Almanya’dan Türkiye’ye on binlerce sabıka kaydı bildirimi

Almanya’dan Türkiye’ye on binlerce sabıka kaydı bildirimi

Almanya’da muhalefetteki Sol Parti’nin (Die Linke) Federal Meclis Grubu’nun hükümete yönelttiği soru önergesine verilen yanıt, Almanya ile Türkiye arasındaki adli sicil verisi paylaşımının boyutlarını ortaya koydu. 

Federal Adalet Bakanlığı’nın verdiği bilgilere göre Almanya, yalnızca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Almanya’da aldıkları mahkûmiyet kararlarına ilişkin adli sicil bildirimlerini düzenli olarak Türkiye’ye iletiyor. 

1990’ların başında Türkiye’ye gönderilen adli sicil bildirimlerinin yıllık ortalaması yaklaşık 37 bin iken, bu sayı 2017’de 47 bin 779’a, 2021’de ise 69 bin 790’a yükseldi. 

Son yıllarda da veri paylaşımının yüksek seviyesini koruduğu görüldü. Almanya 2022’de Türkiye’ye 62 bin 1, 2023’te 71 bin 824, 2024’te 78 bin 675, 2025’te ise 72 bin 991 adli sicil bildirimi gönderdi. 

Ancak bir kişi hakkında birden fazla mahkûmiyet kararı bulunabileceğinden, bildirimin kapsadığı kişi sayısı daha düşük. Buna göre 2022’de 44 bin 420, 2023’te 57 bin 339, 2024’te 63 bin 563 ve 2025’te 63 bin 87 kişi hakkında veri bildirimi yapıldı. 

Hangi bilgiler Türkiye’ye aktarılıyor? 

Alman hükümeti, gönderilen bildirimlerin doğrudan Federal Adli Sicil Kaydı’ndaki (Bundeszentralregister) temel bilgileri içerdiğini belirtti. 

Türkiye’ye aktarılan bilgiler arasında kişinin adı, soyadı, doğum tarihi ve yeri, cinsiyeti, uyruğu ve adresinin yanı sıra mahkûmiyet kararını veren mahkeme, dosya numarası, karar tarihi, kararın kesinleşme tarihi, suçun işlendiği son tarih, ilgili ceza maddesi ve verilen cezanın içeriği bulunuyor. 

Bu nedenle bildirimin konusu olan mahkûmiyetin yasa dışı dernek faaliyetleri, propaganda, terör örgütü üyeliği veya Alman Ceza Kanunu’nun 129. maddesi kapsamındaki suçlarla bağlantılı olması halinde, Türkiye’deki makamların söz konusu bilgiler üzerinden kişinin siyasi faaliyetleri hakkında çıkarım yapması mümkün hale gelebiliyor. 

Bununla birlikte Alman hükümeti, otomatik bildirimlerde mahkûmiyete esas olayların ayrıntılı özetlerinin veya dava dosyasındaki somut suçlamaların yer almadığını özellikle vurguluyor. 

Veri paylaşımı yalnızca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kapsıyor. Alman vatandaşlığı bulunan Türkiye kökenliler ile çifte vatandaşların bu otomatik bildirimlerin kapsamında olmadığı belirtiliyor. 

Veri aktarımının hukuki dayanağı ne? 

Federal Hükümet, adli sicil bilgilerinin Türkiye’ye aktarılmasının uluslararası ve Alman iç hukukundaki düzenlemelere dayandığını belirtiyor. 

Buna göre veri paylaşımı, 1959 tarihli Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardımlaşma Avrupa Sözleşmesi’nin (EuRhÜbK) 22. maddesine dayanıyor. Alman iç hukukunda ise süreç, Federal Adli Sicil Kanunu’nun 57. maddesi çerçevesinde yürütülüyor ve Genel Veri Koruma Tüzüğü (DSGVO) ile uyumlu olduğu ifade ediliyor. 

Hükümetin yanıtında dikkat çeken noktalardan biri ise bildirimlerin otomatik olarak ve kişi bazında ayrıca bir risk değerlendirmesi yapılmadan gönderildiğinin doğrulanması oldu. 

Alman hukukunda başka bir devlete adli sicil bilgilerinin aktarılması sırasında, söz konusu paylaşımın Alman hukuk düzeninin temel ilkelerine veya insan haklarına aykırı olup olmadığının değerlendirilmesine yönelik hükümler bulunuyor. 

Ancak Adalet Bakanlığı, üç aylık dönemlerle yapılan otomatik bildirimlerde kişi özelinde herhangi bir siyasi tehdit, tehlike veya güvenlik riski incelemesi yapılmadığını belirtti. Böyle bir incelemenin ancak Türkiye’nin belirli bir kişi hakkında özel bilgi veya adli sicil kaydı talep etmesi halinde gündeme geldiği kaydedildi. 

Türkiye’ye seyahat edenler açısından risk var mı? 

Sol Parti, soru önergesinde veri paylaşımının Türkiye’ye seyahat eden kişiler açısından oluşturabileceği risklere de dikkat çekti. 

Önergede, Almanya’da siyasi faaliyet yürüten veya sürgünde bulunan kişiler hakkında Türkiye makamlarının bu bilgilerden siyasi sonuçlar çıkarabileceği uyarısı yapıldı. Ayrıca Türkiye’de kişisel verilerin korunmasına ilişkin sorunlara ve geçmişte yaşanan veri sızıntılarına dikkat çekildi. 

Sol Parti, Türkiye’de kullanılan bazı gözetim uygulamalarına da atıfta bulundu. Önergede, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bir kişinin cep telefonuyla çekilmiş fotoğrafından kimliğinin kısa sürede tespit edilebileceğini belirttiği “KİM” uygulamasına ilişkin açıklaması da hatırlatıldı. 

Veri paylaşımından kişilerin haberi oluyor mu? 

Sol Parti’nin sorusu üzerine Alman Adalet Bakanlığı, Türkiye’ye adli sicil bildirimi gönderilen kişilerin bu veri aktarımı hakkında ayrıca bilgilendirilmediğini açıkladı. 

Sol Parti ayrıca bu veri aktarımı nedeniyle Türkiye’ye girişte gözaltına alınan veya hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulanan kişilerin bulunup bulunmadığını sordu. 

Federal Hükümet ise bu konuda elinde herhangi bir veri bulunmadığını bildirdi. 

Berlin yönetimi ayrıca gönderilen bilgilerin Türkiye’de yalnızca yetkili adli makamların elinde kalıp kalmadığını veya başka kurum ya da kişilerin erişimine açılıp açılmadığını da bilmediğini belirtti. Alman hükümeti, verilerin Türkiye’de hangi makamların sistemlerine aktarıldığı konusunda da bilgi sahibi olmadığını kaydetti. 

Böylece Almanya ile Türkiye arasındaki adli sicil veri paylaşımının yıllardır düzenli ve büyük ölçekte sürdüğü, ancak bu aktarımın Türkiye’de nasıl kullanıldığı ve kişilerin bundan doğabilecek sonuçlardan haberdar edilip edilmediği konusunda önemli soru işaretlerinin bulunduğu ortaya çıktı.| ©DerVirgül  

Yayınlama: 06.09.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.