Tatile mi, yoksa izine mi gidiyorsunuz?
| Adem Hüyük
Avrupa ülkelerinde yaşayan ve zaman içerisinde “gurbetçi” tanımından yerleşik göçmen kimliğine evrilen yüz binlerce Türkiye kökenli insan, özellikle yaz aylarında ve kısmen yılbaşı döneminde Türkiye’ye seyahat etmeyi tercih ediyor.
Türkiye’den Avrupa ülkelerine göçün tarihi 1960’lı yıllara kadar uzanıyor. Araştırmacılara göre ilk kuşak göçmenler, çalışmak için geldikleri ülkelerin dillerinde öncelikle günlük hayatlarını kolaylaştıracak kelimeleri öğrenmişlerdi.
Almanca “Urlaub”, Flemenkçe “Vakantie”, Fransızca “Vacances” kelimeleri de bunların başında geliyordu. Bu kelimelerin Türkçe karşılığı ise hepimizin bildiği gibi “tatil” idi.
Ancak ilginç bir şekilde bu kelimeler zaman içerisinde Türkçe konuşma diline farklı bir biçimde yerleşti. Avrupa dillerindeki karşılıkları, Türkçe cümlelerin içinde kullanılmaya başladı:
“Bu yıl Urlaub’a gidiyor musun?”
“Vakantie ne zaman başlıyor?”
“Vacances için Türkiye’ye gideceğiz.”
Fakat aynı kişiler, Türkçe karşılığı olan “tatil” kelimesini kullanmak yerine çoğunlukla başka bir kelimeyi tercih etti:
“İzne gidiyorum.”
Tatil mi, izin mi?
Peki neden Türkiye’de birkaç hafta geçirmek için “tatil” değil de “izin” kelimesi tercih ediliyor?
Aslında bu sadece bir kelime tercihi değil, göç tarihimizin ve toplumsal hafızamızın da bir yansımasıdır.
İlk kuşak göçmenler Avrupa’ya büyük ölçüde çalışmak için gelmişti. Onlar için hayat; uzun çalışma saatleri, tasarruf, aileye para gönderme ve memlekete dönme hayali üzerine kuruluydu.
Yıllık izin, çoğu zaman dinlenmekten çok Türkiye’ye gitmek, aileyi görmek, köyü ziyaret etmek, düğünlere katılmak veya memlekette yapılması gereken işleri halletmek anlamına geliyordu.
Bu nedenle “izin” kelimesi sadece boş zamanı değil, aynı zamanda bir sorumluluğu ifade ediyordu.
Birinci kuşak için Avrupa’daki hayat çalışma, Türkiye ise kısa süreli dönüşlerle anlam kazanan bir yerdi. Türkiye’ye gitmek bir tatilden çok, verilen emeğin ardından kullanılan bir “izin”di.
Yeni kuşak için anlam değişiyor
Bugün Avrupa’da doğup büyüyen ikinci ve üçüncü kuşaklar için durum büyük ölçüde değişmiş durumda.
Onlar için Türkiye’ye gitmek sadece aile ziyareti veya geçmişle bağ kurmak anlamına gelmiyor. Türkiye artık deniz, kültür, gastronomi ve dinlenme anlamında gerçek bir tatil destinasyonu da olabiliyor.
Ancak dildeki alışkanlıklar kolay değişmiyor.
“İzne gidiyorum” ifadesi hâlâ birçok Türkiye kökenlinin günlük hayatında kullanılmaya devam ediyor. Bu küçük kelime tercihi aslında göçün ilk yıllarından bugüne uzanan bir hikâyeyi içinde taşıyor.
Bir kelime bazen sadece bir kelime değildir. Bazen bir neslin yaşadığı zorlukları, hayallerini ve geçmişle kurduğu bağı anlatır.
Belki de bugün kendimize şu soruyu sormanın zamanı geldi:
Biz gerçekten tatile mi gidiyoruz, yoksa hâlâ geçmişin alışkanlığıyla izne mi çıkıyoruz? | ©DerVirgül