Avusturya’da üçüncü “Pelicot vakası” şüphesi | Kadın hayatını kaybetti

Avusturya’da üçüncü “Pelicot vakası” şüphesi | Kadın hayatını kaybetti

Yukarı Avusturya’nın Marchtrenk kentinde bir kadın, evinde ağır yaralı halde bulunmasının ardından hayatını kaybetti. Eşi, kadının ölümüne yol açan cinsel istismar şüphesiyle tutuklandı. Soruşturma kapsamında bir başka erkek de tutuklanırken, olayın Fransa’daki Gisele Pelicot davasını hatırlattığı belirtiliyor. 

Avusturya’da yeni bir cinsel şiddet vakasının ayrıntıları ülke gündemini sarstı. 

26 Haziran’da Marchtrenk’te bir kadın, yaşadığı evde ağır yaralı halde bulundu. Sağlık ekipleri olay yerine geldiğinde kadının hayatını kaybettiği belirlendi. 

51 yaşındaki eşi, 2 Temmuz’dan bu yana Wels Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor. Savcılık, şüpheli hakkında savunmasız bir kişinin ölümle sonuçlanan cinsel istismarı suçlamasıyla soruşturma yürütüyor. 

Kadının olay sırasında ağır derecede alkollü olduğu belirtildi. 

Kocası ilk aşamada olayın cinsel ilişki sırasında meydana gelen bir kaza olduğunu öne sürdü. Ancak daha sonra ifade vermeyi reddetti. 

İkinci şüpheli de tutuklandı 

Wels Savcılığı, olayın bir “tecavüz ağı” kapsamında gerçekleştiği iddiasını doğrulamıyor. Ancak soruşturma kapsamında ikinci bir erkek de şüpheli olarak tutuklandı. 

Savcılığa göre ikinci erkek 26 Haziran gecesi olay yerindeydi ve kadınla cinsel temasta bulundu. Ancak kadının ölümüne yol açtığı düşünülen eylemlerle bu kişinin doğrudan bağlantısı kurulamadı. 

Bu kişi hakkında da savunmasız veya fiziksel/ruhsal açıdan etkilenmiş bir kişinin cinsel istismarı kapsamında iki ayrı olay nedeniyle soruşturma yürütülüyor. 

Her iki şüpheli de tutuklu bulunuyor. 

Medya kuruluşlarında üçüncü bir şüpheliden de söz edildi. Ancak Wels Savcılığı, bu kişi hakkında herhangi bir soruşturma yürütülmediğini ve kişinin sanık olmadığını açıkladı. 

Savcılığa göre söz konusu kişinin olay gecesi orada bulunması planlanmış ancak daha sonra çağrısı iptal edilmişti. 

Savcılık, “Başlangıçta üçüncü bir kişinin de olay yerinde bulunmasının planlanmış olması, olayın boyutunu gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu. 

Soruşturmacılar, başka şüphelilerin bulunup bulunmadığı konusunda ise bilgi vermekten kaçınıyor. 

Mesajlaşmalar başka olaylara işaret ediyor 

Savcılık, ele geçirilen mesajlaşmaların başka cinsel istismar olaylarına ilişkin şüpheleri güçlendirdiğini doğruladı. 

Mesajlarda, bazı eylemlerin para karşılığında gerçekleştirilmiş olabileceğine ilişkin işaretler bulunduğu belirtildi. 

Avusturya basınında ayrıca ana şüphelinin eski eşinin de geçmişte ağır şiddet gördüğünü anlattığı bildirildi. 

Savcılık, şüphelinin hukuken daha önce herhangi bir mahkûmiyetinin bulunmadığını ancak “ceza soruşturma makamlarınca tanındığını” açıkladı. 

Gisele Pelicot davasını hatırlatıyor 

Marchtrenk’teki olay, Fransa’da dünya çapında yankı uyandıran Gisele Pelicot davasını yeniden gündeme getirdi. 

Pelicot’un eşi, yıllar boyunca eşini uyuşturarak savunmasız hale getirmiş, başka erkeklerin ona cinsel saldırıda bulunmasına izin vermiş ve saldırıları kayda almıştı. 

Avusturya’da da son bir yıl içerisinde benzer özellikler taşıyan iki ayrı vaka gündeme geldi. 

Geçtiğimiz yıl Aşağı Avusturya’da bir erkek, partnerini ilaçlarla etkisiz hale getirmek, bu sırada cinsel istismarda bulunmak ve olayları görüntülemekle suçlandı. 43 yaşındaki erkek daha sonra kesinleşen kararla yedi yıl hapis cezasına çarptırıldı. 

Temmuz ayında ise Innsbruck Savcılığı, Tirol’de 44 yaşındaki bir erkek hakkında, kendisine yakın bir kişiye benzer şekilde cinsel istismarda bulunduğu şüphesiyle soruşturma yürütüldüğünü doğruladı. 

Marchtrenk vakasını diğerlerinden ayıran en önemli unsur ise mağdurun hayatını kaybetmiş olması. 

Mağdur koruma kuruluşlarından yasa çağrısı 

Son vakalar, Avusturya’da mağdur koruma kuruluşlarının cinsel şiddetin önlenmesine yönelik daha kapsamlı önlemler ve cinsel suçlar mevzuatında değişiklik yapılması çağrılarını yeniden gündeme getirmesine neden oldu. 

Şiddet Koruma Merkezleri Federal Birliği’nden Christina Riezler, özellikle rıza dışı cinsel eylemlerin görüntülerinin bulundurulmasına ilişkin mevcut yasal düzenlemede boşluk bulunduğunu savundu. 

Riezler, rıza dışı cinsel eylemleri gösteren videoların yalnızca dağıtılmasının değil, bulundurulmasının da cezalandırılması gerektiğini belirtti. 

Ayrıca cinsel suçlar hukukunun “Sadece evet, evettir” ilkesine dayalı bir rıza sistemine dönüştürülmesi çağrısını yineledi. 

Avusturya hükümeti şu anda bu yönde bir yasal reform üzerinde çalışıyor. Konuyla ilgili çalışma grubunun eylül ayında Adalet Bakanlığı bünyesinde toplanması planlanıyor. 

Riezler’e göre yasal düzenlemelerin değiştirilmesinin yanı sıra toplum genelinde cinsel şiddet konusunda daha kapsamlı bir farkındalık oluşturulması da gerekiyor. 

“Şiddet fantezileriyle başlıyor” 

Adli psikoterapist Philipp Pümpel de benzer şekilde daha fazla önlem alınması gerektiğini düşünüyor. 

Pümpel, hüküm giymiş erkeklerle cezaevinde bulundukları dönemde ve tahliye sonrasında çalışıyor. Uzmanlık alanlarından biri cinsel suçlar. 

Pümpel’e göre saldırganlık potansiyeli her insanda belirli ölçülerde bulunabilir. Bunun ne şekilde ortaya çıkacağını ise kişinin aile ortamı ve yaşadığı reddedilme deneyimleri gibi birçok faktör belirliyor. 

Pümpel, sürecin çoğu zaman şiddet fantezileriyle başladığını belirtiyor. 

İnternette şiddet içerikli pornografiye erişim veya çevrimiçi sohbet ortamlarında “Manosphere” ya da “Incels” gibi ideolojilerle karşılaşmanın bazı kişileri daha tehlikeli bir yola sürükleyebileceğini savunan Pümpel, bu nedenle dijital alanın da daha sıkı yasal düzenlemelere tabi tutulmasını istiyor. 

Marchtrenk soruşturmasında ise savcılık çalışmalarını sürdürüyor. Olayla ilgili başka şüphelilerin bulunup bulunmadığı ve mesajlaşmalarda işaret edilen diğer olası suçların kapsamı soruşturmanın ilerleyen aşamalarında netleşecek.| ©DerVirgül  

Yayınlama: 10.09.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.