Avusturya-Macaristan Sınırında Yapılan Piknik Tarihi Değiştirdi

Avusturya-Macaristan Sınırında Yapılan Piknik Tarihi Değiştirdi

Avusturya-Macaristan sınırında düzenlenen masum görünümlü bir piknik, Soğuk Savaş’ın sona ermesine giden yolda tarihi bir dönüm noktasına dönüştü. 19 Ağustos 1989’da düzenlenen Pan-Avrupa Pikniği sırasında yüzlerce Doğu Alman, sınır kapısından geçerek Avusturya’ya ulaştı. Bu olay, Demir Perde’nin aşılmasında ve Doğu Bloku’ndaki çözülmenin hızlanmasında önemli bir rol oynadı. 

Ferenc Mészáros ve Mária Filep isimleri bugün pek bilinmiyor. Ancak her ikisinin de 1989 yılında Avusturya-Macaristan sınırında yaşanan ve Soğuk Savaş tarihinin en önemli gelişmelerinden birine dönüşen olaylarda önemli payı vardı. 

O dönemde Almanya Başbakanı Helmut Kohl, Macaristan’da yaşananları Berlin Duvarı’ndan koparılan “ilk taş” olarak nitelendirmişti. 

1989’daki gelişmeler çoğu zaman Washington ve Moskova arasındaki büyük jeopolitik mücadele, Mihail Gorbaçov ve Ronald Reagan gibi liderler üzerinden anlatıldı. Ancak olayların arkasında, değişim isteyen sıradan insanların girişimleri de vardı. 

Bir piknik fikri 

Ferenc Mészáros, Macaristan’daki muhalefetin yanında yer alan genç bir adamdı. 

20 Haziran 1989’da Budapeşte’de yaklaşık 2 bin öğrencinin katıldığı bir toplantıda Otto von Habsburg, Macaristan’ın geleceği üzerine bir konuşma yaptı. O dönemde Avrupa Parlamentosu üyesi olan ve Budapeşte’yi sık sık ziyaret eden Otto von Habsburg, Macaristan’ın içinde bulunduğu ağır ekonomik sorunlardan söz etti. 

Mészáros, konuşmanın ardından düzenlenen akşam yemeğinde küçük bir grupla birlikte von Habsburg ile tartışmaya devam etti. 

Şarap ve hararetli tartışmanın etkisiyle genç adam bir fikir ortaya attı: 

“Burada bir otelde oturmak yerine Demir Perde’nin yanındaki insanların arasına gitmeliyiz. Avusturyalıları ve Macarları sınırın iki tarafında bir araya getirecek, dikenli tellerin üzerinden sosis ve bira paylaşacakları bir piknik düzenleyelim.” 

İlk bakışta gerçekleşmesi mümkün olmayan romantik bir fikir gibi görünüyordu. 

Güvercin ve dikenli tel 

Mária Filep ise Debrecen’den gelen muhalif bir ailenin kızıydı. Çocukken 1956 Macaristan Ayaklanması’nın Sovyet tankları tarafından bastırılmasına tanık olmuştu. 

Filep, Mészáros’un fikrinin hayata geçirilmesini sağlayan en önemli isimlerden biri oldu. Organizasyon yeteneği sayesinde siyasi destek arayışına girildi. 

Etkinliğe “Pan-Avrupa Pikniği” adı verildi. Logosu ise dikenli telin içinden uçan bir güvercindi. 

Etkinlik Ağustos 1989’un ortasında gerçekleştirilecekti. Bunun için yalnızca yaklaşık iki ay vardı. 

Amerikalı siyaset bilimci Matthew Longo, Leiden Üniversitesinde akademisyen olarak yürüttüğü çalışmalar kapsamında bu olayı yeni kitabı “Das Picknick” ile yeniden ele aldı. 

Longo, resmi tarih anlatılarında çoğu zaman arka planda kalan 19 Ağustos 1989 olayını, o dönemi yaşayan Ferenc Mészáros, Mária Filep ve çok sayıda başka kişinin tanıklıkları üzerinden inceliyor. 

Gorbaçov’un sessiz desteği 

Macaristan 1989 yılında siyasi ve ekonomik bir kriz içindeydi. Reformcu ekonomist Miklós Németh, hükümetin başına geçerek ülkeyi dönüştürmeye çalışıyordu. 

Németh, Doğu Bloku’ndaki muhafazakâr çevrelerin büyük bölümünü karşısına aldı. Ancak önemli bir istisna vardı: Sovyet lideri Mihail Gorbaçov. 

Gorbaçov, Macaristan’da yaşanan gelişmelere müdahale etmedi. Macar hükümeti Demir Perde’yi kaldırmaya başladığında bile Moskova sessiz kaldı. 

Sınırdaki elektrikli güvenlik sistemlerinin bakımının maliyeti de giderek artmıştı. Kremlin, bunun Macaristan’ın kendi iç meselesi olduğunu belirtiyordu. 

Macaristan’da ise üç güç karşı karşıyaydı: Komünist Parti’nin sertlik yanlıları, hükümet içerisindeki reformcular ve Demokratik Forum çatısı altında örgütlenen muhalefet. 

1989 yazında sınırdaki dikenli tellerin önemli bölümü sökülmüştü. 

Pan-Avrupa Pikniği ise muhaliflerin gözünde, Demir Perde’yi adeta gülünç duruma düşürecek sembolik bir siyasi gösteri olarak tasarlanmıştı. 

Bundan kısa süre önce, 27 Haziran 1989’da Avusturya Dışişleri Bakanı Alois Mock ile Macaristan Dışişleri Bakanı Gyula Horn kameralar önünde sınırdaki dikenli teli birlikte kesmişti. 

Sınır kapısındaki küçük kapı 

Mária Filep, reformcu devlet bakanı Imre Pozsgay’dan siyasi destek almayı başardı. Ayrıca Habsburg ailesiyle temas kurdu. 

Otto von Habsburg, etkinlikte yapmayı planladığı konuşmanın metnini gönderdi. Daha sonra etkinliğe kızı Walburga’yı göndermeye karar verdi. 

Organizatörlerin önünde ise başka bir sorun vardı: Piknik nerede yapılacaktı? 

Sonunda Sopronpuszta’da, sınır bölgesinde kimsenin pek bilmediği bir alan seçildi. 

Burası yoğun bitki örtüsünün bulunduğu, adeta terk edilmiş bir açıklıktı. 

Ancak bölgenin önemli bir özelliği vardı: Artık kullanılmayan eski bir sınır geçiş noktasında küçük bir kapı bulunuyordu. 

Aktivistlerin bu kapının birkaç saatliğine açılmasına izin alması, dönemin koşulları düşünüldüğünde neredeyse bir mucizeydi. 

Etkinliğin Avusturya tarafında da duyurulmasıyla insanlar sınır bölgesine davet edildi. 

Avusturya tarafında en yakın yer St. Margarethen, Macaristan tarafında ise Sopron’du. 

Doğu Almanlar batıya koşuyor 

1989 yazında Macaristan, Doğu Almanya’dan gelen binlerce kişinin bulunduğu bir ülkeydi. 

O yılın ilk aylarında yaklaşık 50 bin Doğu Alman tatil amacıyla Macaristan’a gelmişti. Birçoğu kamp malzemeleriyle birlikte ülkeye girmiş ve Macaristan-Avusturya sınırının artık eskisi kadar sıkı korunmadığını öğrenmişti. 

Doğu Almanya’daki SED yönetiminden kaçmak isteyenler için Batı’ya ulaşma ihtimali artık gerçek görünüyordu. 

Ancak Doğu Almanya gizli polisi Stasi de durumun farkındaydı. Macaristan’a gelen aileler ve genç çiftler takip ediliyor, Doğu Almanya’daki baskı sistemi ülke dışında da devam ediyordu. 

Pan-Avrupa Pikniği yaklaşırken yüzlerce Doğu Alman, sınırdaki etkinlikten haberdar oldu. 

Etkinlik afişlerle duyuruluyordu. Afişlerdeki metin Macarcaydı ancak “Páneurópai Piknik” ifadesi herkes tarafından anlaşılabiliyordu. 

Doğu Almanlara, kalabalığa karışmaları ve ne olacağını görmeleri söylendi. 

Etkinlik alanına giden yol üzerinde resmi makamlar tarafından çalılıkların arasından bir geçiş yolu bile açıldı. 

Birçok kişi sınırın son birkaç kilometresini yürüyerek geçti. Bazı Avusturyalılar da araçlarıyla onları alarak etkinlik alanına ulaştırdı. 

Demir Perde bir kez daha açılmadı 

Piknik sırasında sınır kapısı kalabalığın baskısıyla açıldı ve yüzlerce Doğu Alman bir anda Avusturya tarafına geçti. 

Karşılarında Avusturyalı sınır görevlileri, Kızılhaç gönüllüleri, gazeteciler ve meraklılardan oluşan bir kalabalık vardı. 

Onlara verilen mesaj basitti: 

“Başardınız. Avusturya’dasınız. ” 

İlk kez büyük bir insan topluluğu Demir Perde’yi aşmıştı. 

Daha da önemlisi, Moskova herhangi bir müdahalede bulunmamıştı. 

Macar sınır görevlileri, yaşananların büyüklüğünü ancak olay gerçekleştikten sonra fark etti. 

Sınır geçişinden sorumlu Árpád Bella, devletini zor durumda bıraktığı gerekçesiyle hapse atılacağını düşünüyordu. 

Ancak tarih başka türlü gelişti. 

Demir Perde bir daha kapanmadı. 

11 Eylül 1989’da Macaristan’ın Avusturya sınırı kalıcı olarak açıldı. Takip eden günlerde yaklaşık 30 bin Doğu Alman mülteci, Macaristan üzerinden Batı Almanya’ya ulaştı. 

Matthew Longo’nun anlatısı, o gün kaçmayı başaran ve kaçamayıp Doğu Almanya’ya geri dönen iki arkadaşın hikâyesiyle sona eriyor. 

19 Ağustos 1989’da yolları ayrılan bu iki arkadaş, yıllar sonra birleşmiş Almanya’da aynı yerde yaşamaya başladı. 

Bir piknik olarak başlayan girişim, Sovyetler Birliği’nin çözülmesinin sembollerinden birine dönüştü.| ©DerVirgül  

Yayınlama: 16.08.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.