Stocker Ankara’da | Erdoğan’la görüşmede ekonomi, göç ve güvenlik gündemde
Avusturya Şansölyesi Christian Stocker (ÖVP), pazartesi günü Ankara’ya resmi ziyaretine başladı. Stocker, ziyaret kapsamında öğleden sonra Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşecek. Ortak basın toplantısının saat 16.30’da yapılması planlanıyor.
Görüşmelerde ekonomik iş birliği, Ukrayna ve Ortadoğu’daki krizler, güvenlik ve göç konularının öne çıkması bekleniyor.
Stocker’ın ayrıca “ifade ve basın özgürlüğü” ile Erdoğan’ın muhalefete yönelik tutumu gibi hassas konuları da gündeme getirmek istediği belirtiliyor.
Pazartesi sabahı Şansölye için resmi bir tören de düzenlendi. Stocker, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün anısına Anıtkabir’i ziyaret ederek mozoleye çelenk bıraktı ve Anıtkabir’in “Altın Kitabı”nı imzaladı.
Değişken ilişkiler
Son yıllarda Avusturya ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkiler çoğu zaman inişli çıkışlı bir seyir izledi.
Bir yandan güvenlik ve göç politikaları alanında yakın iş birliği ve karşılıklı temas arayışı sürerken, diğer yandan Avusturya, Avrupa Birliği içerisinde özellikle Türkiye’nin AB üyelik müzakereleri konusunda zaman zaman eleştirel bir tutum sergiledi. Ancak son dönemde bu eleştirel söylemin giderek yumuşadığı görülüyor.
Avusturya Başbakanlık Dairesi, Türkiye’nin göç konusunda coğrafi konumu nedeniyle kilit bir role sahip olduğunu vurguluyor.
Türkiye, özellikle insan kaçakçılığıyla mücadelede önemli bir ortak olarak görülüyor. Bu kapsamda yıllar önce Avrupa Birliği ile Türkiye arasında, Türkiye’de bulunan ve iç savaş nedeniyle yerinden edilmiş Suriyeli sığınmacıların Avrupa Birliği ülkelerine geçişini önlemeyi amaçlayan milyarlarca avroluk bir anlaşma da yapılmıştı.
İki ülke arasındaki hareketli ilişkiler açısından önemli bir dönüm noktası ise 1964 yılında imzalanan iş gücü anlaşması oldu. Bu anlaşma, Türkiye’den Avusturya’ya “misafir işçi” göçünün başlamasına yol açtı.
Bugün Avusturya’da yaklaşık 300 bin Türkiye kökenli insan yaşıyor. Bu nüfus özellikle Viyana, Aşağı Avusturya, Yukarı Avusturya ve Vorarlberg eyaletlerinde yoğunlaşıyor.
İkili ekonomik ilişkiler için yuvarlak masa toplantısı
Stocker’a Ankara ziyaretinde Altyapı Bakanı Peter Hanke (SPÖ) ile Avusturya Ekonomi Odası (WKO) Başkan Yardımcısı Wolfgang Hesoun eşlik ediyor.
Ziyaret kapsamında iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine yönelik üst düzey bir yuvarlak masa toplantısı da düzenlenecek.
Türkiye, Avusturya’nın Avrupa Birliği dışındaki en önemli ihracat pazarlarından biri.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Hanke, Ankara’da Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile görüşecek.
Yuvarlak masa toplantısının ana gündem maddeleri arasında iki ülkenin ulaşım altyapısının modernizasyonu, özellikle yük taşımacılığı ve demiryolu alanındaki iş birlikleri bulunuyor.
Bunun yanı sıra hava ulaşımı, otonom sürüş ve teknoloji transferi gibi konular da gündemde olacak.
Bu kapsamda Ankara ile Viyana arasında onlarca yıldır yürürlükte bulunan hava ulaşımı anlaşmasının uzatılması ve günümüz koşullarına uyarlanması planlanıyor.
Enflasyona rağmen istikrarlı ekonomik büyüme
Türkiye ekonomisi, enflasyonun yavaş bir şekilde gerilemesine rağmen 2025 yılında yüzde 3,5 ila 3,6 oranında büyüme kaydetti.
Avusturya Ekonomi Odası’na göre bu büyüme Türkiye’nin sahip olduğu potansiyeli tam olarak yansıtmasa da, 2025 yılında yüzde 1,7 olan OECD ortalamasının oldukça üzerinde bulunuyor.
Kişi başına düşen gayrisafi yurt içi hasıla da önemli ölçüde artarak 48.643 ABD dolarına (42.317,62 avro) yükseldi.
Avusturya’da ise kişi başına düşen GSYH 55.870 avro seviyesinde bulunuyor.
Türkiye’de 250’den fazla Avusturyalı şirket ve şirket iştiraki bulunuyor. Bu durum Türkiye’yi Avusturya’nın Avrupa Birliği dışındaki en önemli ekonomik ortaklarından biri haline getiriyor.
Avusturya Merkez Bankası’nın verilerine göre Avusturya’nın Türkiye’deki doğrudan yatırımları 1,4 milyar avronun üzerinde.
Türkiye ile dış ticaret de Avusturya açısından büyük önem taşıyor.
Türkiye, Avusturya’nın Avrupa Birliği dışındaki beşinci en büyük ihracat pazarı konumunda. Türkiye’nin önünde ABD, İsviçre, İngiltere ve Çin bulunuyor.
Avusturya Ekonomi Odası’nın Ankara’daki Dış Ticaret Ofisi, bu sıralamanın Türkiye’nin birçok Avusturyalı şirket açısından Avrupa, Ortadoğu, Orta Asya ve Afrika arasında bir köprü olmayı sürdürdüğünü gösterdiğini belirtiyor.
Erdoğan’ın otoriter yönetim tarzı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, otoriter yönetim tarzı ve demokratik kurumların sistematik biçimde zayıflatılması nedeniyle yoğun tartışmaların odağında bulunuyor.
Eleştirmenler, Türkiye’nin adım adım bir otokrasiye dönüştürüldüğünü savunuyor. Yargının da hükümetin etkisi altında hareket eden bir kurum haline geldiği ileri sürülüyor.
Erdoğan ayrıca basın özgürlüğünü ihlal etmekle suçlanıyor.
Bağımsız medya kuruluşlarının sistematik olarak kapatıldığı veya hükümete yakın iş insanları tarafından satın alındığı belirtiliyor.
Erdoğan’ın politikalarını eleştiren gazeteciler ise terör örgütlerine destek vermek veya Cumhurbaşkanı’na hakaret etmek gibi suçlamalarla karşı karşıya kalabiliyor.
Türkiye’de hükümet sisteminin 2014’ten itibaren dönüşümü
Recep Tayyip Erdoğan, İslamcı-muhafazakâr ve sağ popülist AKP’nin (Adalet ve Kalkınma Partisi) 2002 yılında yapılan parlamento seçimlerini kazanmasından bu yana Türk siyasetinin en güçlü aktörü.
Erdoğan, 2003-2014 yılları arasında başbakanlık, Ağustos 2014’ten bu yana ise cumhurbaşkanlığı görevini yürütüyor.
Bu süreçte Türkiye’nin siyasi sistemi Erdoğan’ın lehine olacak şekilde önemli ölçüde değiştirildi.
2017 yılında yapılan anayasa referandumu ve 2018 seçimlerinin ardından Türkiye, parlamenter sistemden güçlü yetkilere sahip cumhurbaşkanlığı sistemine geçti.
Erdoğan Türkiye’yi bölgesel güç olarak konumlandırıyor
Erdoğan dış politikada Türkiye’yi bölgesel bir lider güç olarak konumlandırıyor ve ülkenin Batı, Rusya ve Ortadoğu arasındaki jeopolitik konumunun önemine dikkat çekiyor.
Ankara bu doğrultuda çok yönlü bir dış politika izliyor.
Türkiye bir yandan önemli bir NATO üyesi olmaya devam ederken, diğer yandan arabulucu rolünü güçlendirmek amacıyla Rusya ile yoğun ekonomik ve güvenlik ilişkilerini sürdürüyor.
Son dönemde Erdoğan, İran ile ABD arasındaki savaşta gerilimi azaltmak amacıyla Pakistan ile birlikte diplomatik girişimlerde bulunuyor.
NATO müttefiki ve AB üyesi Yunanistan ile gerilim
Türkiye ile NATO müttefiki Yunanistan arasında ise uzun süredir devam eden gerilimler bulunuyor.
İki ülke özellikle Doğu Akdeniz ve Ege Denizi’nde bulunan doğalgaz ve diğer hidrokarbon kaynakları konusunda anlaşmazlık yaşıyor.
Türkiye, “Mavi Vatan” doktrini çerçevesinde denizlerde geniş kapsamlı egemenlik hakları talep ediyor.
Bu durum zaman zaman Yunanistan ve Avrupa Birliği ile ciddi anlaşmazlıklara yol açıyor. | ©DerVirgül