Gelişen Sanat, Gelişen Toplum
“Sanat sanat içindir” diyenler ile “sanat toplum içindir” diyenler arasında yüzyıllardır süren bir tartışma vardır. Bu tartışma çoğu zaman bir tarafın diğerini dışlamasıyla yürütülür. Oysa mesele bir tercih meselesi değil, bir denge meselesidir. Çünkü sanatın kendi iç dünyasında derinleşmesi onu geliştirir; toplumla temas etmesi ise toplumu dönüştürür.
Sanat, önce kendi dilini kurar. Teknik gelişir, estetik incelir, ifade gücü keskinleşir. Ressam renkleri, şair sözcükleri, müzisyen notaları ustalıkla yoğurur. Bu süreçte sanatçı, doğrudan bir mesaj verme kaygısı taşımasa bile sanatın sınırlarını genişletir. Bu nedenle “sanat sanat içindir” anlayışı, sanatın kalitesini yükselten bir laboratuvar gibidir. Deney yapılır, yeni yollar açılır, yeni biçimler doğar. Sanatın gelişmesi burada başlar.
Ancak sanat yalnızca kendi içine kapanırsa, bir süre sonra toplumdan kopar. Halkın acısını, sevincini, mücadelesini görmeyen bir sanat; teknik olarak kusursuz olsa bile ruhunu kaybeder. Çünkü sanat, insanın içinden doğar ve insanın hayatına dokunduğu ölçüde anlam kazanır. İşte bu noktada devreye “sanat toplum içindir” anlayışı girer.
Toplum için yapılan sanat, bir aynadır. Toplum kendini o aynada görür. Yanlışlarını fark eder, doğrularını pekiştirir, hayal kurmayı öğrenir. Bir roman bir milleti düşündürebilir, bir türkü bir toplumu ayağa kaldırabilir, bir tiyatro oyunu bir neslin bakış açısını değiştirebilir. Tarih boyunca büyük dönüşümlerin arkasında çoğu zaman bir fikir adamı kadar bir sanatçı da vardır.
Bu nedenle gerçek mesele, sanatın hangi tarafı seçtiği değil; her iki yönü ne kadar güçlü taşıdığıdır. Sanat gelişmeden toplumu geliştiremez. Topluma temas etmeden de büyüyemez. Bir kanadı estetik, diğer kanadı sorumluluk olan bir kuş gibi düşünmek gerekir. Tek kanatla uçuş mümkün değildir.
Bugün dünyanın en etkili sanat eserlerine bakıldığında ortak bir özellik görülür: Hem güçlü bir sanat dili vardır hem de insanın hayatına dair bir söz söyler. Kalıcı olan sanat, sadece güzel olan değil; aynı zamanda anlam taşıyan sanattır.
Sanat kendisi için üretildiğinde derinleşir, ustalaşır ve güçlenir.
Toplum için üretildiğinde ise yön verir, bilinç oluşturur ve değişim başlatır.
Gerçek sanatçı, bu iki gücü aynı potada eritebilen kişidir. Çünkü sanat yalnızca bir ifade biçimi değil, aynı zamanda bir sorumluluktur.| ©DerVirgül