Altın 4600 doların üzerine çıktı, gümüş ve platin de yükseliyor | Kıymetli metaller neden durmaksızın artıyor?
ABD Merkez Bankası [Fed] Başkanı Jerome Powell hakkında başlatılan soruşturmalar, altın fiyatını rekor seviyeye taşıdı. Ancak sadece altın değil; gümüş, platin ve paladyum da yükselişlerini sürdürüyor. Peki bu artışın arkasında ne var?
İran’daki krizin derinleşmesi, ABD’nin çatışmaya dahil olma ihtimali ve ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell hakkında yürütülen ceza soruşturmaları, yatırımcıları altına yöneltti. Güvenli liman olarak görülen altının fiyatı pazartesi sabahı tarihinde ilk kez ons başına [31,1 gram] 4600 doların üzerine çıktı, ardından bir miktar geri çekildi. Gümüş, platin ve paladyum fiyatları da yükselmeye devam etti.
Ancak altın, sadece kendine özgü rengiyle değil, diğer kıymetli metallerden temel olarak ayrılıyor. Altın, sanayi metalinden ziyade rezerv ve yatırım aracı olarak kullanılıyor. Son yıllardaki fiyat artışı, özellikle ABD dolarına alternatif arayan gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarından gelen güçlü talepten kaynaklandı. Ayrıca altın, hisse senetleriyle düşük korelasyona sahip olduğu için portföylerde bir istikrar unsuru olarak görülüyor. Altın sanayide de kullanılıyor, ancak yeni çıkarılan altının sadece yüzde yedisi sanayiye gidiyor; geri kalanı mücevher, sikke veya külçe haline getiriliyor. Bu nedenle sanayi talebinin altın fiyatı üzerindeki etkisi görece sınırlı.
Platin konjonktürle dalgalanıyor
Gümüşte durum farklı. Gümüşün yarıdan fazlası sanayide kullanılıyor. İyi iletkenliği nedeniyle fotovoltaik uygulamalarda, elektrikli araçlarda ve bataryalarda tercih ediliyor. Platinde toplam talebin yaklaşık yüzde 70’i sanayi kaynaklı. Platin egzoz katalizörlerinde ve kimya, cam ve elektrik sanayilerinde kullanılıyor. Paladyum ise yüzde 90 oranında, ağırlıklı olarak otomotiv sanayisi tarafından işleniyor. Paladyum fiyatı, platin fiyatından bile daha fazla otomotiv sektöründeki konjonktüre bağlı. Platin ve paladyum, altına kıyasla çok daha konjonktür hassası.
Peki o zaman neden şu anda tüm kıymetli metallerin yanı sıra bakır ve alüminyum gibi diğer hammaddelerin fiyatları da rekor ya da çok yıllık zirvelere ulaşıyor? Bunun nedeni, yatırımcıların ABD doları gibi devlet para birimlerinden genel bir uzaklaşma eğilimi göstermesi. ABD ve Avrupa’da üç yıl önce enflasyonun geri dönmesi, birçok yatırımcıyı endişelendirdi ve reel varlıkları daha cazip hale getirdi. Buna ABD Merkez Bankası Fed etrafındaki belirsizlikler de eklendi. Bu stratejiye “Debasement Trade” [paranın değer kaybına karşı pozisyon alma] deniyor. Yatırımcılar bu kapsamda sermayelerini dolardan çekerek altın, gümüş, gayrimenkul ya da Bitcoin’e kaydırıyor.
Altın öncü göstergeydi
Lihtenştayn merkezli fon şirketi Incrementum’dan Ronald Stöferle’ye göre, altın bu süreçte öncü bir gösterge oldu ve şimdi diğer hammaddeler onu takip ediyor. Stöferle, Mark Valek ile birlikte kaleme aldığı “In Gold We Trust” raporunda emtia rallisini önceden öngörmüştü. Şimdi buna zayıf dolar ve faiz indirimi beklentileri gibi siyasi ve parasal faktörler de ekleniyor. Zayıf dolar, dolar cinsinden işlem gören hammaddelerin fiyatını yukarı iterken, faizlerin düşmesi de faiz getirmeyen emtiaları görece daha cazip hale getiriyor. Buna bir de momentum ekleniyor: Herkes altın, gümüş ve benzeri metaller yükselmeye devam ederken bu trende dahil olmak istiyor.
Nitekim gümüş, geçen yıl 1980’den bu yana ilk kez rekor kırdı; platin ise 2007’den bu yana ilk defa zirve yaptı. Altın, 45 yıl sonra ilk kez reel anlamda rekor seviyeye ulaştı. Paladyum ise son fiyat artışlarına rağmen hâlâ 2022’deki rekorunun oldukça altında. Bunun nedenleri arasında içten yanmalı motorlardan uzaklaşma ve geçmiş yıllardaki yüksek paladyum fiyatları nedeniyle birçok otomobil üreticisinin katalizörlerde yeniden platine yönelmesi bulunuyor. Ayrıca stok seviyelerinin ve geri dönüşüm oranlarının yüksek olması da etkili. Son dönemde paladyumun ons fiyatı 1885 dolardı; dört yıl önce bu rakam zaman zaman 3440 dolara kadar çıkmıştı. Böylece platin paladyumu geride bıraktı; platin onsu son olarak 2350 dolardan işlem gördü.
“ESG” artık eskisi kadar gözde değil
Geçen yıl en çarpıcı artış ise gümüşte yaşandı. Gümüşün ons fiyatı 30 dolardan 80 doların üzerine çıktı. Pazartesi sabahı itibarıyla bir ons gümüş yaklaşık 84 dolardan işlem gördü. Beş yıl üst üste gümüş üretimi, talebin altında kaldı. Peki bu faktör neden ancak geçen yılın sonuna doğru bu kadar güçlü bir fiyat sıçramasına yol açtı? Stöferle’ye göre temel neden yine Debasement Trade oldu. Ardından güçlü sanayi talebi gibi anlatılar öne çıktı. Oysa sanayi talebi uzun süredir zaten yüksekti. Yeni olan, siyasetin kendi sanayileri için hammadde rezervlerinin önemini fark etmesi oldu. ABD, gümüşü kritik metaller listesine aldı; Çin ise ihracat kısıtlamaları getirdi.
Bir diğer görece yeni faktör ise ESG yatırım anlayışının gerilemesi. ESG; Environmental [çevre], Social [sosyal] ve Governance [kurumsal yönetim] kriterlerini ifade ediyor. Yıllarca yatırım araçları sürdürülebilirlik açısından değerlendirildi ve bu süreçte hammaddeler genellikle olumsuz not aldı. Ancak bu durum değişti. ESG, yatırımcılar için artık birincil kriter olmaktan çıktı.
Bundan sonra ne olacak?
Peki Bitcoin neden bu ortamdan yeterince faydalanmıyor? Stöferle’ye göre aslında faydalanıyor, ancak büyük yükselişler 2025’te değil, 2024’te yaşandı. Şu anda “sound money” [sağlam para] arayan yatırımcılar açısından momentum altından yana. Bitcoin’de ise momentum zayıf ve işlemler daha isteksiz seyrediyor. Ancak bu durum tekrar değişebilir.
Kıymetli metallerde bundan sonra ne bekleniyor? Stöferle, gümüş fiyatının bu yıl üç haneli seviyelere çıkabileceğini, altının ise 5000 dolara tırmanabileceğini öngörüyor. Bununla birlikte, sert yükselişlerin ardından fiyatların düzeltmeye açık olduğunu da vurguluyor. Yine de Stöferle’ye göre durum net: “Bu bir boğa piyasası, balon değil.”| DerVirgül