Avusturya Silahlı Kuvvetleri risk tablosunu açıkladı | Göç, İHA ve casusluk

Avusturya Silahlı Kuvvetleri risk tablosunu açıkladı | Göç, İHA ve casusluk

Avusturya Silahlı Kuvvetleri [Bundesheer], düzensiz göç akınları ve insansız hava araçları [İHA] tehdidine karşı uyarıyor – kendisi de giderek daha fazla “yabancı istihbarat servislerinin odağına” giriyor.

Zorunlu askerlik süresinin uzatılmasına ilişkin tartışmaların ortasında Bundesheer, pazartesi günü yıllık risk değerlendirmesini sundu. Cumhuriyet için en büyük tehditlere dair bu tablo her yıl daha da kararıyor. 2026 da istisna değil. Savunma Politikası ve Uluslararası İlişkiler Dairesi Başkanı Tümgeneral Roland Vartok, “Eski kurallara dayalı düzen artık yok” dedi. Dünya, “emperyal saldırganlıkların tüm yönleriyle yaşandığı son derece çatışmacı yeni bir dünya düzeninin başlangıcında” bulunuyor. Bundesheer stratejisti, bu düzensizlikten Avusturya için türeyen bir dizi riski sıraladı. Siber saldırıların yanı sıra havadan gelen tehditler de bunlar arasında. İHA tehdidinin “yakın ve kaçınılmaz” olduğunu vurgulayan Vartok, “Avusturya’nın İHA’ların hedefi olup olmayacağı değil, ne zaman olacağı sorusu söz konusu. Özellikle Şarkı Yarışması gibi büyük etkinlikler cazip bir saldırı alanı sunuyor” dedi.

Göç ve Ukrayna savaşı

Risk değerlendirmesini hazırlayanlara göre, düzensiz göç akınları Avusturya ve Avrupa için somut bir tehlike oluşturuyor. Bunun bir nedeni, Avrupa’nın çevresindeki “patlayıcı karmaşa” – Orta Doğu’da olası bir bölgesel yangından Sahel bölgesindeki teröre kadar. Diğer neden ise Kremlin’in göçü bir silah olarak kullanması ve örneğin Afrika’da düzensiz göçü yalnızca körüklemekle kalmayıp, kaçış hareketlerinin ne zaman başlayacağını da belirleyebilecek kapasiteye sahip olması.

ABD ile Avrupa arasındaki kopuş da bir risk olarak değerlendiriliyor. Vartok, “eskiden kalma ortaklık yanılsamaları”na ve Trump’la ilişkilerde “boyun eğmeye” karşı uyardı. Bundesheer’in, Trump’ın ilk başkanlık döneminde de ABD’nin tek taraflı tutumuna risk değerlendirmesinde dikkat çektiğini hatırlattı. O dönemde ABD’den itirazlar gelmişti. Bugün ise ABD yönetimi bu çizgiyi bizzat açıkça dile getiriyor.

En büyük risk olmaya devam eden başlık ise Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı. Vartok, çatışmayı gözden kaçırmamaya çağırdı: “Uzayan krizlerde bir noktadan sonra belirli bir duyarsızlaşma eğilimine giriyoruz.” Oysa Ukrayna aynı zamanda Avrupa için de savaşıyor. Rusya’nın işgali başka dünya bölgelerini de uzun süredir istikrarsızlaştırıyor. Vartok, örnek olarak Kuzey Kore’yi gösterdi: Rusya’nın yanında asker göndermesi karşılığında muhtemelen askeri teknoloji elde ediyor ve değerli savaş tecrübesi kazanıyor.

Bundesheer casusluğun hedefinde

Bundesheer için giderek artan bir diğer tehlike de casusluk. Karşı İstihbarat Dairesi Başkanı Reinhard Ruckenstuhl, risk değerlendirmesine yazdığı katkıda bunu vurguluyor. “Bundesheer, muharebe tekniği düzeyine kadar yabancı istihbarat servislerinin odağına giriyor” diyor. Karşı İstihbarat Dairesi, Bundesheer içinde casuslukla mücadeleden sorumlu.

Ruckenstuhl’a göre özellikle “Avusturya ve komşularının silahlanma ve savunma çabaları” bu servisler için “kazançlı hedefler” oluşturuyor. “Çatışma ya da savaş zamanlarında” ilginin “taktik ve muharebe değeri olan bilgilere” yoğunlaştığını belirtiyor. Bu nedenle belirli askeri teknolojiler, araştırma projeleri ve “belirli görevlerdeki kişiler” artan istihbarat ilgisine maruz kalıyor. Ruckenstuhl, Bundesheer’in yeniden silahlanmasıyla önümüzdeki yıllarda “çoğu NATO ülkeleri tarafından da kullanılan çok sayıda modern savunma teknolojisi ve ekipmanın” Avusturya’ya “akacağını” ifade ediyor.

Ordu için çıkarımlar

Genelkurmay Başkanı Rudolf Striedinger, risk değerlendirmesine ilişkin panelde hava savunmasının güçlendirilmesi çağrısı yaptı. Özellikle savunma kabiliyetlerinde “vahim eksikler” bulunduğunu söyledi. Eurofighter’ların halefi konusunda da karar aşamasına gelindiğini hatırlattı. Striedinger, askerlik komisyonunun – daha uzun zorunlu askerlik ve tatbikat yükümlülüğü öneren – tavsiyelerinin “hızla” hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu sayede reformun 1 Ocak 2027 itibarıyla uygulanabileceğini söyledi.

ETH Zürih’ten güvenlik uzmanı Daniel Möckli ise temkinli bir iyimserlik sergiledi: “Bu orman kanunlarının geçerli olduğu dünyada Avrupa hâlâ cazip bir teklif” dedi. Gelecekteki düzenin ana hatlarının şimdiden görülebileceği görüşüne de katılmadı; hâlen bir geçiş sürecinde olunduğunu savundu. Savunma Bakanlığı Genel Sekreteri Arnold Kammel de benzer bir çizgi izledi, ancak o da hayallere kapılmadı: Dünya giderek daha “Darwinci” bir hâl alıyor, dedi.| ©DerVirgül

Yayınlama: 26.01.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.