“Bizim Polisler…”

“Bizim Polisler…”

| DerVirgül

Tatil sezonunun başlamasıyla birlikte, Avusturya’daki Türkiye kökenliler arasında her yıl tekrarlanan o tanıdık sohbetler de yeniden gündeme geliyor. Özellikle kara yoluyla Türkiye’ye gidenlerin sınır kapılarında, otoyollarda ve yolculuk boyunca yaşadıkları maceralar, aile toplantılarının ve dost meclislerinin vazgeçilmez anlatıları hâline geliyor.

Kimi saatler süren sınır kuyruklarını anlatıyor, kimi Balkan yollarındaki aksilikleri, kimi de yıllar önce yaşadığı unutulmaz bir olayı yeniden hatırlıyor. Her yaz yinelenen bu hikâyeler, aslında yalnızca uzun bir yolculuğun anıları değil; iki ülke arasında kurulan hayatların, aidiyetlerin ve göç deneyiminin de sessiz tanıklığını taşıyor.

Böyle bir yaşanmışlığı, çok küçük yaşta Avusturya’ya gelen ve bugün ellili yaşlarına yaklaşan, Avusturya vatandaşı Türkiye kökenli bir yurttaşımızdan dinledim.

Yaşadığı olayın tüm ayrıntılarını aktarmayacağım. Ancak Slovenya ile Avusturya sınırında karşılaştığı bir durum dikkat çekiciydi. Anlattığına göre Slovenya sınır polisi, trafik cezası kapsamında kendisinden yüksek miktarda para talep etmişti. Yanında bu kadar nakit bulunmadığı için sınırdaki tampon bölgeyi yaya olarak geçerek Avusturyalı gümrük görevlilerine durumu anlatmış, yapılan değerlendirmenin ardından cezanın yaklaşık yarısını ödeyerek ülkeye giriş yapabilmişti.

Fakat burada asıl dikkatimi çeken, olayın kendisinden çok kullandığı tek bir ifadeydi. Hiç düşünmeden şöyle dedi:

“Tampon bölgesini geçerek bizim polislere durumu anlattım…”

Belki de bu cümle, onlarca entegrasyon raporunun ve akademik araştırmanın anlatmak istediğini tek başına özetliyordu. Çünkü Avusturya’ya çocuk yaşta gelmiş, burada büyümüş, bu ülkenin vatandaşı olmuş bir insanın Avusturya polisini “bizim polisler” diye tanımlaması, yalnızca bir dil alışkanlığı değildir. Bu ifade, hukuki vatandaşlığın ötesinde gelişen bir aidiyet duygusunun, devlete duyulan güvenin ve toplumsal bütünleşmenin doğal bir yansımasıdır.

Entegrasyon, çoğu zaman istatistiklerle ölçülmeye çalışılır. Kaç kişi vatandaş oldu, kaç kişi üniversite bitirdi, kaç kişi istihdam edildi, kaç kişi Almanca konuşuyor… Oysa bazen entegrasyon, hiçbir ankete sığmayan tek bir cümlenin içinde saklıdır.

Çünkü insan, kendisini ait hissetmediği bir devletin polisine “bizim polisimiz” demez.

Aidiyet, yasalarla verilebilen bir statü değildir; zaman içinde oluşan psikolojik ve toplumsal bir bağdır. Bir insanın devleti “onlar” diye değil, “biz” diye tanımlamaya başlaması, entegrasyonun en ileri aşamalarından biridir. Bu nedenle bazen yıllarca hazırlanan entegrasyon raporlarının anlatamadığını, yol yorgunu bir gurbetçinin ağzından çıkan iki kelime anlatabilir.

Belki de entegrasyonun en güvenilir göstergesi, insanların hangi pasaportu taşıdığı değil; zor anlarında hangi devlete güvenerek “bizimkiler” diyebildiğidir.| ©DerVirgül

Yayınlama: 05.07.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.