Avusturya’da Engelli Öğrenciler İçin Kapsayıcı Sınıflara Erişim Eşit Değil
Avusturya’da yapılan güncel bir araştırma, engel türüne bağlı olarak kapsayıcı eğitim sınıflarına erişimde ciddi farklılıklar olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle otizmli ve davranışsal sorunları olan öğrencilerin bu sınıflarda çok daha az yer aldığı görülüyor. Engelli çocukların ebeveynleri 1990’lı yıllardan bu yana, çocuklarının özel eğitim okuluna mı yoksa engeli olmayan çocuklarla birlikte kapsayıcı bir sınıfta mı eğitim göreceğine karar verebiliyor. Ancak uygulamada, eyaletlere göre büyük farklılıklar bulunuyor ve yeni bir çalışmanın gösterdiği üzere bu farklar engel türüne göre de değişiyor. Otizmli ve davranışsal sorunlar yaşayan öğrenciler kapsayıcı sınıflara belirgin biçimde daha az devam ediyor. Buna zihinsel engel de eşlik ettiğinde, engel daha da büyüyor.
Engelli Çocuklar İçin Çeşitli Eğitim Olanakları
Avusturya’da çocukların ve gençlerin yüzde 4,8’i, “kalıcı bedensel, zihinsel ya da ruhsal işlev kısıtlılığı” nedeniyle sözde “özel pedagojik destek ihtiyacı”na [SPF] sahip. Ayrı özel eğitim okullarının yanı sıra, bu çocuklar için kapsayıcı sınıflar, normal okullardaki ayrı sınıflar ya da özel eğitim okulları bünyesindeki, engelli ve engelsiz çocukların birlikte eğitim gördüğü entegrasyon ve kapsayıcı sınıflar gibi çeşitli modeller bulunuyor.
Avusturya genelinde kapsayıcı eğitim oranı son dönemde yüzde 60’ın üzerindeydi. Ancak eyaletler arasında büyük farklar var: Viyana’da bu oran yüzde 50’nin biraz altındayken, Steiermark’ta yüzde 80’in üzerine çıkıyor. Buna karşın, belirli engel türlerine sahip öğrenciler için bu oranlar belirgin biçimde daha düşük. Bu durum, Graz Üniversitesi’nden Sabrina Temel ve Barbara Gasteiger-Klicpera ile Yüksek Araştırmalar Enstitüsü’nden [IHS] Mario Steiner’in “International Journal of Inclusive Education” dergisinde yayımlanan çalışmasında ortaya kondu.
Otizmli ve Davranışsal Sorunları Olan Çocuklar Kapsayıcı Sınıflarda Daha Az
Araştırmaya göre, davranışsal sorunları olan çocuk ve gençlerin yalnızca yaklaşık yarısı engeli olmayan öğrencilerle aynı sınıfta eğitim görüyor. Diğer tanılara sahip SPF’li öğrencilerde bu oran yüzde 70 civarında. Otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilerde de tablo birebir aynı. Ayrıca kız öğrenciler ve ana dili Almanca olmayan çocuklar için kapsayıcı sınıfa devam etme olasılığı daha da düşük.
En büyük uçurum, davranışsal sorunları ya da otizmi olup buna ek olarak zihinsel engeli bulunan öğrencilerde görülüyor. Bu iki gruptaki çocukların yalnızca beşte biraz fazlası kapsayıcı sınıflarda eğitim alıyor. Diğer tanılara sahip SPF’li öğrencilerde ise bu oran yaklaşık yüzde 70.
Daha Profesyonel Bir Dağılım Çağrısı
Araştırmacılara göre bu veriler, kapsayıcı eğitime eşit erişimin ciddi biçimde sorgulanması gerektiğini gösteriyor. Kullanılan kriterler her zaman şeffaf ve anlaşılır değil. Temel, Gasteiger-Klicpera ve Steiner, SPF tanısının konulması ve öğrencilerin yönlendirilmesinin daha profesyonel bir şekilde ele alınması gerektiğini savunuyor. Her ne kadar resmiyette karar ebeveynlere ait olsa da, pratikte bu kararın büyük ölçüde mevcut olanaklara ve verilen danışmanlığa bağlı olduğu belirtiliyor.
Belirli engel türlerine sahip SPF’li öğrencilerin daha sık özel eğitim sınıflarına yönlendirilmesinin, öğrenme farklılıklarından ziyade yapay seçme kriterleriyle ilgili olduğu ifade ediliyor. Nitekim zihinsel engeli olan öğrencilerin kapsayıcı sınıflarda, özel eğitim sınıflarına kıyasla en az aynı düzeyde, hatta kimi zaman daha fazla öğrendiği bilimsel olarak ortaya konmuş durumda. Genel olarak bakıldığında, engelli öğrenciler ortak eğitimden fayda sağlarken, diğer öğrenciler açısından bunun çoğu zaman olumsuz bir etkisi olmuyor.| ©DerVirgül