Yapay zekâ, bize dalkavukluk mu yapıyor?

Yapay zekâ, bize dalkavukluk mu yapıyor?
Yayınlama: 13.10.2026
A+
A-

Brezilya’da yapılan bir araştırma, 21 yapay zekâ modelinin tamamının kullanıcıların siyasi eğilimlerine göre yanıtlarını değiştirdiğini ortaya koydu. Araştırmacılar, bu eğilimin kişiye özel yankı odaları oluşturarak toplumsal kutuplaşmayı artırabileceği uyarısında bulunuyor. Ancak yapay zekânın kullanıcıları gerçekten daha radikal hâle getirip getirmediği henüz kanıtlanmış değil. 

Yapay zekânın insan denetiminden çıkabileceği ve insanlık için varoluşsal bir tehdit oluşturabileceği yönündeki tartışmalar sürerken, yeni bir araştırma teknolojinin daha yakın bir tehlikesine dikkat çekiyor: İnsanların mevcut siyasi görüşlerini pekiştirmek ve farklı düşüncelere karşı daha kapalı hâle gelmelerine katkıda bulunmak. 

Brezilya’daki Campinas Devlet Üniversitesi (UNICAMP) araştırmacılarının yürüttüğü çalışma, yaygın olarak kullanılan yapay zekâ sohbet botlarının yanıtlarını kullanıcıların siyasi eğilimlerine göre değiştirebildiğini ortaya koydu. Araştırmacılara göre bu durum, kullanıcıların kendi görüşlerini onaylayan yanıtları tarafsız ve bağımsız değerlendirmeler olarak algılaması hâlinde toplumsal kutuplaşma açısından risk oluşturabilir. 

Sohbet botları siyasi görüşlere göre şekilleniyor 

Scientific Reports dergisinde yayımlanan araştırmada OpenAI, Meta, Google, xAI, DeepSeek ve Microsoft gibi şirketlerle bağlantılı geliştiricilerin 21 büyük dil modeli test edildi. 

Modellerden ekonomi, kamu güvenliği, sosyal politikalar, yolsuzluk ve çevre gibi Brezilya siyasetiyle ilgili yedi alandaki 112 ifadeye ne ölçüde katıldıklarını belirtmeleri istendi. 

Araştırmacılar üç farklı senaryo kullandı. İlkinde modellere kullanıcıların siyasi görüşleri hakkında bilgi verilmedi. İkinci senaryoda kullanıcılar sol eğilimli, üçüncüsünde ise sağ eğilimli olarak tanımlandı. 

Kullanıcıların siyasi yönelimi belirtilmediğinde 21 modelden 20’si, araştırmacıların sınıflandırmasına göre sol eğilimli yanıtlar verdi. Ancak bazı modellerin yanıtları siyasi merkeze oldukça yakındı. Grok 4.1 ise sağ eğilimli olarak sınıflandırılan tek model oldu. 

Asıl dikkat çekici sonuç, kullanıcıların siyasi görüşlerinin belirtildiği senaryolarda ortaya çıktı. Test edilen 21 modelin tamamı, yanıtlarını kullanıcının belirtilen siyasi eğilimi doğrultusunda değiştirdi. 

Araştırmanın ortak yazarlarından, UNICAMP’ta bilgisayar bilimci olan Zanoni Dias, DW’ye yaptığı açıklamada, bu davranışın bütün modellerde görülmesinin dikkat çekici olduğunu belirtti. Dias, değişimin boyutunun modeller arasında önemli farklılıklar gösterdiğini de vurguladı. 

Araştırmacılar, modellerin bu davranışını tanımlamak için “ideolojik bukalemun” ifadesini kullandı ve yanıtların ne ölçüde değiştiğini ölçmek amacıyla bir “bukalemun endeksi” geliştirdi. 

Meta’nın Llama 3.1 8B modeli ile DeepSeek V3.2’de değişim daha sınırlı kalırken, Google’ın Gemma 3 27B ve OpenAI’ın GPT-5 Nano modelleri en belirgin değişim gösteren modeller arasında yer aldı. 

Üslup değişikliği mi, siyasi görüş değişikliği mi? 

Bir sohbet botunun yanıtlarını kullanıcıya göre uyarlaması tek başına sorun olarak görülmüyor. Kullanıcının bilgi düzeyine göre daha basit bir dil kullanılması, farklı örnekler verilmesi veya ayrıntı seviyesinin değiştirilmesi iletişimi kolaylaştırabilir. 

Ancak araştırmada söz konusu olan yalnızca anlatım biçiminin değişmesi değildi. Modeller, siyasi konulardaki değerlendirmelerini de kullanıcıların eğilimlerine göre değiştirdi. 

Dias, DW’ye yaptığı değerlendirmede, bir yanıtın nasıl ifade edildiğinin uyarlanmasıyla yanıtın içerdiği değerlendirmenin değiştirilmesi arasında önemli bir fark bulunduğuna dikkat çekti. 

Araştırmacılar, modellere kullanıcılarla aynı fikirde olmaları veya bir siyasi partinin temsilcisi gibi yanıt vermeleri yönünde talimat vermediklerini belirtti. Buna rağmen modellerin siyasi değerlendirmeleri kullanıcıların görüşlerine doğru kaydı. 

Bu davranış, yapay zekâ araştırmalarında “sycophancy” olarak adlandırılan, kullanıcının görüşlerini aşırı ölçüde onaylama veya hoşnut etme eğilimiyle ilişkilendiriliyor. 

Bunun olası nedenlerinden biri, sohbet botlarının insan değerlendiriciler tarafından daha yüksek puan alacak yanıtlar üretmeleri için eğitilmesi olabilir. Kullanıcıyı memnun eden yanıtlar daha başarılı kabul edildiğinde, modeller de zamanla kullanıcının düşüncelerini sorgulamak yerine onaylamaya yönelebilir. 

Sosyal medyadaki yankı odalarından daha kişisel bir mekanizmaya 

Sosyal medya algoritmaları, kullanıcılara benzer düşünceleri ve ilgileri yansıtan içerikleri tekrar tekrar sunarak mevcut inançların güçlenmesine katkıda bulunabiliyor. 

Yapay zekâ sohbet botları ise bu süreci daha kişisel bir düzeye taşıma potansiyeline sahip. Bir sohbet botu yalnızca benzer görüşleri sunmakla kalmayabilir; kullanıcının düşüncelerine uygun argümanlar geliştirebilir, karşı görüşlere cevaplar üretebilir ve konuşma ilerledikçe kendi gerekçelerini ayrıntılandırabilir. 

Böylece kullanıcı, yalnızca kendi görüşünü destekleyen içeriklerle karşılaşmakla kalmaz, bu görüşü destekleyen kişiselleştirilmiş bir açıklama zinciriyle de karşı karşıya kalabilir. 

Üstelik kullanıcı, aldığı yanıtların kendi siyasi eğilimlerine göre şekillendirildiğinin farkında olmayabilir. Yapay zekâdan gelen değerlendirmeyi bağımsız bir analiz olarak kabul etmesi, bu etkinin daha da güçlenmesine yol açabilir. 

Araştırmanın ortak yazarı Dias, aynı sistemin birbirine zıt siyasi görüşlere sahip farklı kullanıcılara kendi düşüncelerini destekleyen yanıtlar verebilmesinin önemli bir kaygı kaynağı olduğunu belirtiyor. 

Bu noktada sorun, yapay zekânın belirli bir siyasi görüşü desteklemesinden ibaret değil. Asıl mesele, aynı sistemin farklı kullanıcılara birbirleriyle çelişen değerlendirmeler sunarken her ikisinde de tarafsızlık izlenimi yaratabilmesi. 

Yapay zekâya duyulan güven kutuplaşmayı artırabilir mi? 

Stanford Üniversitesi’nden davranış bilimci Zakary Tormala’nın araştırmaları, insanların yapay zekâ tarafından sunulan argümanlara karşı daha az temkinli davranabileceğine işaret ediyor. 

Tormala’ya göre insanlar yapay zekâyı başka bir insana kıyasla daha bilgili, nesnel ve tarafsız bir kaynak olarak algılayabiliyor. Bu algı, yapay zekânın kendilerini ikna etmeye çalışmadığı düşüncesini de beraberinde getirebiliyor. 

Oysa kullanıcıların görüşlerini onaylayan bir sistem, farkında olmadan onların mevcut inançlarına daha sıkı sarılmalarına katkıda bulunabilir. 

İnsanların düşüncelerinin başkaları tarafından onaylanmasının bu düşüncelere bağlılıklarını artırabildiği biliniyor. İnançlar katılaştıkça farklı görüşlere açıklık da azalabiliyor. 

Ancak Tormala, yapay zekâdan gelen onayın aynı sonucu doğurup doğurmadığının henüz kanıtlanmadığını vurguluyor. Bununla birlikte, böyle bir etkinin ortaya çıkmasının mümkün olduğunu belirtiyor. 

Araştırma kutuplaşmanın arttığını kanıtlamıyor 

Çalışmanın önemli bir sınırı bulunuyor: Araştırmacılar, yapay zekâ modellerinin yanıtlarının siyasi eğilimlere göre nasıl değiştiğini inceledi; bu değişikliklerin kullanıcıların inançlarını veya davranışlarını gerçekten etkileyip etkilemediğini ölçmedi. 

Dolayısıyla araştırma, yapay zekânın insanları daha radikal hâle getirdiğini ya da siyasi çatışmaları artırdığını kanıtlamıyor. 

Dias da bu ayrımı özellikle vurguluyor. Kontrollü koşullarda modellerin yanıtlarının değiştiğini gösteren araştırmanın, kullanıcıların görüşlerinin kutuplaştığına, radikalleştiğine veya çatışmaya daha yatkın hâle geldiğine ilişkin doğrudan bir sonuç sunmadığını belirtiyor. 

Amsterdam Üniversitesi’nde yapay zekâ ve siyasi kutuplaşma üzerine çalışan Petter Tornberg de deney ortamındaki sonuçların gerçek hayattaki bütün konuşmalara genellenmesi konusunda temkinli olunması gerektiğini ifade ediyor. 

Tornberg’e göre yapay zekâ, bazı koşullarda kutuplaşmayı artırmak yerine azaltmaya da yardımcı olabilir. Özellikle kamuya açık siyasi tartışmalarda etkili olan sosyal kimlik ve grup aidiyeti dinamikleri bulunmadığında, sohbet botları daha akılcı ve olgulara dayalı değerlendirmeler sunabilir. 

Bu nedenle yapay zekânın siyasi düşünceler üzerindeki etkisi, yalnızca modellerin hangi yanıtları verdiğine değil, bu yanıtların hangi koşullarda sunulduğuna ve kullanıcıların onları nasıl değerlendirdiğine de bağlı. 

Çözüm: Kullanıcıyı memnun etmek yerine düşünmeye teşvik etmek 

UNICAMP araştırmacısı Dias, yapay zekâ geliştiricilerinin modellerini farklı siyasi görüşlere sahip kullanıcılarla düzenli olarak test etmesi gerektiğini savunuyor. 

Modellerin aynı siyasi konuları farklı kullanıcılara tutarlı biçimde değerlendirip değerlendirmediğinin kontrol edilmesi, kullanıcıların görüşlerine göre değişen yanıtların tespit edilmesine yardımcı olabilir. 

Bunun yanı sıra sohbet botlarının karşı görüşleri saygılı bir biçimde sunması, belirsizlikleri açıkça belirtmesi, doğrulanmamış varsayımları düzeltmesi ve farklı siyasi değerlendirmeleri adil biçimde aktarması önem taşıyor. 

Bu yaklaşım, bütün yanıtların siyasi merkeze yakın olması gerektiği anlamına gelmiyor. Amaç, yapay zekânın herhangi bir görüşü otomatik olarak onaylaması yerine kanıtları ve karşıt değerlendirmeleri ortaya koyabilmesi. 

Dias, temel hedefin insanların kendi inançlarını sorgulamalarına yardımcı olmak olması gerektiğini belirtiyor. Ona göre kanıtlar, belirsizlikler ve birbiriyle rekabet eden değerlendirmeler açık biçimde sunulmalı; meşru siyasi görüş ayrılıklarına da alan bırakılmalı. 

Yapay zekânın siyasi etkisi açısından asıl soru, hangi görüşü desteklediğinden çok, kullanıcıya kendi görüşünü sorgulama fırsatı verip vermediği. Bir sohbet botu, insanın düşüncelerini sınamasına yardımcı olan bir araç da olabilir, yalnızca duymak istediklerini söyleyen kişisel bir yankı odası da. 

Bu iki ihtimal arasındaki fark, yapay zekânın nasıl geliştirildiği kadar, kullanıcıların ona ne ölçüde eleştirel yaklaştığıyla da ilgili.| ©DerVirgül  

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.