Berlin Uluslararası Film Festivali | İlker Çatak Altın Ayı, Emin Alper Gümüş Ayı kazandı
Berlinale olarak 76’ncı Uluslararası Berlin Film Festivali’nde bu akşam Altın ve Gümüş Ayı ödülleri sahiplerini buldu. Bu yıl festivalde, iki Türkçe film Altın ve Gümüş Ayı kazandı.
En iyi filme verilen Altın Ayı’ya yönetmenliğini İlker Çatak’ın yaptığı “Sarı Zarflar” layık görüldü. 22 filmin Altın Ayı için yarıştığı festivalde “Sarı Zarflar” eleştirmenlerin beğenisini toplamıştı.
Başrollerini Özgü Namal ile Tansu Biçer’in oynadığı “Sarı Zarflar,” Türkiye’deki siyasi baskılar nedeniyle işlerini, evlerini, dostlarını ve hatta aralarındaki sevgiyi kaybeden bir tiyatro oyuncusu Derya ile tiyatro yazarı Aziz’in hikayesini anlatıyor. Filmde, muhalif çıkışlar yapan sanatçı ve akademisyenler üzerinde artan baskılar, sosyal medya paylaşımları yüzünden açılan davalar konu edilirken, “İdeallerden vazgeçilebilir mi ya da ne zaman, nasıl vazgeçilebilir?” sorusu soruluyor.
Berlin’de yaşayan Türkiye kökenli Alman yönetmen İlker Çatak ve filmin yapımcısı Ingo Fliess’e ödülü Uluslararası Jüri Başkanı Wim Wenders’ın elinden aldı.
Alman yönetmen Wenders, “Sarı Zarflar”ın “Sinemanın empatik dilinin aksine totalitarizmin politik dilini çok net bir şekilde dile getirdiğini” söyledi. Wenders, filmi, “Korkutucu bir uyarı, bizim ülkelerimizde de yaşanması olası yakın geleceğe bir bakış” olarak nitelendirdi, İlker Çatak’ın “muhteşem çağdaş filmler” yaptığını dile getirdi.
Aslında siyasi içerikli bir konuşma yapmayı planladığını, ancak sonradan vazgeçtiğini söyleyen İlker Çatak, filminin “siyasi mesajlarıyla kendi adına konuştuğunu” ifade etti. Çatak, “öğretmenlerinden biri” olan Wim Wenders’ın elinden ödül almanın kendisi için “inanılmaz” olduğunu söyledi, film ekibine teşekkür etti.
Filmleri ile çok sayıda ödül alan Çatak, “Öğretmenler Odası” (Lehrerzimmer) ile 2024 yılında Almanya adına En İyi Yabancı Film Oscar’ına aday gösterilmiş ve adını daha geniş kitlelere duyurmuştu.
Emin Alper Gümüş Ayı kazandı
Festivalde en iyi ikinci filme verilen Jüri Büyük Ödülü’ne ise “Kurtuluş” ile Emin Alper layık görüldü.
Gerçek olaylardan esinlenerek Batman ve Mardin’de çekilen “Kurtuluş”un başrollerinde Caner Cindoruk, Berkay Ateş, Feyyaz Duman ve Naz Göktan oynuyor. Film, “teröristlere” karşı koruculuk yapan Hazeran aşireti ile yıllar önce terk etmek zorunda kaldıkları köylerine geri dönen Bezariler arasındaki kan davasını ve yaşanan husumeti anlatıyor. Türkiye’nin güneydoğusunda geçen ancak hiçbir yere, zamana, tarikata veya aşirete referans vermeyen film, bu nedenle de evrensel olabilecek bir hikâyeye işaret ediyor: Halkın kin, din ve korku ile manipülasyonu.
Emin Alper, ödülünü ABD’li senarist ve yönetmen Reinaldo Marcus Green takdim etti. Alper’in ödül konuşması verdiği siyasi mesajlarla dikkati çekti.
Alper, filminin “korkunç suçlar işlemiş failleri” anlattığını, film boyunca “onların zihniyetinin yanı sıra hayatta kalanların durumunu anlamaya çalıştığını” söyledi. Bu filmi çekerken öğrendiği şeylerden birinin “En korkunç yalnızlığın, acı çekerken yaşanan yalnızlık” olduğunu belirten Alper, “Haklarınız her geçen gün kaybederken, ödediğiniz vergilerler alınmış mermilerle vurulurken, sizi insan olarak görmeyenler tarafından bombalanırken, bu anlarda yalnızsınızdır” ifadelerini kullandı. “Bu nedenle, burada yapabileceğimiz şey, sessizliği bozmak ve onlara gerçekten yalnız olmadıklarını hatırlatmaktır” diyen Emin Alper, “Gazze’de korkunç koşullarda yaşayan ve ölen Filistinliler, tiranlık altında acı çeken İran halkı, Ortadoğu ve Rojava’da yaklaşık bir asırdır hakları için mücadele Kürtler yalnız değilsiniz. Ve son olarak benim halkım yalnız değilsiniz” diye konuştu.
Emin Alper, cezaevinde tutulan Çiğdem Mater, Tayfun Kahraman, Can Atalay, Mine Özerden, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş ve Ekrem İmamoğlu’nun da isimlerini sayarak “yalnız değilsiniz” dedi. Emin Alper’in sözleri salonda alkışlarla karşılandı.
Ödül töreninde Filistin bayrağı açıldı
Berlinale’nin Gazze’de yaşananlara ilişkin tutumu, yönetmen ve oyuncuların güncel siyasi konularda görüş belirtip belirtmemesi tartışmaları ile geçen festivalin ödül töreni de politik mesajlara sahne oldu.
“Chronicles From the Siege” ile GWFF En İyi İlk Film Ödülü’nü alan Suriye-Filistinli yönetmen Abdallah Alkhatib, ödül konuşmasında Alman hükümetini İsrail’in “Gazze Şeridi’nde yaptığı soykırıma” ortak olmakla suçladı. İsrail, soykırım suçlamalarını reddediyor, Alman hükümeti de İsrail’in Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırısına karşılık olarak kendini savunma hakkını kullandığını belirtiyor.
Bir gün Gazze Şeridi’nde de film festivali düzenleneceğini ifade eden Alkhatib, konuşmasının sonunda Filistin bayrağı açarak, sahneden ayrıldı.
Festivalin diğer ödülleri
Berlinale’de bu yıl Jüri Gümüş Ayı Ödülü’nün sahibi “Queen at Sea” ile ABD’li yönetmen Lance Hammer oldu. Başrolünde Juliette Binoche’un oynadığı film, annesi demans olan bir kadının yaşadığı ikilemi anlatıyor. Filmde rol alan Tom Courtenay ve Anna Calder-Marshall ise En İyi Yardımcı Oyunculuk Performansı dalında Gümüş Ayı aldı.
Avusturyalı yönetmen Markus Schleinzer’in “Rose” filmindeki rolüyle Alman aktris Sandra Hüller, Başroldeki En İyi Oyunculuk Performansı dalında Gümüş Ayı’nın sahibi oldu. Filmde erkek kılığına giren bir kadını canlandıran Hüller, bu dalda ödülün favorileri arasında yer alıyordu.
Berlinale’de En İyi Yönetmen dalında Gümüş Ayı’yı “Everybody Digs Bill Evans” ile İngiliz belgesel film yönetmeni Grant Gee, En İyi Senaryo dalında Gümüş Ayı’yı ise “Nina Roza” ile Geneviève Dulude-de Celles aldı.| ©DW Türkçe