Kürtaj yapan tek klinik kapanıyor | “Hamile bir kadın otomatik olarak anne değildir

Kürtaj yapan tek klinik kapanıyor | “Hamile bir kadın otomatik olarak anne değildir

Vorarlberg’de yıllardır gebelik sonlandırması yapan tek doktor olan Benedikt-Johannes Hostenkamp emekli oluyor. Die Presse gazetesinden Duygu Özkan’ın söyleşisine göre, kürtajların artık Bregenz Devlet Hastanesi’nde özel hizmet olarak sunulması özellikle danışmanlık alanında ciddi bir boşluk yaratıyor.

Vorarlberg’de on yıllar boyunca gebelik sonlandırması yapan tek hekim olan Benedikt-Johannes Hostenkamp emekliliğe ayrılıyor. Die Presse’ten Duygu Özkan’ın aktardığına göre, bu gelişmeyle birlikte eyalette kürtaj hizmeti ilk kez tamamen hastane bünyesine taşınmış olacak. Hostenkamp ise bu geçişi özellikle kadınlar açısından sorunlu buluyor.

“Bir gözüm gülüyor, bir gözüm ağlıyor”

Duygu Özkan’ın görüştüğü Hostenkamp, ortalamanın yaklaşık on yıl üzerinde çalıştığını belirterek emekliliğini şu sözlerle anlatıyor:

“Bir gözüm gülüyor, bir gözüm ağlıyor. Ağlıyor, çünkü bu muayenehaneyi devredemiyorum. Bu da gebelik çatışması danışmanlığı alanında ciddi bir boşluk yaratıyor.”

Eyalet yönetimi, Bregenz Devlet Hastanesi’nde danışmanlık hizmetinin sunulduğunu savunsa da Özkan’ın söyleşisinde aktardığına göre Hostenkamp pratikte bunun işlemediğini düşünüyor.

“Danışmanlık için çoğu zaman artık çok geç”

Özkan’ın aktardığına göre, hastanede yapılan kürtajların yüzde 70–80’i medikal yöntemle gerçekleştiriliyor ve bu süreç çoğunlukla evde, refakatsiz şekilde ilerliyor.

“Kadınlar kayıt yaptırıyor, gelip ilaçlarını alıyorlar. O noktada danışmanlık için artık çok geç. Bizim muayenehanede danışmanlık ilk telefon görüşmesiyle başlardı; görüşmeler yarım saate kadar uzardı.”

Hostenkamp’a göre kayıt sürecinin sekreterya üzerinden yürütülmesi bile danışmanlık için kritik bir fırsatın kaçırılması anlamına geliyor.

“Kadınlar karar baskısı altında kalıyor”

Duygu Özkan’ın haberinde dikkat çektiği üzere, Avusturya’da sosyal danışmanlık yasal olarak isteğe bağlı. Bu durum özellikle maddi ve sosyal destekler konusunda bilgi eksikliğine yol açıyor.

“Kadın ya da çift neredeyse her zaman karar baskısı altında kalıyor. Bu baskı kaygı yaratıyor. Benim amacım kadınların istemedikleri halde hamile kalmaları değil; bilinçli bir karar verebilmeleri.”

Danışmanlık sonrası yüzde 10 karar değişikliği

Özkan’ın aktardığı verilere göre Hostenkamp, yıllar boyunca iki ayrı istatistik tuttu: kayıt yaptırıp gelmeyenler ve ön muayeneden sonra kürtajdan vazgeçenler. Sonuç yüzde 10’luk bir orana işaret ediyor.

“Yılda yaklaşık 300 kürtajda bu, 30 kadının kararını değiştirmesi demek. Bu azımsanacak bir sayı değil. Danışmanlık mutlaka sonucu açık olmalı.”

“Eyalet siyaseti işi bana bıraktı”

Duygu Özkan’a göre Hostenkamp, eyalet siyasetinin uzun yıllar boyunca bu alanı fiilen kendisine bıraktığını düşünüyor. Kadın doğum uzmanlarının bir araya gelerek, eyalet desteğiyle muayenehaneyi devralabileceğini ancak kimsenin ekonomik riski almak istemediğini söylüyor.

Hastaların yüzde 60’ı göçmen

Özkan’ın haberinde yer alan bilgilere göre, Hostenkamp’ın hastalarının yaklaşık yüzde 60’ı göçmen kadınlardan oluşuyor.

“Birçok ailede bu konu hâlâ tabu. Kadınlar kendi topluluklarında tanınmaktan korkuyor. Bazı vakalarda kürtaja zorlanan kadınlar bile var. Danışmanlığın temel görevi, kadının kendi bedeni üzerinde söz sahibi olduğunu anlatmak.”

“Hamilelik otomatik olarak annelik değildir”

Duygu Özkan’ın söyleşisinde öne çıkan noktalardan biri de Hostenkamp’ın yıllar içinde hem doğum hem de kürtaj hizmeti vermiş olması. Hekim bu durumu bir çelişki olarak görmediğini söylüyor:

“Bir kadın anne olmak istemiyorsa, gebelik sonlandırmadan başka bir çözüm görmüyorum. Hamile bir kadın otomatik olarak anne değildir. Burada iki temel hak karşı karşıya geliyor: Kadının özbelirlenim hakkı ve doğmamış olanın yaşam hakkı.”

Protestolar ve tehditler

Özkan’ın aktardığına göre Hostenkamp, muayenehanesinin önünde yıllarca kürtaj karşıtı grupların protestolarına maruz kaldı ve ölüm tehdidi aldı. Bu baskının doğrudan kadınların sağlığını etkilediğini vurguluyor:

“Hastalar çok gergin oluyordu. Daha fazla sakinleştirici ve narkoz kullanmak zorunda kalıyorduk. Bu, kadınların bedensel bütünlüğü hakkına aykırıydı.”

“Toplumsal uzlaşmayı bozmanın anlamı yok”

Kadın hakları konusunda bir geri gidiş yaşandığına dair tartışmaları da değerlendiren Hostenkamp, Özkan’ın aktardığına göre mevcut yasal çerçevenin korunması gerektiğini savunuyor:

“Dünya görüşleri farklı olabilir ama bugüne kadar işleyen toplumsal uzlaşmayı yeniden açmanın bir nedeni yok. Her kadının yasal ve erişilebilir bir gebelik sonlandırmasına hakkı var.”

Emekliliğin sınır ötesi etkisi

Duygu Özkan’ın yazısında dikkat çektiği son noktalardan biri ise Hostenkamp’ın emekliliğinin yalnızca Vorarlberg’i değil, Alman komşu bölgeleri de etkileyecek olması. Hekim, Bavyera’daki kürtajların üçte birini yapan bir meslektaşının kendisini aradığını ve kapasite sorununun sınır ötesinde de büyüdüğünü söylüyor.| ©DerVirgül

Makaleyi Die Presse gazetesinden “Almanca” okumak için tıklayınız!

 

Yayınlama: 08.02.2026
Düzenleme: 08.02.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.