Öcalan | Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz
İmralı cezaevindeki PKK lideri Abdullah Öcalan 27 Şubat çağrısının yıldönümünde gönderdiği yeni mesajla “negatif barıştan pozitif barışa” geçilmesi gerektiğini belirterek, “demokratik entegrasyon” vurgusu yaptı.
Türkiye’de PKK ile Ekim 2024’te başlatılan yeni süreç kapsamında Öcalan, bir yıl önce bugün örgütüne kongresini toplayarak kendini feshetme ve silah bırakma çağrısı yapmıştı.
Bu çağrının yıldönümünde DEM Parti Öcalan’ın yeni mesajını açıkladı.
Öcalan’ın yeni mesajında neler var?
PKK lideri Öcalan, İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan ve eski PKK hükümlüsü Veysi Aktaş tarafından Türkçe ve Kürtçe olarak okunan yaklaşık 2 sayfalık yeni mesajında “Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz. Yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor” dedi.
Öcalan “Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyor ve her kesimi bu yönde imkân yaratmaya ve sorumluluk almaya davet ediyoruz” dediği açıklamasında pek çok kez “demokratik entegrasyon” vurgusu yaptı.
“Demokratik toplum, demokratik uzlaşı ve entegrasyon, pozitif dönemin zihniyet dünyasının yapı taşlarıdır” diyen Öcalan, ‘demokratik entegrasyonun’ Cumhuriyet’in başlangıcı kadar önemli olduğunu ifade etti.
Öcalan, “Günümüzde yaşanan birçok sorunun ve krizin sebebi demokratik bir hukukun yokluğudur. Demokratik topluma alan tanıyacak, demokrasiye alan tanıyacak ve bunun güçlü hukuksal güvencelerini oluşturacak bir yaklaşıma ihtiyacımız var” dedi.
“Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz” diyen Öcalan, Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki temel metinlerin Türk ve Kürt birliğini ifade ettiğini, geçen seneki 27 Şubat çağrısının bu birlik ruhunun canlandırılma girişimi ve demokratik cumhuriyet talebi olduğunu belirtti.
DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in haberine göre, Öcalan, kandan ve çatışmadan beslenme mekaniğini kırmayı amaçladıklarını, sorunun tarihselliğini, ciddiyetini ve üretebileceği riskleri görmek yerine kısa vadeli dar siyasi çıkarlara göre hareket etmenin herkesi zayıflatacağını da dile getirerek, “Son iki yüzyılda tersine çevrilmek istenen kardeşliğin önündeki engelleri kaldırıyor, kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz. Nasıl bir araya gelinir ve nasıl bir arada yaşanılırı tartışmak istiyoruz” dedi.
Öcalan, bu süreçte vatandaşlık ilişkisinin “millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak” kurulması gerektiğini de belirterek, “Din ve dil empoze edilmediği gibi milliyet de empoze edilmemelidir” ifadelerini kullandı.
Söz konusu mesajın DEM Parti İmralı heyetinin 16 Şubat’taki görüşmesinde Öcalan tarafından iletildiği belirtildi.
Mesajın yanı sıra Öcalan’ın yeni bir fotoğrafı da DEM Parti tarafından yayımlandı.
DW Türkçe’nin konuştuğu DEM Partili yetkililere göre Öcalan bu mesajıyla süreçte birinci aşamanın bittiğini ve ikinci aşamaya geçildiğini teyit ederek, ikinci aşamada neler yapılması gerektiği ile ilgili bir çerçeve çiziyor. Öcalan’ın çok açık olmasa da devlete adım atma çağrısında bulunduğunu belirten yetkililer, “negatif barıştan pozitif barışa geçme” ve “demokratik entegrasyon” bölümlerinin bu kapsamda yorumlanabileceğini belirtiyor.
DEM Parti’den iktidara adım atma çağrısı
Öcalan’ın çağrısı öncesinde süreci özetleyen ve hayatını kaybeden DEM Partili Sırrı Süreyya Önder’in konuşmasıyla açılan bir sinevizyon gösterildi.
DEM Parti Eş Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan da Öcalan’ın çağırısı öncesinde kısa birer açıklama yaptı.
Hatimoğulları, Öcalan’ın geçen yılki çağrısının güçlü bir manifesto olduğunu söyleyerek, DEM Parti olarak bir yıldır gelişmelerin onurlu bir barışa dönüşmesi için çalıştıklarını kaydetti.
“Şimdi sorumluluk devlette ve iktidardadır” diyen Hatimoğulları 27 Şubat çağrısının içeriğine uygun kararlar alınması ve somut adımlar atılması gerektiğini söyledi. Hatimoğulları sözlerini şöyle sürdürdü:
“27 Şubat çağrısı demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük temelinde Türkiye siyasetinin önüne konmuş açık bir programdır. Gecikmeden politika üretilmeli ve net bir yol haritası belirlenmeli, somut ve güven verici adımlar atılmalıdır. Barış iradesi kurumsal karşılığını net bir biçimde bulmalıdır. 27 Şubat çağrısı demokrasi, adalet eşitlik özgürlük temelinde Türkiye siyasetinin önüne konmuş açık bir programdır. Mücadelenin silahla değil siyaseten yürütüleceğinin güçlü ve net beyanıdır. Amasız ve fakatsız bir biçimde arkasındayız.”
Tuncer Bakırhan ise konuşmasında artık somut ve pratik adımlar atılması çağrısında bulunarak, “Sorumluluk devlet ve yürütme erkindedir, artık bir eşiği aşmak zorundayız, bir yıldır aynı eşikte bekleyip duruyoruz” diye konuştu.
Bakırhan, artık barışın hukukunun yazılması gerektiğini söyleyerek, §Bu topraklar, bin asırdır Kürt meselesini çözemiyor. 27 Şubat çağrısı, demokratik siyaset, hukuk ve toplumsal bir uzlaşıyla başta Kürt meselesi ve demokratikleşme sorunlarımızı çözme kararlılığıdır. Bu siyasi irade, Ortadoğu’nun kadim topraklarına düşen bir barış cemresidir” diye konuştu.
Tarihsel ve toplumsal barışın tesisi için “Öcalan’ın rolü, pozisyonu veya yasal statüsünün” net bir şekilde tanınması ve güvence altına alınması gerektiğini söyleyen Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tarihe açıkça not düşüyoruz: DEM Parti nerededir diyenlere bir kez daha bu salonda yanıtımızı veriyoruz. 27 Şubat çağrısını tüm inancımızla destekliyor ve sonuna kadar sahipleniyoruz. Sahiplenmeye devam edeceğiz. Sayın Öcalan’ın demokratik siyaset çabasının ve barış iradesinin arkasında olmaya devam edeceğiz.”
Çağrının okunması sırasında DEM Parti İmralı heyetinin diğer üyeleri Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar ve Asrın Hukuk Bürosu avukatı Faik Özgür Erol de bulundu.
Süreç hangi aşamada, nasıl ilerleyecek?
İktidarın “Terörsüz Türkiye”, DEM Parti’nin ve PKK’nın “Barış ve Demokratik Toplum” olarak adlandırdığı süreç kapsamında
Bu gelişmenin ardından yaz aylarında 11 Temmuz 2025’te ise küçük bir grup PKK’lı, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin kontrolündeki bölgede düzenlenen sembolik bir törenle silahlarını yakmıştı.
Süreç kapsamında TBMM’de komisyon kurulmuş ve geçtiğimiz haftalarda ortak raporu yayınlanmıştı. Şimdi bu raporun önerileri doğrultusunda PKK’lıları da kapsayacak şekilde bazı yasal düzenlemelerle ilgili adım atılması bekleniyor. Ancak devlet yasal düzenlemeler için öncelikle silahların tamamen bırakıldığına ilişkin tespit gerektiğini belirtiyor.
Silahların bırakıldığının tespitinin ardından TBMM’de sadece PKK’lıların yararlanabileceği şekilde bir “Kod Yasa” çıkartılması planlanıyor.
Ancak DW Türkçe’nin edindiği bilgiye göre yasal düzenlemelerin takvimi konusunda Cumhur İttifakı içinde henüz bir netlik henüz bulunmuyor. Bazı kesimler Ramazan sonrasında TBMM kapanana kadar adım atılması gerektiğini belirtirken, diğer kesimler ise yaz aylarında çalışılarak yeni yasama döneminde atım atılmasını uygun buluyor.