“Yabancılar dışarı!” – Artık toplumsal olarak kabul gören bir yabancı düşmanlığı mı?

“Yabancılar dışarı!” – Artık toplumsal olarak kabul gören bir yabancı düşmanlığı mı?

Wels Savcılığı, FPÖ’nün gençlik örgütü Özgürlükçü Gençlik Birliği (Ring Freiheitlicher Jugend) üyelerinden birkaç kişi hakkında açılan soruşturmayı kapattı. Söz konusu kişiler, Gigi D’Agostino’nun “L’amour toujours” şarkısı eşliğinde yüksek sesle “Almanya Almanlarındır – Yabancılar dışarı!” sloganını söylemiş ve bazılarının da Hitler selamı verdiği iddia edilmişti.

Savcılık, Nazi faaliyetlerinin yeniden canlandırılmasını yasaklayan yasa kapsamında suç oluşmadığını belirterek, eldeki video kayıtlarının incelenmesi sonucunda görülen hareketlerin “Hitler selamı değil, yalnızca dans hareketleri” olduğu kanaatine vardığını açıkladı.

“Kötülüğün ilk belirtilerine karşı durmak bununla olmaz”

Bir olgunun kanıtlanamaması nedeniyle soruşturmanın kapatılması, aynı savcılığın yaklaşık bir yıl önce bir belediye çalışanının Noel kutlamasında verdiği iddia edilen Hitler selamını “sadece el işareti yapmak” olarak değerlendirdiği başka bir kararı hatırlatıyor. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği bu yaklaşım hukuken kabul edilebilir görülebilir.

Ancak savcılığın, yabancı düşmanı sloganların “halkı kin ve nefrete tahrik” suçunu oluşturmadığı yönündeki hukuki gerekçesi ciddi şekilde sorgulanmalıdır. Savcılığa göre yalnızca bu sözleri yüksek sesle söylemek, siyasi açıdan sakıncasız bir şarkının melodisiyle birleşmiş olsa bile ne şiddete çağrı içeriyor ne de nefreti körüklüyor; ayrıca korunan bir gruba insan onurunu zedeleyecek biçimde hakaret edilmiş sayılmıyor.

İki farklı açıdan suç oluşturabilir

Der Standard gazetesinden Alois Birklbauer’in görüşüne göre burada nefret suçu iki farklı şekilde gerçekleşmiş olabilir:

  1. Vatandaşlık kriterine göre tanımlanan bir gruba karşı nefreti kışkırtmak.
  2. Bu gruba insan onurunu zedeleme amacıyla hakaret etmek.

2015 yılında yapılan yasa değişikliğinden önce, yabancılara yönelik genel düşmanlık bu suç kapsamına girmiyordu. Ancak değişiklik sonrasında, bir kişinin vatandaşlığa sahip olmaması bile korunan grup kapsamında değerlendirilmeye başlandı.

Bu nedenle Avusturya Yüksek Mahkemesi 2017 yılında açıkça “yabancıların” da korunan gruplar arasında yer aldığını teyit etti.

Ayrıca yasada geçen “nefret yaymak” ifadesi “nefrete teşvik etmek” olarak değiştirilmiş olsa da, yasa koyucunun amacı önceki içtihadı değiştirmek değildi. Mahkemeler bu kavramı, insanları duygular ve tutkular üzerinden nefrete ve aşağılamaya yönelten kışkırtıcı davranışlar olarak yorumlamaya devam etti.

Sloganın tarihsel kökeni

“Almanya Almanlarındır” sloganı tarihsel olarak Alman etnik milliyetçiliğinin bir sloganıdır ve açık biçimde Yahudilere karşı kullanılmıştır.

“Yabancılar dışarı” ifadesiyle birlikte ise 1980’lerde aşırı sağcı Alman partisi Nationaldemokratische Partei Deutschlands (NPD) tarafından seçim afişlerinde kullanılmıştır. Ayrıca neonaziler tarafından, iki kişinin öldürülmesiyle sonuçlanan saldırılar sırasında da bağırılmıştır.

Aşağılama mesajı

Yazar Birklbauer, savcılığın bu sloganın bir parti şarkısı eşliğinde söylenmesini nefrete teşvik olarak görmemesini eleştiriyor.

Şarkının bestecisinin yabancı düşmanı bir amacı olmadığı için savcılık onu “zararsız bir şarkı” olarak nitelendirse de melodinin duyguları harekete geçirerek yabancılara yönelik aşağılayıcı mesajı daha etkili hale getirdiği savunuluyor.

Makalenin yazarı ayrıca savcılığın, neden bu davranışın hukuken nefret suçu oluşturmadığını ayrıntılı biçimde açıklamadığını ve konuyla ilgili hukuk literatüründe bu tür eylemlerin nefret suçu kapsamında değerlendirildiğine dair görüşlerle de yüzleşmediğini belirtiyor.

İnsan onurunun ihlali

Savcılık ikinci suç unsurunu da reddetti. Çünkü ona göre sloganın söylenmesi yabancılara insan onurunu zedeleyecek şekilde hakaret etmek anlamına gelmiyor.

Ancak yüksek mahkeme kararlarına göre insan onuru, bir grubun üyelerine doğrudan veya dolaylı olarak insan olma hakkının reddedildiği durumlarda ihlal edilmiş sayılır. Örneğin bir grubun toplumun değersiz veya aşağı bir parçası olarak gösterilmesi buna örnektir.

Makale yazarı, toplumun işleyişine önemli katkılar sağlayan yabancıların tamamına topluca ülkede bulunma hakkının tanınmamasının, onları “nüfusun değersiz bir kesimi” olarak göstermekten farklı olmadığını savunuyor.

Genel tablo

Yazıda ayrıca nefret suçu davalarındaki mahkûmiyet sayılarına dikkat çekiliyor:

  • 2012–2015 arasında yılda ortalama 24 mahkûmiyet
  • 2016–2019 arasında yılda ortalama 79 mahkûmiyet
  • 2022–2025 arasında ise yeniden yılda ortalama 32 mahkûmiyet

Yazar, yabancı düşmanlığının arttığı yönündeki genel toplumsal algıya rağmen mahkûmiyet sayılarındaki bu düşüşün dikkat çekici olduğunu belirtiyor.

Sonuç

Makalenin temel tezi şudur:

Eğer savcılık, “Almanya Almanlarındır – Yabancılar dışarı!” sloganının söylenmesini yalnızca ahlaki açıdan sorunlu ama hukuken cezalandırılamaz bir davranış olarak sunuyorsa, bu durum yabancı düşmanlığını toplumda giderek daha kabul edilebilir hale getirir. Oysa “kötülüğün ilk belirtilerine karşı durmak” bundan farklı bir yaklaşım gerektirir. | ©DerVirgül

Bu metin bir haberden ziyade, hukukçu bakış açısıyla kaleme alınmış eleştirel bir yorum yazısı (Gastkommentar/Kolumne) niteliğindedir; dolayısıyla içerdiği değerlendirmeler yazarın görüşlerini yansıtmaktadır.

Yayınlama: 08.06.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.