Göçmenlik Komiseri, Avusturya’yı Avrupa Adalet Divanı’na götürecek mi?
Die Presse yazarı Ulrike Weiser’in aktardığına göre, Avusturya’nın aile birleşimini durdurma kararı Avrupa Birliği düzeyinde hukuki tartışma yaratırken, konunun Avrupa Komisyonu tarafından nasıl ele alınacağı belirsizliğini koruyor. Birden fazla sivil toplum kuruluşunun başvurusu üzerine gündeme gelen süreçte, Magnus Brunner’ın da doğrudan muhatap olduğu şikâyetin Avrupa Adalet Divanı’na taşınıp taşınmayacağı ise şimdilik düşük ihtimal olarak değerlendiriliyor.
STK’lardan Brüksel’e şikâyet
Aralarında uluslararası faaliyet gösteren International Refugee Assistance Project’in de bulunduğu çeşitli sivil toplum kuruluşları, Avusturya’nın iltica hakkı tanınanlar ve ikincil koruma statüsündekiler için aile birleşimini durdurmasını AB hukukuna aykırı olarak değerlendirerek Avrupa Komisyonu’na başvurdu. Başvuruda, Komisyonun konuyu inceleyerek ihlal süreci başlatması talep edildi.
“Açık ihlal yok” değerlendirmesi
Avrupa hukuku uzmanı Walter Obwexer’e göre, Komisyon her şikâyeti değerlendirmek zorunda olsa da nasıl bir adım atacağı kendi takdirine bağlı. Sadece açık bir AB hukuku ihlali durumunda konunun Avrupa Adalet Divanı’na taşınması gerekiyor.
Obwexer, Avusturya’nın söz konusu kararı eğitim sistemindeki aşırı yük gibi gerekçelerle savunduğunu hatırlatarak, bu nedenle “açık ihlal” durumunun oluşmadığını belirtiyor.
Süreç uzun ve belirsiz
Komisyon bir ihlal tespit etmesi halinde farklı yollar izleyebiliyor. Öncelikle üye devletle temas kurabiliyor ya da resmi ihlal sürecini başlatabiliyor. Bu durumda “mavi mektup” olarak bilinen ilk adım atılıyor ve devletten savunma isteniyor. Sürecin yazışmalarla birlikte bir yıla kadar uzayabileceği ifade ediliyor.
Aile birleşiminin durdurulmasının Temmuz 2026’ya kadar geçerli olması ise süreci engellemiyor. Olası bir ihlal kararı sonradan da verilebiliyor. Bu durum hem tazminat talepleri hem de Avusturya’nın planladığı kota uygulamaları açısından siyasi sonuçlar doğurabilir.
Komisyon neden sessiz?
Haberde, Avrupa Komisyonu’nun benzer konularda temkinli davrandığına dikkat çekiliyor. Örneğin Almanya’nın sınırda sığınmacıları geri çevirmesi ya da sınır kontrollerine ilişkin tartışmalarda da Brüksel’in açık bir müdahalede bulunmadığı belirtiliyor.
Obwexer’e göre bu çekingenliğin arkasında siyasi nedenler bulunuyor. Komisyonun iltica politikalarında sert bir tutum sergilemek istediği ve hukuki adımların aşırı sağ partilere siyasi avantaj sağlayabileceğinden çekindiği ifade ediliyor.
Beklenen adım: üst düzey görüşmeler
Uzmanlara göre Avusturya ile Komisyon arasında doğrudan bir dava sürecinden ziyade diplomatik temaslar öne çıkacak. Bu kapsamda, Avusturya İçişleri Bakanlığı ile Brüksel arasında üst düzey bürokrat görüşmelerinin yapılması bekleniyor.| ©DerVirgül