Araştırma | 1929’da Avusturya’ya gelen Yozgat Mebusundan, bugün Viyana’da yaşayan binlerce Yozgatlıya uzanan bir hikâye…
Araştırma | Adem Hüyük
“Bir şehir efsanesine göre, vize ve çalışma izni uzatma başvurularını değerlendiren Avusturyalı bir memur, Türkiye kökenli misafir işçilerin büyük bölümünün doğum yerinde aynı şehrin yazdığını fark eder. Bunun üzerine şaşkınlıkla, “Türkiye mi daha büyük, yoksa Yozgat mı?” diye sorar.”
Bugün özellikle Viyana’da hatırı sayılır bir Yozgatlı nüfusu yaşamaktadır. Hatta, Türkiye ile Avusturya arasında 15 Mayıs 1964’te imzalanıp 17 Eylül 1964’te yürürlüğe giren İşgücü Anlaşması kapsamında Avusturya’ya gelen ilk misafir işçiler arasında Yozgatlıların önemli bir yer tuttuğu sıkça dile getirilmektedir. Bu kanaati destekleyen gözlemler de mevcuttur. Nitekim Avusturya’da tanıştığım dördüncü kuşak Türkiye kökenlilerin önemli bir kısmı Yozgat kökenliydi. Bu durum, Yozgatlıların Avusturya’ya göçünün erken dönemlerde başlayıp aile birleşimleriyle sonraki kuşaklara taşındığını düşündürmektedir.
66 Yozgat…
Yozgatlıların Avusturya’daki yoğun varlığı zamanla çeşitli şehir efsanelerini ve nükteleri de beraberinde getirmiştir. Bunlardan biri de Avusturyalıların Türkiye’ye ait bildiği tek plakanın 66 olduğudur. Elbette bu, istatistikî bir tespit değil; özellikle Viyana’daki Yozgatlı nüfusunun görünürlüğünü anlatan mizahi bir ifadedir. Şunu da itiraf etmeliyim ki, bu nükteli sözün tamamen uydurma olmadığını bizzat tecrübe ettim. Bir Avusturyalı iş arkadaşım, Türkiye’den söz ederken gülümseyerek “Yozgat, 66” dedi. O an, Yozgat’ın Avusturya’daki göç hikâyesinin yalnızca Türkiye kökenlilerin hafızasında değil, Avusturyalıların gündelik algısında da kendine yer edindiğini fark ettim.
Diğer yandan, Viyana’da yaşayan Yozgatlılar, misafir işçilikten girişimciliğe ve işverenliğe geçiş sürecinin de öncü örneklerini oluşturmaktadır. Bugün çok sayıda Yozgat kökenli işletme sahibi; ticaret, gastronomi, inşaat ve hizmet sektörlerinde faaliyet göstermektedir. Kesin istatistikler bulunmamakla birlikte, Viyana’daki Yozgatlılar arasında işveren konumunda olanların oranının dikkat çekici derecede yüksek olduğu sıkça dile getirilmektedir. Bu durum, ilk kuşak misafir işçilerin emekleriyle başlayan göç hikâyesinin sonraki kuşaklarda ekonomik girişimcilik ve toplumsal yükselişle devam ettiğini göstermektedir.
Yozgatlıların Avusturya’daki girişimcilik başarısının en dikkat çekici örneklerinden biri de ET-SAN marketler zinciridir. Bugün Viyana başta olmak üzere Avusturya’nın çeşitli eyaletlerinde faaliyet gösteren ET-SAN, 1986 yılında Viyana’da küçük bir bakkal dükkânı olarak faaliyete başlamış, zamanla ülkenin önde gelen etnik gıda perakende zincirlerinden biri hâline gelmiştir. Şirketin kurucusu Hüseyin Ünal’ın Yozgat kökenli olması, Yozgatlı göçmenlerin Avusturya’daki ekonomik yükselişinin sembolik örneklerinden biri olarak gösterilmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Avusturya’yı Ziyaret Eden İlk Milletvekili Yozgat’tandı
“1929’da Avusturya’ya gelen Yozgat Mebusu Tahsin Bey, bugün Viyana’da yaşayan binlerce Yozgatlıyı görse herhalde memleketten bu kadar hemşehrisiyle karşılaşmayı beklemezdi.”
Bu makaleyi kaleme almamın asıl nedeni de tam olarak buydu: Tarihin farklı dönemlerine ait iki hikâyeyi aynı çizgide buluşturmak. Bir yanda, 1929 yılında tarımsal incelemelerde bulunmak üzere Avusturya’ya gelen Yozgat Mebusu Tahsin Bey; diğer yanda ise bugün Viyana’nın sosyal ve ekonomik hayatında önemli bir yer edinen Yozgatlılar… İlk bakışta birbirinden bağımsız görünen bu iki hadise, aslında tarihsel bir tesadüfün yerli yerine oturmasını sağlıyor.
Tarım alanında tetkik için 1929 yılında Avusturya’ya seyahat düzenleyen Yozgat Mebusu Tahsin Bey de Avusturya’nın imparatorluk dönemlerinden kalma bir teknoloji kullansa da bu alanda büyük atılımlar yapmaya çalıştığını raporunda belirtiği tarihi belgelerde yer almakta.
Tarihsel düşmanlığın doğuşu
Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa’da durdurulamaz bir güç olarak algılandığı dönemin sona ermesinde önemli bir dönüm noktası olan II. Viyana Kuşatması’nın (1683) başarısızlıkla sonuçlanması, yalnızca Osmanlı’nın askerî ve siyasî gerileme sürecinin başlangıcı olarak görülmez. Aynı zamanda Osmanlı ve Habsburg imparatorlukları arasındaki rekabeti ve karşılıklı güvensizliği derinleştirerek, iki devletin tarihsel hafızasında uzun yıllar yaşayacak düşmanlık algılarının da şekillenmesine zemin hazırlamıştır.
Ancak tarihin cilvesi, yüzyıllar boyunca savaş meydanlarında karşı karşıya gelen Osmanlı Devleti ile Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nu bu kez aynı safta buluşturdu. Birinci Dünya Savaşı’nda [1914–1918] müttefik olarak savaşan iki imparatorluk da savaştan yenik ayrıldı; bu yenilgi, her ikisinin de siyasi ve askerî bakımdan tarih sahnesinden çekilmesine zemin hazırladı.
1929 yılında tarımsal incelemelerde bulunmak üzere Avusturya’ya gelen Yozgat Mebusu Tahsin Bey’in seyahati, dönemin şartları içinde sıradan bir resmî ziyaret olarak görülebilir. Ancak yaklaşık bir asır sonra geriye dönüp baktığımızda, bu ziyaret bambaşka bir anlam kazanmaktadır. Bugün Viyana sokaklarında Yozgatlılara rastlamak, “Yozgat 66” sözünü bir Avusturyalının ağzından duymak ya da Yozgat kökenli girişimcilerin Avusturya ekonomisinde önemli bir yer edindiğini görmek, tarihin bazen şaşırtıcı tesadüflerle örüldüğünü düşündürüyor.
Bir zamanlar savaş meydanlarında karşı karşıya gelen iki devlet, daha sonra aynı cephede savaşmış; ardından diplomatik ilişkiler kurmuş, bilim insanlarını paylaşmış ve nihayet insan hikâyeleriyle birbirine bağlanmıştır. Bugün Türkiye ile Avusturya arasındaki en güçlü köprülerden biri artık devletler değil, iki ülke arasında hayat kuran insanlardır.
Belki de bu makaleyi kaleme almamın asıl nedeni de buydu. 1929 yılında Avusturya’ya giden ilk Cumhuriyet milletvekillerinden birinin Yozgat Mebusu Tahsin Bey olması, bugün ise Viyana’nın en görünür Türkiye kökenli topluluklarından birini yine Yozgatlıların oluşturması, tarihin zarif bir ironisidir. Elbette biri diğerinin sebebi değildir; ancak bazen tarih, birbirinden bağımsız gibi görünen olayları yıllar sonra anlamlı bir bütün hâline getirir. Bu da o bütünün küçük ama dikkat çekici parçalarından biridir. | ©DerVirgül
Bu içerik, Der Virgül tarafından yaklaşık altı saat süren titiz bir araştırma sürecinin ardından, güvenilir ve doğrulanmış kaynaklara dayanılarak hazırlanmıştır. Emeğe, araştırmaya ve gazetecilik ilkelerine değer verenler için farkımız; kopyalamak değil, üretmektir.

