| Derleyen Adem Hüyük
Tarım devriminin yaşanmasından sonra kendisini gösteren “Devlet” olgusu, aynı zamanda bir “toplum” döneminin de bitmesi ile başlamıştır.
Devlet, ortak bir hayatı ve kültürü paylaşan bir toplumda, bu toplumu düzenleme; bu topluma güvenlik, refah ve huzur sağlama amacını güden ve bu amaca yönelik olarak kanun koyma, bu kanunları uygulama, yargılama, cezalandırma gibi güçlere sahip olan kurumdur. Devlet felsefesi alanında en güzel örneği veren Platon, devleti “birlikte yaşama zorunluluğundan doğan, doğal bir oluşum” olarak tanımlar.
Devlet, kendi içerisinde ilişkiler ağı oluşturması ve bu ilişkiler içerisinde olanlar ve olmayanlar gibi bir ayrıma gitmesi, beraberinde karşıtını doğurmuştur.
Bu karşıt “Sivil Toplum”dur. Sivil toplum kavramının düşünsel temelleri en az devlet olgusunun çıkış tarihine kadar dayanmaktadır.
Ancak sivil toplum kavramının teorik temellerinin iki yüz yıllık bir geçmişi bulunmaktadır.
Bir önceki yazımızda, sivil toplum ve sivil toplum kuruluşlarının önemine yer vermiş, Avusturya’da STK’ların önemini işaret etmiştik.
Avusturya, dernekler bakımından çok zengin ve çeşitliliği olan bir ülkedir.
Zira vakıf ve derneklerin yaptırım gücünü, kimi zaman kurumların kendilerinin bile farkına varamadığı görülmektedir.
Bu nedenle Avusturya’da, amacı dışında dernek açmak, yani dernekler yasasına uymayan faaliyetlerde bulunmak, ceza kanunları dışında toplumsal bir cezayı da beraberinde getirir.
Türkiye Göçmenlerinin Dernekleşme Konusunda Tarihsel Gelişimi
Türkiye’nin kırsal alanlarından misafir işçi olarak gelen emekçi kesim, dönemin ideolojik gelişmelerinden uzak durarak, kendilerine ayrılan konteyner evlerden normal evlere geçerek, misafir işçiliğin biteceğini ve yerleşik düzene geçileceğini farkında olmadan işaret etmişlerdir.
Sağcı Sağcıyı, Solcu Solcuyu Buldu
1970’lerin ilk yarısının bitmesi ve 1974 Türkiye genel af ilan edilmesi sonrasında, yurt dışına çıkan ve aftan yararlanmış siyasi tutuklular, Avusturya’da dernekleşmede yeni bir dönem başlatmışlardır.
Kendilerine birleştirici güç arayan Türkiye işçileri, hemşeri ve dini eksen etrafında bir araya gelirken, ideolojik, etnik ve mezhepsel oluşumların içerisinde kendilerini bulmuşlardır.
Her işçi, kendisini yakın gördüğü oluşumun içerisinde yer almıştır.
Birleşmek Ayrıştırdı
1980’lerden hemen sonra, çeşitli dernekleşme tecrübesi kazanan Türkiye göçmenleri, örgütlenmenin kültürel boyutundan siyasal boyutuna tam geçiş yaşamışlardır.
Her göçmen kendisini ifade eden derneğin içinde yer alarak bir birleşme sağlamış olsa da, diğer derneklerdeki göçmenlerle kendisini ayrıştırmış olacaktır.
Bu ayrışma, ideolojik boyutlarda devam etmesinin en önemli etkenlerinden biri, 12 Eylül Askeri Darbesi sonrası Türkiye’den kaçan veya gelen siyasal anlamda donanımlı insanların varlığıdır.
Avusturya’da neredeyse, Türkiye’de var olan her siyasal akımın bir derneği bulunmaktadır.
1980 ve öncesi Türkiye ile ideolojik bağlantıları olan dernekler ve sonrasında federasyonlar kurulmuştur.
Göçmenlerin Oluşturduğu Dernekler
[Not: Bu bilgiler için “Türkiye’den Avusturya’ya Göçün 50 Yılı” [Hüseyin Şimşek] kitabından alınmıştır.]
Yukarıda sıralanan dernek ve federasyonlar, Avusturya’da öne çıkanlardır.
Elbette, ismini hatırlamadığımız veya gözden kaçırdığımız birçok dernek ve federasyon da bulunmaktadır.
Hepsini tek tek yazmamız mümkün olmadığından, isimlerini anmadığımız kurumlara karşı herhangi bir art niyet taşımadığımızı belirtmek isteriz.
Görüldüğü gibi, Türkiye göçmenleri dernekleşme ve sivil toplum bilincinde geri bir noktada değildir.
Yukarıda adı geçen bütün dernek ve federasyonların Türkiye ile ideolojik bağlantıları bulunmaktadır.
Dolayısıyla, Avusturya’da yaşayan Türkiye göçmenlerinin içinde bulundukları duruma objektif yaklaşma olasılıkları çok sınırlıdır.
Çünkü her yapılanma, ideolojik beslenmeyi dışarıdan aldığından, somut koşullar üzerinden politika üretemez ve çözüm sunamaz.
Gelişmeler karşısında somut adımlar atılsa bile, ideolojik beslenmenin sunduğu sübjektif nedenlerle bu adımlar sınırlı kalmaktadır.
Gelinen aşamada, köklü dernekler donanımlı yeni bir nesil yetiştirmekte zorlanmakta; Avusturya özgülünde, yabancılara karşı ortaya konan siyaset ve yaptırımlar karşısında kendi iç dünyasından bağımsız kararlar alamamaktadır.
Avusturya hükümetleri tarafından yakından takip edilen bu yapılanmalar, Avusturya’nın çıkarlarına dokunmadığı sürece yararlı görülmüştür. Çünkü bu yapılanmalar, Türkiye göçmenlerini kendi içinde derin kırılmalar ve bölünmeler yaratarak, Avusturya’daki haksızlıklara karşı kolektif bir duruşu olanaksız kılmıştır.
Türkiye göçmenlerinin ortak sorunlar karşısında, Avusturya özgülünde bir araya gelememeleri, yabancılar üzerindeki baskı araçlarının kullanılmasını kolaylaştırmaktadır.
1970’ten bu yana kurulan bütün dernekler kendi çaplarında yararlı işler yaptıklarını ileri sürmektedir.
Türkiye merkeziyetçiliğinden kurtulamayan bu yapılanmalar, Türkiye kökenlileri kendi içerisinde ayrıştırmış ve dolayısıyla Avusturya’daki yaşama karşı kayıtsız kalmasına neden olduğu, yadsınamaz bir gerçektir.
Bir sonraki yazımızda, yardım dernekleri, yerel dernekler, dernek olarak açılmış ama danışma büroları gibi amaçları şaibeli kuruluşları ele alacağız. | ©DerVirgül
Kaynaklar: