Avusturya’da doğum oranı alarm veriyor | “Ailenin güzel bir şey olduğu yeniden gösterilmeli”
Avusturya’da doğum oranları tarihi seviyelere gerilerken, uzmanlar çocuk sahibi olmama eğiliminin giderek güçlendiğine dikkat çekiyor. Avusturya Bilimler Akademisi tarafından hazırlanan yeni “Doğum Barometresi” araştırmasına göre ülkede kadın başına düşen çocuk sayısı 1,29’a kadar indi. Bu oran, ülke tarihindeki en düşük seviyelerden biri olarak değerlendiriliyor.
Araştırmaya göre özellikle genç kadınlar arasında çocuk sahibi olmak istemeyenlerin oranı belirgin şekilde arttı. 2021 yılında 20 ile 40 yaş arasındaki kadınların yaklaşık beşte biri hiç çocuk sahibi olmayı planlamadığını söyledi. Oysa 1980’lerin ortasında bu oran yalnızca yüzde 7 civarındaydı.
Uzmanlar, iklim krizi, ekonomik belirsizlik ve hayat pahalılığının gençlerin çocuk sahibi olma kararını ciddi biçimde etkilediğini belirtiyor. Demograf Kryštof Zeman’a göre doğum oranlarının önümüzdeki yıllarda daha da düşmesi bekleniyor. 1960’lı yıllarda Avusturya’da kadın başına yaklaşık üç çocuk düşerken, 1963 yılında doğan çocuk sayısı bugünün neredeyse iki katıydı.
Aile Bakanı Claudia Bauer ise toplumda aile kavramının yeniden olumlu şekilde öne çıkarılması gerektiğini savunuyor. Bauer’e göre aile hayatı yalnızca zorluklarla değil, mutluluk ve anlam duygusuyla da ilişkilendirilmeli.
Bauer, “Ailenin güzel, anlamlı ve insanlara güç veren bir şey olduğu yeniden daha görünür hâle getirilmeli” dedi. Ebeveynliğin zor yanlarının küçümsenmemesi gerektiğini söyleyen Bakan, toplumdaki beklentilerin de gerçekçi seviyeye çekilmesi gerektiğini ifade etti.
Bauer’e göre çocuk yetiştirme konusunda oluşan baskı aile kurma isteğini azaltıyor. “Bir çocuğun kreşte iki yabancı dil öğrenmesi ya da her gün özel yetenek programlarına katılması gerekmiyor” diyen Bakan, aile yaşamının bugünkü gerçeklere uygun ve ulaşılabilir şekilde anlatılması gerektiğini söyledi.
Bu kapsamda Bauer kısa süre önce Başbakanlık binasında genç babalarla bir araya geldi. Toplantıya çiftçi, avukat, girişimci, yönetici ve film yapımcısı gibi farklı mesleklerden babalar katıldı. Görüşmede özellikle babalık izni ve çocuk bakım izni sırasında yaşanan zorluklar gündeme geldi.
Bir çiftçi, uzun süreli izin almasının işletmesini ekonomik açıdan zor duruma sokacağını anlatırken, bazı katılımcılar şirketlerin erkek çalışanların babalık iznine sıcak bakmadığını söyledi. Bazı erkeklerin ise babalık iznini gerçekten çocuk bakımı yerine ev tadilatı gibi işler için kullandığı ifade edildi.
Toplantıda ayrıca erkeklerin uzun süre çocuk bakım iznine çıkmak istediğinde hâlâ kendilerini açıklamak zorunda hissettikleri belirtildi. Bauer ise “Babalığın sorumluluğu sadece izin süresiyle sınırlı değil, uzun yıllara yayılan gerçek bir ortaklık meselesidir” dedi.
Doğum oranlarının düşmesiyle ilgili siyasi tartışmaların merkezinde ise çocuk bakım izinlerinin nasıl paylaşılacağı konusu bulunuyor. Çünkü uzmanlara göre ev içi bakım yükünün eşit dağılmaması, kariyer ve aile hayatını birlikte yürütmeyi zorlaştırıyor ve bu durum çocuk sahibi olma isteğini azaltıyor.
ÖVP’li siyasetçi Juliane Bogner-Strauß, erkeklerin çocuk bakım izni kullanmasına yönelik toplumsal ve iş dünyasındaki önyargıların azaltılması gerektiğini söyledi. Neos Partisi de babaların daha aktif rol alacağı yeni izin modellerini destekliyor.
Yeşiller ve SPÖ ise çocuk bakım izninin anne ve baba arasında eşit paylaşılmasını zorunlu hâle getirecek “yarı yarıya” modelini savunuyor. Bu modele göre ebeveynlerin çocuk bakım sorumluluğunu daha dengeli paylaşması hedefleniyor.|© DerVirgül