Viyana’da kadınlara özel şehir mi, 80 konutluk siyasi proje mi?
Viyana Belediyesi, kadınların ihtiyaçlarına göre tasarlanacak yaklaşık 80 konutluk yeni bir projeyi “kadın politikası açısından öncü bir çalışma” olarak tanıttı. Güvenlik, uygun fiyatlı konut ve günlük ihtiyaçlara kolay erişim öne çıkarılıyor. Ancak henüz ihale aşamasına bile gelmemiş bir projenin ne ölçüde fark yaratacağı, kadınların hangi koşullarda bu konutlara ulaşabileceği ve sınırlı sayıdaki dairenin Viyana’nın konut sorununa nasıl bir katkı sunacağı henüz belirsiz.
Viyana’da Sosyal Demokrat Parti SPÖ’nün yönetim toplantısında tanıtılan “Frauen-Werk-Stadt – Neu gedacht” projesi, Aspern Seestadt bölgesinde yaklaşık 2.500 metrekarelik bir alanda hayata geçirilecek. Proje kapsamında kadınların ihtiyaçlarına göre tasarlanmış yaklaşık 80 konut yapılması planlanıyor.
Viyana Belediye Başkanı Michael Ludwig, projeyi “kadın politikası açısından öncü bir çalışma” olarak nitelendirdi. Tasarım sürecinde kadın mimarların ve peyzaj tasarımcılarının ağırlıkta olduğu ekiplerin tercih edilmesi, kadınların deneyimlerinin planlamaya yansıtılması ve güvenli ortak alanlar oluşturulması hedefleniyor.
Ancak projenin adı ve siyasi sunumu kadar, somut olarak ne sağlayacağı da önemli. Çünkü Viyana’da kadınların konut ihtiyacı yalnızca mimari tasarım ve güvenlik önlemleriyle sınırlı değil.
Kadınların konut sorunu 80 daireyle ne ölçüde çözülebilir?
Viyana’da kadınların güvenli ve uygun fiyatlı konutlara erişimini desteklemek önemli bir hedef. Özellikle çocuklarını tek başına yetiştiren kadınlar ve şiddet içeren ilişkilerden ayrılmak zorunda kalanlar için güvenli bir konuta ulaşmak hayati önem taşıyabiliyor.
Belediyenin yeni konut tahsis sisteminde tek ebeveynli ailelere ek puan verilmesi, şiddet ortamından ayrılan kadınların daha hızlı konut bulmasının hedeflenmesi de bu ihtiyaca yönelik adımlar arasında.
Ancak yeni projede yaklaşık 80 konut planlanıyor. Bu sayının kaç kadının konut ihtiyacına cevap vereceği, dairelerin hangi kira bedelleriyle sunulacağı ve başvurularda hangi koşulların aranacağı henüz açıklanmış değil.
Bu bilgiler olmadan projenin kadınların konut sorununa ne ölçüde çözüm sunacağını değerlendirmek mümkün değil.
Asıl soru şu: Kadınların konut ihtiyacına yönelik bir proje, yalnızca özel tasarlanmış bir yerleşke oluşturmakla mı sınırlı kalacak, yoksa uygun fiyatlı konuta erişimi genişleten daha kapsamlı bir politikanın parçası mı olacak?
Kadınlar için tasarım önemli, ekonomik koşullar da öyle
Projenin örnek aldığı, yaklaşık 30 yıl önce Floridsdorf’ta hayata geçirilen Frauen-Werk-Stadt modelinde kreş, dükkânlar ve doktor muayenehanesi gibi günlük ihtiyaçlara yönelik hizmetlerin aynı yerleşkede bulunması hedeflenmişti. Görüşü engellemeyen merdiven boşlukları, aydınlık ortak alanlar ve kısa mesafeler de tasarımın parçaları arasında yer alıyordu.
Bu yaklaşım, kent planlamasının insanların günlük yaşamını nasıl etkilediğini gösteriyor. Kadınların güvenlik kaygılarını ve bakım sorumluluklarını hesaba katan bir mimari, yaşam koşullarını iyileştirebilir.
Fakat güvenli bir binada yaşamak ile o binada yaşayabilecek ekonomik koşullara sahip olmak farklı meseleler.
Kira bedeli gelirine uygun değilse, konut tahsisinde uzun bekleme süreleri varsa veya başvuru koşulları birçok kadının erişimini kısıtlıyorsa, iyi tasarlanmış bir proje ihtiyacın ancak sınırlı bir bölümüne cevap verebilir.
Bu nedenle kadın odaklı konut politikasının başarısı, mimari özelliklerin yanı sıra konutların kimlere, hangi koşullarla ve ne kadar sürede tahsis edildiği üzerinden de değerlendirilmelidir.
“Kadınlara özel” ama erkeklerin yaşaması yasak değil
Projenin tanıtımında kullanılan kadın odaklı yaklaşım, konutların yalnızca kadınlara mı tahsis edileceği sorusunu da gündeme getirdi.
Die Presse gazetesinin Viyana Belediyesi konut birimine yönelttiği soruya verilen yanıtta, erkeklerin bu konutlarda yaşamasının yasaklanamayacağı belirtildi. Dolayısıyla proje, yalnızca kadınların yaşayabileceği ayrı bir yerleşim alanı olmayacak.
Burada dikkat çekici olan, “kadınlara özel şehir” izlenimi yaratabilecek tanımlamayla projenin gerçek kapsamı arasındaki fark.
Söz konusu olan, kadınların ihtiyaçlarının planlama aşamasında özellikle dikkate alındığı yaklaşık 80 konutluk bir proje. Bu yaklaşımın değeri, erkeklerin dışlanmasından değil, kadınların konut ve güvenlik ihtiyaçlarının daha iyi karşılanmasından kaynaklanıyor.
Dolayısıyla tartışmanın merkezinde kimin dışarıda bırakıldığı değil, kimin hangi koşullarda güvenli ve uygun fiyatlı konuta ulaşabildiği bulunmalı.
Siyasi vaatler, ölçülebilir sonuçlarla değerlendirilmeli
Ludwig’in projeyi öncü bir kadın politikası çalışması olarak sunması, belediyenin konuya verdiği siyasi önemi gösteriyor. Ancak projenin henüz ihale aşamasına gelmemiş olması nedeniyle sonuçları hakkında kesin bir değerlendirme yapmak mümkün değil.
İhalenin 2027 yılının ilk yarısında yapılması planlanıyor. Bundan sonraki süreçte inşaat takvimi, kira bedelleri, konutların tahsis koşulları ve yararlanacak gruplar açıklığa kavuşacak.
Bu veriler, projenin bir siyasi tanıtımın ötesine geçip geçmediğini değerlendirmek için belirleyici olacak.
Viyana’nın kadınların konut ihtiyaçlarını dikkate alması önemli. Ancak bir projenin siyasi değerini, tanıtımında kullanılan ifadeler değil, insanların yaşamında yarattığı somut değişim belirler.
Der Virgül’ün değerlendirmesi
Kadınların güvenli, erişilebilir ve ekonomik açıdan sürdürülebilir konutlara ulaşması, yalnızca kadınları değil, çocukları ve aileleri de ilgilendiren bir toplumsal mesele. Bu ihtiyaca göre planlama yapılması, kent politikasının günlük yaşamla ilişkisini güçlendirebilir.
Bununla birlikte, yaklaşık 80 konutluk bir projeyi Viyana’nın kadınların konut sorununa yönelik kapsamlı bir çözümü olarak değerlendirmek için henüz yeterli bilgi yok.
Projenin gerçek başarısı; dairelerin ne kadar uygun fiyatlı olacağına, en çok ihtiyaç duyan kadınların bu konutlara erişip erişemeyeceğine ve benzer uygulamaların ne ölçüde yaygınlaştırılacağına bağlı olacak.
Der Virgül açısından temel soru şu: Viyana kadınlar için yeni bir konut modeli mi geliştiriyor, yoksa sınırlı sayıdaki konutu büyük bir siyasi vaadin simgesine mi dönüştürüyor? Bu sorunun yanıtını açıklamalar değil, ortaya çıkacak sonuçlar verecek.| ©DerVirgül