Türkiye’deki Terör Suçlamasından ATIB İftarına Uzanan Bir Hikâye

Türkiye’deki Terör Suçlamasından ATIB İftarına Uzanan Bir Hikâye

| Adem Hüyük

O-, Avusturyalı bir gazeteci, akademisyen ve siyasal bilimler öğrencisiydi.

2015 yılında Ankara’ya yerleşmiş, Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde [ODTÜ] yüksek lisans yaparken uluslararası sol medyada köşe yazıları kaleme alıyordu.

11 Eylül 2018’de Ankara’da, İstanbul’dan iki Türk aktivistle birlikte polis tarafından gözaltına alındı. Türkiye’de yasadışı ilan edilmiş örgütlerden birine üye olmakla suçlandı.

Resmî suçlama metni uzun süre açıklanmadı ve içeriği gizli tutuldu. Avukatı Murat Yılmaz’a göre “o”, hiçbir yasa dışı örgüte üye olmadığı halde “terör örgütü üyeliği” ile suçlandı.

Avcılar savunmasında daha çok “o’nun” yazıları, siyasi eleştirileri ve araştırmacı faaliyetleri hedef gösterildi; somut bir suç isnat edilmedi.

“O”, tutuklu kaldığı süre boyunca Ankara Sincan Cezaevi’nde tutuldu ve mahkeme sürecinden önce uzun süre ön tutukluluk yaşadı.

Bu süreçte uluslararası insan hakları örgütleri ve medya özgürlüğü savunucuları, ‘O’nun uzun süre iddianame olmadan tutulmasını eleştirdi ve özgürlük taleplerinde bulundu.

Davası 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. İlk duruşma ve takip eden süreçte şu gelişmeler yaşandı:

O ve diğer sanıklar “TKP/Kıvılcım adlı örgüte üye olmak” gibi suçlarla yargılandı.

Aralık 2018’de tahliye edildi; ancak bazı şartlarla [örneğin yurt dışına çıkış yasağı] serbest bırakıldı.

11 Eylül 2019’da Ankara’daki ağır ceza mahkemesi, “O” ve diğer sanıkları “örgüt üyeliği” suçlamasından beraat ettirdi.

Mahkeme kararıyla O’nun üzerindeki uluslararası seyahat yasağı da kaldırıldı ve beraat kararının ardından Türkiye’yi terk ederek yurdu Avusturya’ya döndü.

Beraatın ardından Türkiye’den ayrıldı. 2020’lerin başında Avusturya’da yaşamaya devam etti; Graz’da yaşıyor ve siyasi/sosyal konularda çalışmalarını sürdürüyor.

Graz’la deprem felaketi nedeniyle tanışmak

17 Ağustos 1999 depreminin acı dolu enkazından sonra, hayatta kalanlar için yardım toplamaya çalışan binlerce insandan biri olmaya çalıştığım yıllardı. Graz’da göçmenler tarafından ortak yayın yapılan radyo kanalından Türkçe olarak yardım talep ediyor, kısacası kanayan yaraya biraz da olsa merhem olmaya çalıştığımız, travmalı günlerdi.

Şimdi Graz belediye başkanı olan Elke Kahr, o günlerde üyesi olduğu Avusturya Komünist Partisi [KPÖ] ile yardım kampanyalarında Graz’ın her köşesine koşuyor, yardım talebinde bulunuyordu. Graz ve Grazlılarla tanışmam o günlere dayanıyor.

2006 ila 2011 yılları arasında ikamet ettiğim Graz’da çalışmalarını takip ettiğim KPÖ, belediye meclisinde sandalye sayısını her seçimde biraz daha artırarak, en sonunda 18 yıllık ÖVP belediye iktidarını yıkarak belediye başkanlığını kazandı. Artık, 1 Mayıs öncesinde beraber bildiri dağıttığımız Elke Kahr, ülkenin ikinci büyük kentinin belediye başkanı olmuştu.

 

 

19 Nisan 2022 Salı | Yer: Graz kentinde iftar daveti verilen bir restoran

Birbirimizi orada göreceğimizi tahmin bile edemezdik…

Aradan yıllar geçmiş, Virgül isminde bir internet gazetesi kurarak, merkez üssü Avusturya’dan haber aktarmaya başlamıştık. Bireysel ve editoryal siyasetimizden bağımsız, nesnel haber anlayışımızın kabul görmesi, bizlerin her kesim tarafından etkinliklere davet edilmesini sağladı; bu davetler yakın çevremizce bile oportünizm eleştirilerine yol açtı. Buna rağmen biz, haber değeri gördüğümüz iletişimlere kayıtsız kalmayarak, verilen sese değil, yankısına yürümeyi tercih ettik.

İşte bunlardan biri Graz’da verilen bir iftar davetiydi.

19 Nisan 2022 Salı günü, Avusturya Türk İslam Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Birliği’nin [ATIB] Avusturya’nın ikinci büyük kenti Graz’daki camisi tarafından verilen iftar davetine, o dönemin Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Ozan Ceyhun, Başkonsolos Cafer Mert Özmert ve Graz’ın Komünist Partili Belediye Başkanı Elke Kahr katılmıştı. Biz de Viyana’dan medya olarak davet edildik.

Elke Kahr’i geçmişten tanıyor olmam, 180 kilometre uzaklıktaki şehirdeki iftara katılmamın tek nedeniydi. Zira bütün ulaşım masraflarını Virgül kendisi karşılayacaktı ve öyle de oldu. Buna rağmen katılım sağlamak çok önemliydi…

Uzatmadan devam edeyim. Restoranda belediye başkanı Elke Kahr’i beklemeye başladık. Kısa süre sonra Elke Kahr içeri girdi ve selamlaştık.

Ancak Elke Kahr’in yanındaki kişi, adeta gecenin sürprizi oldu…

“O”, yani Max Zirngast, başkanın yanındaydı.

Makalenin en başında “O” diye ifade ettiğim kişi gazeteci ve gerçekten Avusturyalı devrimciler arasında tanıdığım en tutarlı insan olan Max Zirngast’ı…

İleri derecede Türkçe konuşan gazeteci Max Zirngast ile göz göze geldik ve aynı anda tebessüm ettik.

İftarda hiç kimse Max Zirngast hakkında tek bir kelime bile bilgi sahibi değildi. En önemlisi, Max Zirngast’ın ileri derecede Türkçe bildiği de bilinmiyordu. Ta ki belediye başkanının konuşmasını Türkçeye çevirene kadar.

 

Bu buluşma bana oldukça eğlenceli geldi; ATIB Graz ve UID Graz görevlilerinin büyük bir zafiyet içinde olduklarını anlamak uzun sürmedi.

Zirngast, aslında belediye başkanına kendisinin eşlik etmeyeceğini, ancak eşlik edecek kişinin son anda hastalanmasından dolayı başkanı yalnız bırakmamak için iftar davetine katılmak zorunda kaldığını bana bizzat söyledi.

| Haberin Videosu: 

 

Sen ne arıyorsun burada?

Max Zirngast, Virgül’ü takip ettiğini söyleyerek, [gülerek] senin ne işin var burada diye sordu.

Zira iftar daveti, AK Parti’nin Avrupa savunuculuğunu yapan Uluslararası Demokratlar Birliği Avusturya [UID] tarafından verilmekteydi; ATIB camisinin isminin kullanılması ise tamamen siyasal davete sivil bir manevi kılıf geçirme amacı taşıyordu.

 

Ben gazeteciyim, haber değeri gördüğüm her ortama giderim dedim—180 kilometre olsa da…

Bak iyi ki gelmişim. Başlık, “Komünist Başkan İftarda” olmaktan çıkarak, senin Türkiye macerana odaklanmak üzere diyerek latife ettim.

Max Zirngast da terör örgütü mensubu olarak yargılandığı ve sonucunda beraat ettiği bir ülkenin diplomatlarıyla bir davette bulunmaktan hoşnut değildi. Mecbur olmasam gelmezdim, diye sitem ettiğini hatırlıyorum.

 

Bütün yaşadıklarına rağmen kimseyle polemiğe girmemiş, belediye başkanının enternasyonal perspektifine, terörist suçlamasıyla cezaevinde kalmış ve suçsuz bulunarak serbest bırakılmış bir insanın olası sert tepkisini göstermemiştir.

O gün, Max Zirngast’ın ve UID kadrolarının sorumsuz ve bilinçsizlikleri yüzünden zor durumda kalan iki Türk diplomatın olgun tavırlarını takdir etmiştim.

St. Pölten belediye meclisine seçildi

25 Ocak 2026 Pazar günü, Aşağı Avusturya’nın başkenti St. Pölten’de yapılan belediye meclisi seçimlerine KPÖ listesinden katılan Max Zirngast, meclise girmeyi başardı.

“Geçen pazar, Aşağı Avusturya eyaletinin başkenti St. Pölten’de yapılan belediye seçiminde, KPÖ [Avusturya Komünist Partisi] adayı olarak Zirngast, Komünistlerin 40 yıl aradan sonra belediye meclisine girmesini sağladı.”

 

KPÖ, liste başı adayı Max Zirngast ile yüzde 3,8 oy alarak, geçmiş seçimlere göre önemli bir başarı elde etti.

KPÖ’nün St. Pölten’deki bu sonucu, partinin kent siyasetinde uzun bir aradan sonra yeniden söz sahibi olmasını sağladı. Bu sonuçla birlikte KPÖ, Avusturya’da beşinci eyalet başkentinde temsil edilmiş oldu. KPÖ halihazırda Graz, Linz, Salzburg ve Innsbruck belediye meclislerinde de yer alıyor. St. Pölten’in eklenmesiyle parti, eyalet başkentlerindeki varlığını daha da genişletti.

Dört yıl önce Graz’da yaşadığım bu karşılaşma, hayatın diyalektik işleyişinin bizleri hangi zaman diliminde ve hangi ideolojik denklemde yüz yüze getireceğini kestirmenin ne denli güç olduğunu öğretti.|© DerVirgül

Yayınlama: 28.01.2026
Düzenleme: 28.01.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.