Eyaletler cepheleşti | Avusturya’da sağlık reformu çökme riskiyle karşı karşıya
Avusturya’da planlanan sağlık reformu daha hayata geçmeden eyaletler arası bir güç savaşına dönüşmüş durumda. Özellikle ülkenin doğusunda cepheler sertleşmiş, taraflar adeta mevziye girmiş görünüyor. Aşağı Avusturya ve Burgenland’dan gelen “misafir hastalar” meselesi, gerilimin en somut sembolü hâline gelmiş durumda. Bu şartlar altında ne ters gidebilir ki?
Viyana Belediye Başkanı Michael Ludwig [SPÖ], dört sağlık bölgesinden oluşan ve tek bütçeden finanse edilecek “akılcı” bir modeli kamuoyuna sunduğu gün, Aşağı Avusturya Eyalet Valisi Johanna Mikl-Leitner [ÖVP] Viyana’ya dava açılacağını duyurdu. Model, eyalet sınırlarını ikincil hâle getiriyor; uzmanlaşma ve erişilebilirliği esas alıyordu.
Die Presse gazetesinde Köksal Baltacı’nın aktardığına göre, davanın gerekçesi Mistelbach’tan gelen bir misafir hastanın, Viyana’daki bir hastanede aylarca beklediği randevusunun son anda iptal edilmesi. Aşağı Avusturya yönetimi, bu hastayı Viyana’ya karşı açacağı davada destekliyor.
Aynı gün Burgenland Eyalet Valisi Hans Peter Doskozil [ÖVP] de sağlık bölgeleri fikrine temelden karşı olduğunu açıkladı. Gerekçesi açık: Burgenland’ın sağlık politikası açısından “bölünmesini” kabul etmiyor. Viyana’nın önerisine göre Burgenland’ın kuzeyi Doğu Bölgesi’ne, güneyi ise Steiermark ve Kärnten ile birlikte Güney Bölgesi’ne bağlanacaktı.
Baltacı’nın yazısında aktardığı üzere Doskozil, Burgenland’ın misafir hastalar konusundan ders çıkardığını ve kendi sağlık atağını güçlendirdiğini savunuyor. Öncelikli hedefinin, mümkün olan en fazla ileri düzey tıbbi hizmeti Burgenland içinde sunmak olduğunu söylüyor. Amaç, halka uzun bekleme süreleri ya da geri çevrilmeler yaşatmamak. Diğer eyaletlerden gelen hastaların ise dışlanmadığını özellikle vurguluyor.
“Eyaletler parçalanıyor” endişesi
Bu endişe Aşağı Avusturya’da da paylaşılıyor. ÖVP Meclis Grup Başkanı Kurt Hackl’a göre Viyana’dan gelen öneri “hiçbir şeyi daha iyi hâle getirmiyor”. Johanna Mikl-Leitner ise görüşmelere açık olduklarını söylese de çizgiyi net çekiyor:
“Değişiklikler ancak Aşağı Avusturyalıların çıkarına hizmet ederse benim onayımı alır.”
Köksal Baltacı’ya göre burada asıl kabul edilmek istenmeyen gerçek şu: Her gün yaklaşık 200 bin Aşağı Avusturyalı Viyana’ya işe gidip geliyor. Ancak söz konusu sağlık hizmetleri olduğunda, Viyana’daki hastanelerde daha uzun süre randevu bekliyor ya da hiç randevu alamıyorlar.
Eyaletlere veto, düğüme yeni bir ilmek
Ocak ayından itibaren Eyalet Valileri Konferansı başkanlığını devralan Tirol Valisi Anton Mattle’ın tutumu ise tabloyu daha da karmaşıklaştırıyor. Mattle, eyalet sınırlarının aşılmasını olumlu buluyor. Hatta hastane acilleriyle serbest hekimlerin tek bir bütçeden finanse edilmesini, vergi gelirleriyle sosyal sigorta kaynaklarının birleştirilmesini bile mümkün görüyor.
Ancak bir şartla: Hastanelerin nerede olacağına dair tüm yetki eyaletlerde kalmalı. Federal hükümet ise yasama ve hasta yönlendirmesinin daha verimli hâle getirilmesiyle ilgilenmeli. Üstelik eyaletlerin, federal düzeyde alınacak her kararda veto hakkı olması gerektiğini savunuyor.
Baltacı’nın altını çizdiği gibi, işte bu karmaşık güç dengesi içinden yıl sonuna kadar ülke genelinde geçerli bir sağlık reformu çıkarılması bekleniyor. Amaç; randevu ve ameliyat bekleme sürelerini kısaltmak, misafir hasta sorununu çözmek ve sağlık alanındaki opak finans yapısını şeffaflaştırmak. Mevcut sistemde hastaneler eyaletlerin, muayenehaneler ise sosyal sigortanın sorumluluğunda. Sonuç olarak hastalar sistem içinde oradan oraya savruluyor ve çoğu zaman “en doğru tedavi noktasında” değil, en kolay ulaşılan yerde tedavi ediliyor.
“Dostça olmayan jestler”
Sorunun ne kadar derin olduğunu yalnızca Mistelbach’tan gelen o hasta değil, her gün benzer deneyimler yaşayan binlerce kişi biliyor. Ve bu hastalar, siyasi sorumluların birbirlerine nasıl “dostça olmayan jestler” yaptığını izlemek zorunda kalıyor. Viyana Belediye Başkanı Ludwig’in, Aşağı Avusturya’nın açtığı davayı tanımlarken kullandığı ifade tam olarak bu.
Ludwig, eyaletlerden gelen hastaların Viyana’daki yüksek ihtisaslı hastanelerde tedavi olmak istemesini anlayışla karşıladığını söylüyor. Ancak buna rağmen Viyana’nın 610 milyon Euro’luk bir açık verdiğini ve bu açığın giderek büyüdüğünü de hatırlatıyor. Ona göre Mikl-Leitner’in yapması gereken, “Aşağı Avusturyalı bir hastanın Viyana’da neden daha uzun beklediğinden şikâyet etmek yerine”, bu hastayı kendi eyaletinde nasıl tedavi edebileceğini düşünmek.
Sonuç mu?
Köksal Baltacı’nın ironik sorusuyla bitirecek olursak:
Ne ters gidebilir ki? | ©DerVirgül