Avusturya medyası | Brüksel kriz ortasında Türkiye’yi nasıl küstürüyor
Von der Leyen, Ankara’yı Moskova ve Pekin’le aynı kategoriye koydu. Eleştirmenler bunu stratejik hata olarak görüyor. Türkiye bugüne kadar Avrupa için Ortadoğu kriz bölgesinin sınırında vazgeçilmez bir ortak sayılıyordu. Ancak şimdi AB, dışlayıcı sinyallerle bu ortağı küstürüyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Türkiye’yi Avrupa ile ilişkiler bağlamında Çin ve Rusya gibi ülkelerle aynı sıraya koydu. Cuma günü düzenlenen AB-Ortadoğu toplantısına Suriye ve Lübnan davet edilirken Türkiye çağrılmadı. Ankara ve Brüksel’deki eleştirmenler bunu stratejik bir hata olarak değerlendiriyor.
Von der Leyen, “Die Zeit” gazetesinin düzenlediği bir etkinlikte Türkiye’yi Avrupa için etkisi sınırlandırılması gereken potansiyel bir rakip olarak gördüğünü açıkça ortaya koydu. AB’nin yakın çevresinin gelecekte “Rus etkisi altında ya da Türk etkisi altında ya da Çin etkisi altında olup bizim için zorlayıcı” hale gelmemesi gerektiğini söyledi.
Ankara’dan tepki
Türk gazeteci Ruşen Çakır [Medyascope] platformundan, “Artık Avrupalı sayılmıyor muyuz?” diye sordu. Türkiye’nin hâlâ AB’ye aday ülke olduğunu hatırlattı. Katılım süreci yıllardır donmuş olsa da Türkiye kendisini Avrupa’nın bir parçası olarak görmeye devam ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisi AKP’nin sözcüsü Özgür Çelik ise von der Leyen’i AB’yi bir “Hristiyan kulübü” olarak tutmak istemekle suçladı.
Oysa yakın zamana kadar Avrupa’nın önde gelen siyasetçileri – Almanya Başbakanı Friedrich Merz gibi – Türkiye’nin güçlü savunma sanayisi ve bölgedeki bağlantıları nedeniyle önemli bir müttefik olduğunu vurguluyordu. Ankara, mültecileri Avrupa’dan uzak tutuyor ve Erdoğan, Rusya ile Ukrayna arasında arabuluculuk yaptı. Son olarak Erdoğan, ABD ile İran’ı aynı masaya getirme çabalarında Pakistan hükümetini destekledi.
Bu nedenle von der Leyen’in Türkiye’nin “olumsuz etkisi” hakkındaki sözleri Avrupa’da da eleştiriyle karşılandı. Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raportörü Nacho Sánchez Amor, bu ifadelerin jeopolitik açıdan hata olduğunu belirtti.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ise Ankara ziyareti sırasında Komisyon Başkanı’ndan açıkça uzaklaştı: Rutte de tehdit olarak görülebilecek üç ülke saydı, ancak Çin ve Rusya’nın yanı sıra Türkiye yerine İran’ı zikretti. Erdoğan ise doğrudan yanıt vermek yerine bu eleştiriyi NATO Genel Sekreteri’ne bıraktı.
AB Komisyonu, von der Leyen’in sözlerini yumuşatmaya çalıştı. Bir sözcü, Komisyon Başkanı’nın Türkiye’nin aday ülke olarak özel sorumluluğuna dikkat çektiğini söyledi. Ancak bu açıklama kimseyi ikna etmedi. Türk muhalefet siyasetçisi ve eski diplomat Namık Tan, X platformunda von der Leyen’in “dil sürçmesi yapmadığını”, aksine Avrupa’daki “Türk karşıtı reflekslerin kaygı verici boyutunu” ortaya koyduğunu yazdı.
AB diyaloğundan dışlanma
AB, Türkiye’yi Kıbrıs’ta düzenlenen Ortadoğu ülkeleri zirvesine davet etmeyerek bu izlenimi güçlendirdi. Nikosia’daki gayriresmî toplantıda AB yetkilileri Suriye, Lübnan, Ürdün, Mısır ve Körfez İşbirliği Konseyi temsilcileriyle görüştü. Bölgenin en etkili ülkelerinden biri olan ve Akdeniz, Balkanlar, Karadeniz ile Ortadoğu arasında stratejik konuma sahip Türkiye ise davet edilmedi.
Bunun bir nedeni Türkiye ile AB üyesi Kıbrıs Cumhuriyeti arasındaki gerilim. Ada, 1974’teki Yunan darbesi ve ardından gelen Türk askerî müdahalesinden bu yana bölünmüş durumda. Ankara, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımıyor; Kıbrıs da AB içinde Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkan ülkelerden biri.
Ancak Türkiye’nin dışlanması aynı zamanda AB’nin siyasi yaklaşımını da yansıtıyor. Dış politika uzmanı Murat Yetkin’e göre Avrupa’nın stratejik bir vizyonu yok. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da Türkiye’de rahatsızlık yarattı; Yunanistan’ın Fransa’nın korumasına güvenebileceğini vurguladı.
Yetkin’e göre AB, Türkiye’nin Avrupa savunmasına katkısını isterken onu siyasi ve ekonomik iş birliğinden dışlamaya çalışıyor. “Avrupa, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu için Türkiye’siz bir plan yapmak istiyorsa, o zaman hoşça kal” diyor. Bu şekilde Türkiye’nin iş birliğine ikna edilemeyeceğini savunuyor.
AB’nin yeni tutumu, Erdoğan’ın partisi AKP’nin parlamentodaki ortağı olan milliyetçi MHP’nin elini güçlendiriyor. MHP, Türkiye’nin ABD ve İsrail’e karşı denge oluşturmak için Çin ve Rusya ile ittifak kurmasını savunuyor. Partiden üst düzey bir isim kısa süre önce Moskova’da temaslarda bulunmuştu. | ©DerVirgül