Kıbrıs Rum Yönetimi’nin AB Konseyi Dönem Başkanlığı Viyana’da Resepsiyonla Başladı
Türkiye’nin 1974 yılındaki askeri müdahalesini ve adanın kuzeyindeki varlığını yasa dışı bir “işgal” olarak tanımlayan Kıbrıs Rum Yönetimi’nin [KRY] Avrupa Birliği [AB] Konseyi Dönem Başkanlığı, Avusturya’nın başkenti Viyana’da düzenlenen bir tören ve resepsiyonla başladı.
Etkinliğe, Viyana’daki Kıbrıs Büyükelçisi Andreas Ignatiou ile Viyana Belediye Başkanı ve Eyalet Valisi Michael Ludwig [SPÖ] birlikte ev sahipliği yaptı. Resepsiyona, Türkiye kökenli Viyana Eyalet Meclisi Üyesi Aslıhan Bozatemur’un da [SPÖ] katıldığı görüldü.
Resepsiyon kapsamında, Kıbrıslı besteci Marios Tokas’ın eserlerinden oluşan bir konser düzenlendi. Konserde Loukia Agapiou, Jannis Raptis ve Elena Karapatakis sahne aldı.
Etkinlikte konuşan Kıbrıslı Rum Büyükelçi Ignatiou, KRY’nin AB Konseyi Dönem Başkanlığı süresince izleyeceği siyasi öncelikleri kamuoyuyla paylaştı. “Dünyaya Açık, Özerk Bir Birlik” mottosu altında hazırlanan bu önceliklerin, birbiriyle bağlantılı beş ana sütun etrafında şekillendiği belirtildi. Bu sütunlar; güvenlik, savunma ve hazırlıklılık; rekabetçilik; dünyaya açık bir birlik; kimseyi geride bırakmayan bir değerler birliği ve uzun vadeli bir AB bütçesi olarak sıralandı.
KRY, 2012 yılından sonra ikinci kez AB Konseyi’nin dönüşümlü dönem başkanlığını üstlenmiş bulunuyor. Rum yönetimi, bu dönemde Avrupa bütünleşmesi açısından somut ilerleme sağlanmasını, AB içinde görüş ayrılıklarının azaltılmasını ve demokrasi, uluslararası hukuk, diyalog ve iş birliği gibi AB değerlerinin güçlendirilmesini hedeflediğini vurguluyor.
Türkiye tanımıyor
Öte yandan Türkiye, Kıbrıs Rum Yönetimi’ni bir devlet olarak tanımıyor. Ankara, 1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, 1963 yılından itibaren anayasal ortaklık yapısının fiilen ortadan kaldırıldığını ve Rum yönetiminin tüm adayı temsilen hareket edemeyeceğini savunuyor. Türkiye’ye göre KRY, Kıbrıs Türk halkını dışlayan ve tek taraflı olarak hareket eden bir yönetim niteliği taşıyor.
Bu nedenle Türkiye, AB üyesi olan KRY ile diplomatik ilişki kurmuyor ve Rum yönetiminin AB Konseyi Dönem Başkanlığı’nı Kıbrıs Türk halkını yok sayan bir durum olarak değerlendiriyor. Ankara, Kıbrıs meselesinde adada iki ayrı halk ve iki ayrı siyasi yapı bulunduğunu, çözümün ancak bu gerçeklik temelinde mümkün olabileceğini vurguluyor.
Buna karşılık Kıbrıs Rum Kesimi, Türkiye’nin 1974 yılındaki askeri müdahalesini ve adanın kuzeyindeki askeri varlığını yasa dışı bir “işgal” olarak tanımlıyor. Rum tarafı, adanın kuzeyinin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kontrolü altında bulunduğunu savunarak bu görüşünü başta Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası platformlarda gündeme getiriyor.|© Der Virgül

