Avusturya’da FPÖ ile radikal sağcı Kimlikçiler arasındaki ilişki tartışılıyor
Viyana Türk Büyükelçiliği’ne “Erdoğan Türkleri Al Götür” yazılı pankart astılar. Viyana’nın Türklerden kurtuluşunu simgeleyen bir “anıt” yapılmasını istediler. İmparatoriçe Maria Theresa’nın 20 metre yüksekliğindeki heykeline peçe giydirerek, heykelin önüne “İslamileştirme mi? Hayır, almayayım!” yazılı pankart astılar. Yeni Zelanda’daki Christchurch saldırısının faili de İdentiter çevrelerden etkilendiğini açıkça ortaya koydu.

| 2017 Viyana’daki Türk Büyükelçiliği’nin çatısına çıkan bir grup kimlikçi, açtıkları pankartla Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Avrupa’da yaşayan Türk toplumunu hedef aldı.
Bütün bunlar, Almanca’da “Die Identitäre Bewegung”, İngilizce’de “Identitarian Movement”, Fransızca’da ise “Mouvance Identitaire” olarak bilinen Kimlikçiler Hareketi’nin Avusturya kolunu yeniden gündeme getiriyor.
Peki kim bunlar? Avusturya’da ne istiyorlar? FPÖ ile aralarındaki ilişki ne kadar yakın? Ve neden özellikle Türkler, Müslümanlar ve göçmenler hareketin hedefindeki gruplar arasında yer alıyor?
Avusturya’da son genel seçimleri birinci olarak tamamlayan Özgürlük Partisi [FPÖ] ile aşırı sağcı “Die Identitäre Bewegung” [Kimlikçiler Hareketi] arasındaki yakınlık yeniden gündemde. Parti gençliği içinde Identiterlerle doğrudan bağlantılar bulunduğu, bazı Identitäre kökenli kişilerin FPÖ parlamento grubunda çalıştığı ve hareketin kullandığı “Remigration” (geri göç) gibi kavramların FPÖ siyasetçileri tarafından da kullanılmaya başlandığı ileri sürülüyor.
Son dönemde ilk kez parti içi sohbet mesajlarında da dışarıdan bakıldığında son yıllarda açıkça görülen bir durum dile getirilmeye başlandı: FPÖ, bazı noktalarda personel düzeyinde aşırı sağ çevrelerle arasındaki sınırı aşmış durumda.

| Kimlikçiler Hareketi’nin eski başkanı Martin Sellner. Ancak örgütü yönettiğine dair güçlü iddialar var.
Partinin gençlik örgütü Özgürlükçü Gençlik (FJ) içerisinde, aşırı sağcı Identiter Hareketi (IB) ile doğrudan bağlantılar bulunuyor. FPÖ’nün eski liderleri Heinz-Christian Strache ve Norbert Hofer döneminde parti ile İdentiterler arasında belirgin bir mesafe bulunuyordu.
Ancak Herbert Kickl döneminde bu mesafe hızla ortadan kalktı. Kickl, parti gençliğinin giderek radikalleşmesinden ve İdentiter Hareketi’nin kurucusu Martin Sellner ile yakınlaşmasından hiçbir zaman rahatsızlık duymadı. Identiter Hareketi temsilcileri, 2024 seçim zaferi sonrasında düzenlenen kutlamalar da dahil olmak üzere FPÖ’nün çeşitli seçim etkinliklerinde yer aldı.
Kickl zaman zaman bu “radikal” gençlik kesiminin kullandığı dili de benimsiyor. Örneğin “Remigration” (geri göç) kavramı artık FPÖ’nün parlamentodaki birçok açıklamasında kullanılıyor.
Devlet güvenliğinden uyarı [İstihbarat]
Devlet Güvenlik Teşkilatı’na göre, Identiter çevresinden gelen 20’ye kadar kişinin FPÖ parlamento grubunda danışman veya çalışan olarak görev yapması endişe verici.
İdentiter geçmişi bulunan çalışanlardan biri, bilindiği üzere haziran ayında Leoben’de bir taksi şoförüne karşı şiddet kullanmakla suçlandı. Herbert Kickl ise, diğer dört parlamento grubunun yaklaşık bir ay önce parlamentoda yaptığı çağrıya rağmen, olayla ve olası Yasağı İhlal Yasası (Verbotsgesetz) ihlalleriyle ilgili kamuoyuna açık bir kınamada bulunmadı.
Devlet Güvenlik Teşkilatı çarşamba günü yaptığı açıklamada da Identiterlerin FPÖ parlamento grubunda istihdam edilmesinin, “eşiklerin düşmeye başladığının” bir göstergesi olduğunu belirtti. Buna göre aşırı sağcıların parlamento kaynaklarına, hatta hassas bilgilere erişim imkânı artabilir.
Aynı dönemde Identiterlerin kullandığı kavramlar da FPÖ milletvekillerinin konuşmalarında giderek daha fazla görülüyor. Bunların başında “Remigration” geliyor. Kickl de artık bu ifadeyi seçim afişlerinde kullanıyor.
“İhbarcıların” açıklamaları ve salı günü Der Standard tarafından yayımlanan sohbet mesajları, FJ ile Identiterler arasında yakın bir iletişim ve hatta bazı durumlarda aynı kişilerin iki yapı içinde birden görev yaptığını ortaya koyuyor.
Der Standard‘ın haberine göre Viyana FJ İl Sekreteri Jan Staudigl, bir Identiter gösterisi öncesinde kapalı bir sohbet grubunda, “Lütfen FJ kıyafetleri giymeyin” şeklinde mesaj yazdı.
Staudigl ile FJ Federal Başkanı Maximilian Weinzierl’in geçmişte düzenlenen gösterilerde İdentiter Hareketi’nin kurucusu Martin Sellner’in yanında çekilmiş fotoğrafları da bulunuyor. Weinzierl aynı zamanda FPÖ parlamento grubunda milletvekili olarak görev yapıyor.
Sellner, 2023 yılında öğrenci çevreleri içinde “Aktion 451” adlı oluşumu kurdu. Grup şu anda Avusturya ve Almanya’daki üniversitelerde öğrenci toplamaya çalışıyor. Profil dergisinin araştırmasına göre amaç, öğrencileri aşırı sağcı siyasi teoriler konusunda eğitmek.
Der Standard ise “ihbarcılara” dayandırdığı haberinde, Viyana’da planlanan bazı eylemleri aksatma girişimleri öncesinde FJ’nin Loidoltgasse’deki bürosunda toplantılar yapıldığını bildirdi. Haberde ayrıca “Aktion 451”in kurucularından Andreas Hinteregger ile FJ Mali İşler Sorumlusu Laurenz Barth’ın FJ binasının bodrumu önünde çekilmiş bir fotoğrafına da yer verildi.
FJ üzerinden Kimlikçiler Hareketi’ne para mı aktarılıyor?
Son yıllarda FPÖ ile aktivist Identiter çevrelerin bağlantı kurmasında önemli rol oynayan yapılardan biri de Viyana’daki Burschenschaft Olympia oldu. Bu öğrenci derneği, Avusturya’nın en radikal milliyetçi öğrenci birliklerinden biri olarak kabul ediliyor.
FPÖ ile yakın ilişkileri devam etse de son dönemde bazı kopuşlar yaşandı. Die Presse‘nin haberine göre, FPÖ’nün uzun yıllar parlamento grup direktörlüğünü yapan Norbert Nemeth Olympia’dan ayrıldı. Partinin deneyimli isimlerinden ve uzun yıllar milletvekilliği yapan Harald Stefan ise 2018 yılında dernekten ayrılmıştı.
Her iki isim de ayrılma nedenlerini kamuoyuna açıklamadı. Ancak bu durum, öğrenci birliği içinde bir kuşak çatışmasına veya genç radikal kadrolardan uzaklaşma eğilimine işaret ediyor olabilir.
Bunun dışında ise FPÖ’nün ıdentiter çevreden giderek uzaklaştığına dair herhangi bir işaret bulunmuyor.
FPÖ’nün hükümet sorumluluğu taşıyan tek siyasetçisi ise bu konuda çok daha açık bir mesafe koyuyor.
Steiermark Eyalet Başbakanı Mario Kunasek, iki hafta önce Die Presse‘ye verdiği röportajda Leoben’deki şiddet iddialarıyla ilgili olarak şu ifadeyi kullandı:
“Bu kesinlikle kınanmalıdır. Bunun hangi taraftan kaynaklandığının hiçbir önemi yok. Bunun Avusturya’da ve Steiermark’ta yeri yok. Ben bu konuda çok net mesajlar verdim.”
Ancak şu ana kadar Kunasek, bu “net mesajları” veren tek FPÖ’lü üst düzey siyasetçi olarak kalmış görünüyor. | ©DerVirgül

