Naz Küçüktekin | “Gazetecilik para kazanmak için yapılan bir meslek değil”

Naz Küçüktekin | “Gazetecilik para kazanmak için yapılan bir meslek değil”

| Adem Hüyük

Avusturya’nın Kurier gazetesinde redaktörlük de yapan, şimdilerde serbest gazeteci olarak mesleğini devam ettiren Naz Küçüktekin ile yaptığımız söyleşide, Avusturya’da basın özgürlüğü, göçmen gazeteci olmak gibi bir çok konuda görüşlerini aldık.

Naz Küçüktekin, Türkiye kökenli 28 yaşında Avusturyalı bir gazeteci. Viyana Üniversitesi’nden mezun olduğunda gazeteciliği değil de daha çok kurgu/video gibi kamera arkasında çalışmayı düşünüyordu. Naz, içerik üreten bir gazeteci olmaya staj yaparken karar verdi.

Gecen ay yüksek lisansını tamamlayan Naz, şu sıralar Avusturya’nın ana akım gazetelerine bağımsız gazeteci olarak içerik üretiyor, topluma yararlı olduğuna inandığı mesleğini, yani gazeteciliğe devam ediyor.

Foto | Kurier

Avusturya medyasında kökeni Türkiye olan çok az sayıda gazeteci bulunmakta. Ve yine bu gazeteciler, ülkede yaşayan Türkiye kökenliler tarafından da pek tanınmamakta. O gazetecilerden birisi olan Naz Küçüktekin Der Virgül’ün sorularını yanıtladı…

Türkiye kökenli Avusturyalı bir gazeteci olarak, Türkiye hakkında yaptığınız haberlerde oto sansür uyguladığınız oldu mu? Ve ya bu, dolaylı veya dolaysız sizden hiç istendi mi?

Naz Küçüktekin: Hayır. Bilinçli bir şekilde oto sansür uyguladığımı düşünmüyorum. Çünkü zaten haber yaparken objektif olmam gerekmekte. Aslında Türkiye haberlerini yaptığımda kendimi “elçi” gibi hissediyordum. Özellikle Kurier gazetesinde, Türkiye’deki gelişmeleri haber yapacağımız zaman ayrıntıları ben anlatıyordum onlara. Türkiye haberlerindeki neden-sonuç ilişkilerini çok ayrıntılı bilmesem de Türkçe bildiğimden dolayı daha rahat anlayabiliyordum.

Avusturya ana akım medyasında, göçmen bir gazeteciye, iyi bir gazeteci olmak yetiyor mu? Ayrımcılık var mı?

Naz Küçüktekin: Benim çalıştığım dönemde, göçmen kökenli olmanın bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Çünkü Avusturya medyası göçmen gazeteci eksikliğinin farkında. Diğer yandan ayrımcılık yaşamadım ama klişeler gördüm.

Avusturya’da Türkiye kökenli bir gazetecinin, iyi bir gazeteci sayılabilmesi için “Türkiye karşıtı” olması gerekiyor diye bir anlayış hakim. Bu konuda ne düşünüyorsun?

Naz Küçüktekin: Bence burada anlayış ve algı sorunu var. Hainlik ve düşmanlıkla, eleştiri karıştırılıyor. Eleştirel haber yapmak nefret etmek, düşmanlık yapmak değildir. Kurier gazetesinde çalıştığım dönemde, gazete hiçbir zaman beni Türkiye haberlerinde yönlendirmedi. Kaldı ki bu haberleri ben Türkiye medyasından araştırıyor ve kaleme alıyorum. Yani yazdıklarım benim şahsi düşüncelerim değil. Zaten Türk gazeteleri tarafından yayımlanmış haberler. 6 Ocak depremleriyle ilgili yaptığım videolu haberde, Türkiye’de deprem çalışmalarıyla ilgili eleştiriler var, böyle diyorlar gibi sözler zarf ediyorum. Bu sözler Türkiye medyasında yazılan haberlerdi. Dediğim gibi bu sadece anlayış ve algı sorunu.

İsminizin Türkçe olması, işinizin önünü kestiği oldu mu?

Naz Küçüktekin: Hayır hiç olmadı. Yani röportajlarda böyle bir sorun yaşamadım ve bunu bana hissettirende olmadı. Ancak, yaptığım haberlerin altına bu yönlü çok yorum yazılıyordu. “Senin gibi yabancı birisi, bu konular hakkında neden haber yapıyor” gibi yorumlar geliyordu. Bir dönem mülteciler üzerine haberler yapıyordum. En çok oraya ayrımcı yorumlar yapılıyordu. “Sana ne oluyor-sen ne karışıyorsun. Sen zaten kendini onlara yakın hissediyorsun. Sizin kültürünüzde bunlar zaten normal” gibi yorumlar Avusturyalılar tarafından yapılıyordu.

İmkânın olsa Türkiye’de gazetecilik yapmak ister miydin?

Naz Küçüktekin: Türkiye’de gazetecilik yapmak gerçekten çok zor. Gazeteciler üzerinde çok baskı var. Ayrıca gazetecilik ülkeden ülkeye değişiyor. Türkiye’deki yayıncılık anlayışını daha sansasyonel buluyorum.

Yaptığın haberden dolayı hiç tehdit edildin mi?

Naz Küçüktekin: Evet tehdit mesajları aldım. Türkiye’yle ilgili Kurier gazetesinde yayınlanan bir haberden dolayı, “dışarı çıktığında dikkat et” gibi tehdit almıştım.

Türkiye ile ilgili haber yaptığımızda, Avusturya’da yaşayan Türkiye kökenlilerden anlaşılması güç tepkiler geliyordu. “Bunu neden haber yaptınız. Bu Avusturya’yı ilgilendirmez” veya “Neden sen bununla ilgileniyorsun… Avusturya medyası kendi işlerine baksın” gibi tepkiler geliyordu bana. Bu çok komik bir durum. Biz dünyanın her yerinden haber veriyoruz. Çünkü tüm dünyada olan gelişmeler bizi ilgilendiriyor.

Basın özgürlüğü konusunda ne düşünüyorsunuz? Avusturya’da basın özgürlüğü var mı?

Naz Küçüktekin: Özellikle Eski Avusturya Şansölyesi Sebastian Kurz zamanında, basın özgürlüğünün önemli ölçüde kısıtlandığını düşünüyorum. Genel olarak bakacak ve kıyaslayacak olursak, Almanya bu konuda Avusturya’dan daha iyi bir konumda. Basın özgürlüğü ekonomik nedenlerden dolayı zayıflıyor. Bana göre bağımsız gazete, okuyucularının ayakta tuttuğu gazetedir. Yani finans kaynağı okuyucuları olmalıdır. Ancak Avusturya’da okuyucular gazeteler için para verme sorumluluğuna hazır değil.

Gelecek beş yılda medya da çok büyük değişiklikler olacak. Bunun iyi mi yoksa kötü mü olacağını zaman gösterecek. Bazı gazeteler kapanacak ve onların yerine yenileri gelecek. Yeni gazeteler bu dönemin koşullarına göre şekillenecek. Bu yanıyla olumlu olacağını sanıyorum.

Avusturya’da gazeteciler iyi maaş alıyorlar mı?

Naz Küçüktekin: Gazetecilerde toplu iş sözleşmesinin ön gördüğü maaşla işe başlıyor. Bu maaş sanıldığı gibi çok yüksek değil. [Bir tesisatçı veya elektrikçi kadar] Ancak gazetecilerin esnek çalışma saatleri var. Sekiz saat çalışayım eve gideyim diye bir şey yok. Bazen gece yarısına yakın röportaj yapabiliyorsunuz. Uyumadığınız her saat gazetecilik yapıyorsunuz.

Gazetecilik mesleğini seçerken çok para kazanmayı düşünürseniz, hayal kırıklığına uğrarsınız. Ben ideallerim için yapıyorum. Aslın tanıdığım tüm gazeteciler böyle. Gazetecilik mesleğini kim para kazanmak için giriyor? Gazeteci olanlar çok para kazanamayacaklarını biliyor zaten. Ben gazeteciliği çok önemsiyorum. Toplum için doğru bir şeyler yaptığımı düşündürüyor bana. Bu da beni mutlu ediyor.

Şöyle bir şey var. Gazeteden çıkıp eve gidiyorsun ama işi bırakmıyorsun. Beninde düşünceler dolaşıyor, yarın ne yazabilirim diye.

Gazeteci olduktan sonra hayatınızda ne değişti?

Naz Küçüktekin: Bilmenin verdiği bir üzüntü giriyor insanın yaşamına. Altı yıl önce daha naiftim. Dünyaya daha pozitif bakıyordum. Ama okudukça ve öğrendikçe gerçekleri görüyor bu gerçekler karşısında üzülüyorsun. Diğer yandan ise bilginin verdiği bir özgüven kazanıyorsunuz. Her konu hakkında bir fikriniz olmaya başlıyor. Kötü ve iyi olayların perde arkasını bilmek ve bununla yaşamak zaman zaman zor gelebiliyor. Kendime, keşke bilmeseydim bunları ve keşke umurumda olmasaydı, hayatımı yaşayabilseydim diyorum. Gelişmelere bakış acısı ve şekli değiştiğinden, gelişmelerin nedenleri sizi olumsuz etkiliyor ve tatil bile yapamıyorsunuz. Beni bu meslekte güçlü kılan, söz hakkı olmayanlara gücüm oranında söz hakkı tanıyabilmektir. Biliyorsun, toplumun belirli kesiminin çok söz hakkı var.

Avusturya medyasında Türkiye kökenlilerin olumlu haberleri neden az?

Naz Küçüktekin: Türkiye kökenlilerin Avusturya medyasına yansıması seçimler olunca ve de daha çok olumsuz gelişmelerle oluyor. Bazen de göçmen bir işçi yıllar sonra iş insanı oldu gibi haberlerde yer veriliyor. Ancak bir temizlik işçisinin gayreti saygı görmüyor. Onlar olmazsa da olmaz.

Diğer yandan, Avusturya medyasında yer alabilmek için toplum içinde belirli yer edinmek gerekmekte. Türkiye kökenliler belirli kesimlerde varız. Eğitim, siyaset, medya ve bu gibi alanlarda yokuz. Bu da bir denge. Bu alanlarda daha fazla olunsa, medyaya yansıması da farklı olacaktır.

Avusturya ve Avusturya’daki Türkçe gazetelerden hangilerini okuyorsunuz?

Naz Küçüktekin: İşim gereği Avusturya gazetelerini takip etmek zorundayım. Ancak tercih ettiğim ise Der Standard gazetesidir. Türkçe ise [gülerek] tabi ki Der Virgül.

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Naz Küçüktekin: Gazetecilik bana çok şey kattı. Mesela mutlak doğru veya mutlak yanlış diye bir şeyin olmadığı. Aynı anda iki doğrunun da olabileceğini öğrendim. Her şeyden önemlisi, geceleri uyurken, toplum için bir şeyler yaptığımı düşünmemi sağlayarak, huzurlu olmama neden oldu. Bilgi sahibi olmak çok güzel. Ama onu diğer insanlara taşımak daha da güzel…| ©DerVirgül

Yayınlama: 03.05.2024
Düzenleme: 03.05.2024
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.