“Türkiye’nin kıymetini bilin” diyen gurbetçi: Sen Almanya’nın kıymetini biliyor musun?

“Türkiye’nin kıymetini bilin” diyen gurbetçi: Sen Almanya’nın kıymetini biliyor musun?

| Adem Hüyük  

Tatil Bitti, Gurbetçiler Dönüyor: İktidarı Savunacağım Derken Kendinizi Küçük Düşürmeyin 

Her yaz Türkiye’de tatil yapan gurbetçilerin dönüşüyle birlikte aynı görüntüler yeniden sosyal medyanın gündemine geliyor. Sokak röportajlarında mikrofon uzatılan bazı vatandaşların Türkiye’deki ekonomik ve siyasi sorunları savunmak için kullandıkları ifadeler, çoğu zaman savundukları iktidardan çok kendilerini tartışmanın merkezine taşıyor. 

Burada mesele bir siyasi partiyi desteklemek ya da eleştirmek değil. Her vatandaşın siyasi görüşünü savunma hakkı var. Asıl mesele, savunurken kullanılan dil ve ortaya konulan gerekçeler. 

Sosyal medya platformlarında yayınladıkları videolar üzerinden para kazanan sokak röportajcıları, özellikle Avrupa’dan tatile gelen yurttaşlara mikrofon uzatıyor. Röportajlar çoğu zaman Türkiye–Avrupa kıyaslamasına çekiliyor ve gurbetçi, gerçeklerden uzaklaşarak ideolojik bir savunmaya geçiyor. 

İktidara muhalif olanlar Avrupa’yı, iktidar sempatizanları ise Türkiye’yi akıl almayacak tespitlerle savunma ihtiyacı duyuyor. Ortaya çıkan manzara ise içler acısı. 

Zaten yaşamadığınız bir ülkenin iktidarını seçme hakkı verildiğinden beri gurbetçilere yönelik tepki ve öfke artarken, “Avrupa’da da hayat çok zor”, “Türkiye’de her şey güzel”, “Biz Almanya’da eziliyoruz ama Türkiye cennet” gibi tespitlerle bu öfke daha da körükleniyor. Dahası, bazıları sorunun iktidarda değil, çalışmak istemeyen halkta olduğunu savunarak Türkiye’de yaşayan milyonlarca insanı da hedef hâline getiriyor. 

Bir iktidarı savunmak başka, gerçekleri inkâr etmek başka. 

İnsan kendi siyasi görüşünü savunabilir. Ancak bunu yaparken yaşadığı ülkedeki hayatı, Türkiye’deki ekonomik gerçekleri veya kendi deneyimini inkâr etmek zorunda değil. 

Bu nedenle mesele “gurbetçiler neden iktidarı savunuyor?” sorusundan daha büyük. 

Soru şu: Bir siyasi görüşü savunmak uğruna neden kendinizi toplumun önünde zor durumda bırakıyorsunuz? 

Gurbetçinin Türkiye ile bağı güçlü olabilir. Erdoğan’ı destekleyebilir, muhalefeti destekleyebilir veya hiçbir siyasi partiyi desteklemeyebilir. Bunların hepsi demokratik tercih. 

Ama hangi görüşten olursanız olun, ekonomik gerçekleri inkâr etmek, Avrupa’daki hayatınızı küçümsemek veya Türkiye’de yaşayan insanların yaşadığı sorunları yok saymak, siyasi bir argüman değil. 

Sınır kapılarında başka bir tablo 

Sosyal medyada yayılan sokak röportajları tartışılırken, dönüş sezonunda sınır kapılarında yapılan bazı Anadolu Ajansı ve TRT röportajları da dikkat çekiyor. 

Bu röportajlarda gurbetçilerin Türkiye’ye olan bağlılığı, tatilden duydukları memnuniyet ve ülkeden olumlu izlenimlerle ayrıldıkları özellikle öne çıkarılıyor. 

Elbette Türkiye’den memnun ayrılan, tatilinden mutlu olan gurbetçiler var. Bunun aksini iddia etmek de doğru olmaz. 

Ancak burada başka bir soru ortaya çıkıyor: 

Neden kamu yayıncılarının seçtiği röportajlarda neredeyse hep aynı tür cevapları duyuyoruz? 

Kamera, mikrofon, seçilen kişiler, soruların biçimi ve yayınlanan cevaplar bir araya geldiğinde ortaya oldukça kontrollü ve kurgulanmış hissi veren görüntüler çıkabiliyor. 

Bu, röportaj yapılan insanların söylediklerinin mutlaka sahte olduğu anlamına gelmez. Ancak kamuoyuna hangi görüntünün seçilerek sunulduğu, gazeteciliğin en önemli meselelerinden biridir. 

Bir tarafta sosyal medyada yayılan ve bazen gurbetçileri zor durumda bırakan spontane sokak röportajları, diğer tarafta kamu yayıncılarının sınır kapılarında tercih ettiği son derece olumlu cevaplar… 

Gerçek muhtemelen bu iki uçtan birinden ibaret değil. 

Son model Mercedes sahibi: “Almanya’da hayat çok zor” 

Anadolu Ajansı ve TRT’nin gurbetçilerle daha çok sınır kapılarında röportajlar yaptığı görülüyor. Bu röportajlarda kullanılan görüntülere bakıldığında, sınır kapılarında adeta bir bayram şenliği yaşandığı izlenimi oluşuyor. Görüntülerde çok sayıda lüks araç da dikkat çekiyor. 

Almanya’da ortalama 100 bin euro, Türkiye’de ise yaklaşık 380 bin euro değerinde olan Porsche marka bir aracın direksiyonundaki gurbetçi, TRT mikrofonuna “Avrupa’da hayat yok. Türkiye’miz cennet” diyor. Ancak bu sözler, Türkiye’de ekonomik sıkıntılar yaşayan geniş bir kesimde karşılık bulmuyor. Sosyal medyada bu röportaja verilen tepkilerde, gurbetçiye adeta “Madem Türkiye cennet, o halde cennete geri dön” deniliyor. 

Bir başka TRT röportajında ise son model bir Mercedes’in direksiyonunda konuşan gurbetçi, Mercedes’in direksiyonunda olduğunu adeta unutarak Almanya’da hayatın çok zor olduğunu ve geçinmenin güçleştiğini anlatıyor. 

Ardından Türkiye ekonomisini övüyor ve Türkiye’de yaşayanlara adeta akıl veriyor: 

“Türkiye’nin kıymetini bilin.” 

Türkiye’yi geride bırakarak Almanya’ya giden ve yıllar sonra hâlâ kesin dönüş yapamamaktan yakınan gurbetçi, hayatın çok zor olduğunu ve geçinmenin güçleştiğini söylediği Almanya’ya doğru yoluna devam ediyor. 

Ortada ise basit bir soru kalıyor: Türkiye’nin kıymetini bilin diyen gurbetçi, acaba Almanya’nın kıymetini biliyor mu? |© DerVirgül  

A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.