurz, X hesabından yaptığı paylaşımda bunun yalnızca Venezuelalılar için değil, tüm “özgür dünya” için iyi bir haber olduğunu savundu. Kurz, Trump’ın dış politikasının “büyük resmini” öne çıkararak, ideolojik fundamentalistlerin “Caracas’tan Tahran’a kadar” geri püskürtüldüğünü ve ayrıca petrol rezervlerine erişimin güvence altına alındığını, bunun da petrol fiyatlarını düşürerek Moskova’yı mevcut yaptırımlardan daha fazla baskı altına alacağını ileri sürdü. ABD’nin bu süreçte uluslararası hukuku ihlal etmiş olabileceği ihtimaline ise değinmedi.

Meinl-Reisinger: “Aksi hâlde Menüde Biz Oluruz”

Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger [Neos], Pazar günü “ZiB 2” programında benzer ancak daha temkinli bir tutum sergiledi. Bad Aussee’den bağlandığı ORF yayınında şunları söyledi:
“Öncelikle şunu söylemek gerekir ki Maduro rejimi, AB tarafından hiçbir şekilde meşru olarak tanınmamıştır. Bu rejimin ardından gözyaşı dökmüyoruz.”
Buradaki “biz” ifadesiyle AB’yi kastettiğini belirten Meinl-Reisinger, hedeflerinin Venezuelalıların geleceklerini özgürce belirleyebilecekleri bir ortam yaratmak olduğunu söyledi. Ancak askerî operasyonun uluslararası hukuktaki güç kullanma yasağıyla uyumlu olmadığını da vurguladı.

Meinl-Reisinger, AB’nin daha fazla hareket kabiliyeti kazanması gerektiğini yineleyerek, “Güç politikasına dayanan bu yeni jeopolitik düzende nihayet bir aktör olmalıyız. Aksi hâlde ya rol oynarız ya da menüde yer alırız” dedi.

Babler: “Güç Kullanma Yasağının İhlali”

Başbakan Yardımcısı Andreas Babler [SPÖ], ABD’nin Venezuela’ya yönelik silahlı saldırısını sert biçimde kınadı. Babler, X üzerinden yaptığı açıklamada,
“Bu saldırı, BM Şartı’ndaki güç kullanma yasağının ağır bir ihlalidir. Bunu açıkça dile getirmek bizim inandırıcılığımız meselesidir. Uluslararası hukukun bayrağını yüksek tutmalıyız” ifadelerini kullandı.

Babler ayrıca, dünyanın yeni yılda da jeopolitik olarak geriye gittiğini ve uluslararası yapıların gözler önünde çözüldüğünü belirterek, Avrupa’nın hukukun değil gücün belirleyici olduğu bir siyaset anlayışına karşı bir alternatif sunmak zorunda olduğunu vurguladı.

Yeşiller Partisi Eş Başkanı Leonore Gewessler de Cumartesi günü yaptığı paylaşımda, saldırının açık bir uluslararası hukuk ihlali olduğunu ve sonuçsuz kalmaması gerektiğini belirtti. Gewessler, Avrupa için bunun net bir mesaj olduğunu söyleyerek, “Dayanışma, güç ve uluslararası hukukun savunulması bizim görevimizdir” dedi.

FPÖ: ÖVP’nin Gerçekliği Çarpıtması

FPÖ’nün Pazartesi öğleden sonraya kadar sessiz kalması, ÖVP Genel Sekreterliği tarafından sert biçimde eleştirildi. ÖVP Genel Sekreteri Nico Marchetti, yayımladığı açıklamada “Kickl liderliğindeki FPÖ’nün sağır edici sessizliğini” hedef aldı ve Herbert Kickl’in, hayranlık duyduğu ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela’daki tutumuna dair tek bir eleştirel söz bile söylememesinin çok şey anlattığını savundu.

FPÖ’den Christian Hafenecker ise buna karşılık verdi. Hafenecker, ÖVP’nin fiilen Maduro sistemini savunduğunu ileri sürerek, bu rejimin derinlemesine antidemokratik olduğunu ve AB tarafından da meşru kabul edilmediğini hatırlattı. ÖVP’nin “hukuk devleti” söyleminin gerçeği çarpıttığını savunan Hafenecker, Marchetti’nin seçilmiş devlet ve hükümet başkanlarını genelleyerek karalamasını da sert biçimde eleştirdi.

Hafenecker’e göre asıl çelişki, “Önde gelen ÖVP’li siyasetçilerin” kamuoyunda tamamen farklı değerlendirmelerde bulunmasıydı. Hafenecker, “Sebastian Kurz açıkça Maduro döneminin sona erdiğini söyledi. Marchetti ya bundan habersiz ya da bilinçli olarak görmezden geliyor” dedi.| ©DerVirgül

Yayınlama: 06.01.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.