Kadınlar Daha mı “Sert” Film Yapıyor?
Kadınlar erkeklerden daha “sert” filmler mi yapıyor? Deneme belgesel No Mercy bu sorunun izini sürüyor. Yönetmen Isa Willinger ile tartışmalı kadın sinemacılar, özgürleştirici seks sahneleri ve feminizm etiketinin iki ucu keskin doğası üzerine bir söyleşi.
Ünlü Ukrayna-Sovyet yönetmen Kira Muratova, 1988’de kadınların erkeklere kıyasla daha “sert” filmler yaptığını söylemişti. Willinger’e göre bu soruyu yanıtlamak için önce “sertlik” kavramını ayrıştırmak gerekiyor. Muratova’nın bu gözlemi, Fransa’daki Créteil Kadın Filmleri Festivali’nde yaptığı ve ikinci dalga feminizmin etkili olduğu bir döneme dayanıyor. O yıllarda kadın yönetmenler, kadınların yaşamını ve maruz kaldıkları şiddeti açık, radikal ve dolaysız bir sinema diliyle ele alıyordu.
Willinger’in filmine göre bu yapımların birçoğu kısa sürede unutuldu ve sinema tarihinin kanonuna giremedi.
Unutulan Filmler, Tartışmalı İkonlar
Yönetmenin dikkat çektiği isimlerden biri Avusturyalı sanatçı ve yönetmen Valie Export. Bir diğer önemli örnek ise Romance. Filmin yönetmeni Catherine Breillat, 1999 yapımı bu filmde kadın arzusunu açık biçimde ele almıştı. Film, cinsellik sahnelerinin açıklığı nedeniyle “pornografik” olmakla suçlanmış; hatta yalnızca porno sinemalarda gösterilmesi gündeme gelmişti.
Breillat’nın başrol oyuncusu Caroline Ducey, 2024’te yayımladığı bir kitapta çekimler sırasında sınırlarının ihlal edildiğini iddia etti. Breillat ise suçlamaları reddediyor. Willinger, bu çelişkiyi filmine sonradan dahil etmiş. Ona göre sanattaki radikalite ile set ortamındaki etik tutum aynı şey olmamalı: “Keşke sertliği sanata saklayabilsek” diyor.
Etiketlerin İki Yüzü
Filmde farklı kuşaklardan yönetmenler yer alıyor. Kimileri “kadın filmi” ya da “feminist film” etiketlerinden rahatsız; kimileri ise bu kavramların eşitlik mücadelesi açısından gerekli olduğunu savunuyor.
Willinger’e göre bu kavramlar bugünü ve geçmişi anlamak için hâlâ gerekli. Ancak uzun vadede sanatın bu kategorilerden özgürleşmesi ideal olurdu. Film hem “feminist” bölümlerde hem de genel yarışmalarda gösteriliyor; yönetmen, farklı seyirci kitlelerine ulaşmanın önemli olduğunu vurguluyor.
Erkek Bakışı ve Sinema Kanonu
Söyleşide erkek egemen sinema dili de tartışılıyor. Örneğin Buffalo ’66 bugün farklı bir gözle değerlendiriliyor. Martin Scorsese gibi kanonik isimlerin filmleri de eleştirel bir perspektifle yeniden okunuyor. Ayrıca Brainwashed belgeseli, erkek bakışını doğrudan mercek altına alan yapımlar arasında anılıyor.
Willinger’e göre mesele erkek yönetmenleri suçlamak değil; ilham veren alternatif bir sinema dili geliştirmek.
“No Mercy” şu anda sinemalarda gösterimde. Filmden ilham alan bir seçki ise 31 Mart’a kadar Viyana’daki Stadtkino Wien’de izlenebiliyor.| DerVirgül