Avusturya’da işgücü çelişkisi | Çalışıyor, vergi ödüyor, sonra çalışamıyor

Avusturya’da işgücü çelişkisi | Çalışıyor, vergi ödüyor, sonra çalışamıyor

Salzburg’da iki yıldır gastronomi sektöründe çalışan 23 yaşındaki Afganistanlı Arab I.’nin çalışma izni yenilenmedi. İşvereni çalışanını kaybetmek istemiyor, genç yeniden çalışmak istiyor. Ancak iki kez reddedilen iltica başvurusu sonrasında kendisine verilecek “geduldet” statüsü nedeniyle çalışma hakkı konusunda engelle karşılaşıyor. Böylece Avusturya’nın işgücüne ihtiyaç duyduğu bir dönemde, düzenli olarak çalışan bir genç yeniden devlet desteğine bağımlı hale geliyor. 

Avusturya’da son yıllarda bir yandan nitelikli ve çalışacak insan gücüne ihtiyaç olduğu vurgulanırken, diğer yandan ülkede bulunan bazı göçmenlerin çalışma hayatına devam etmesinin önündeki hukuki engeller tartışılıyor. 

Salzburg’da yaşanan Arab I. vakası da bu çelişkiyi yeniden gündeme getirdi. 

23 yaşındaki Afganistanlı Arab, yaklaşık iki yıldır gastronomi sektöründe çalışıyor. Salzburg’un tanınmış işletmelerinden Sternbräu’da işe başladığında görevlerinden biri servis çalışanlığıydı. Zaman içerisinde kendisini geliştirerek kasada çalışmaya başladı ve işletme açısından önemli çalışanlardan biri haline geldi. 

Ancak temmuz ayının sonunda çalışma izni yenilenmedi. 

Sternbräu işletmecisi Harald Kratzer, özellikle turizm sezonunun en yoğun döneminde önemli bir çalışanını kaybetmenin kendileri açısından ciddi bir sorun olduğunu söylüyor. İşletmede 26 farklı ülkeden çalışan bulunduğunu belirten Kratzer, Arab’ın da ihtiyaç duyulan çalışanlardan biri olduğunu ifade ediyor. 

Çalışıyor, vergi ödüyor, sonra çalışamıyor 

Vakanın dikkat çekici tarafı tam da burada ortaya çıkıyor. 

Arab iki yıl boyunca yasal çerçevede çalıştı, kira ödedi ve vergi verdi. Ancak iltica başvurusunun iki kez reddedilmesinin ardından hukuki statüsündeki değişiklik, çalışma hayatını da etkiledi. 

Avusturya’da sığınmacıların çalışma hakkı genel ve sınırsız bir çalışma hakkı değil. Çalışma, belirli şartlara ve çoğu durumda AMS tarafından verilen çalışma iznine bağlı. Salzburg eyaletinin resmi bilgilerine göre sığınmacılar özellikle mevsimlik işlerde, belirli koşullar altında çalışabiliyor. 

Arab’ın durumunda ise ortaya daha karmaşık bir tablo çıkıyor: İltica başvurusu kabul edilmiyor, ancak şu aşamada sınır dışı edilmesi de mümkün olmuyor. 

Bu nedenle kendisine önümüzdeki dönem için “Geduldet” statüsü verilmesi bekleniyor. 

Ancak bu statünün çalışma hakkı bakımından otomatik olarak normal bir çalışma izni anlamına gelmediği belirtiliyor. Avusturya hukukunda “geduldet” kişiler için çalışma izni ayrıca belirli şartlara bağlı. 

“Çalışmak istiyorum” 

Arab’ın ise talebi oldukça basit: 

“Yeniden çalışmak istiyorum.” 

İki yıldır çalıştığı işletme de onu kaybetmek istemiyor. 

Böylece ortaya Avusturya’nın göç ve işgücü politikalarının tam ortasında duran bir soru çıkıyor: 

Bir insanın çalışmasına ihtiyaç duyulduğu halde, hukuki statüsü nedeniyle çalışmasına izin verilmemesi nasıl bir sonuç doğuruyor? 

Arab’ın avukatı, geçmişte bazı kişiler için uygulanan insani oturum imkanlarının bugün daha sınırlı olduğunu belirtiyor. Arab açısından ise şimdilik Almanca sertifikaları almak ve gelecekteki oturum ihtimallerini güçlendirmek öneriliyor. 

Avusturya’nın işgücü ihtiyacı ile göç politikası karşı karşıya 

Bu olay yalnızca 23 yaşındaki bir gencin çalışma izni meselesi olarak görülmeyebilir. 

Avusturya’da işletmeler uzun süredir bazı sektörlerde çalışan bulmakta zorlandıklarını söylüyor. Özellikle gastronomi, turizm, bakım ve çeşitli hizmet alanlarında yabancı işgücünün önemli bir rol oynadığı biliniyor. 

Öte yandan çalışma hakkı, yalnızca “işçi açığı var, isteyen çalışsın” şeklinde düzenlenmiyor. Oturum ve çalışma izni birbirinden bağımsız olmayan, farklı hukuki şartlara bağlı konular. 

Dolayısıyla Arab vakası, aslında iki farklı politikanın karşı karşıya geldiği bir noktayı gösteriyor: 

Bir tarafta “Avusturya’nın çalışan insanlara ihtiyacı var” diyen ekonomi ve iş dünyası; diğer tarafta iltica başvuruları reddedilen kişilerin ülkedeki statüsünü belirleyen göç ve iltica sistemi. 

Bu iki sistem aynı kişide kesiştiğinde ise ortaya Arab’ın yaşadığı durum çıkabiliyor. 

“İşe yaramayan insan” değil, çalışmasına izin verilmeyen insan 

Buradaki önemli ayrım da bu. 

Arab, iki yıl boyunca çalışmış, bir meslek edinmiş, işletmede görevini yükseltmiş ve çalışmaya devam etmek istediğini açıkça söylüyor. 

Buna rağmen yeni statüsü nedeniyle çalışma hayatının dışında kalması söz konusu. 

Avusturya Federal İdare Mahkemesi’nin resmi bilgilerine göre “Duldung” durumundaki kişilere bir yıl geçerli Duldungskarte verilebiliyor ve şartlar devam ederse bu belge uzatılabiliyor. 

Dolayısıyla mesele yalnızca bir kişinin işini kaybetmesi değil. 

Devlet açısından ihtiyaç duyulan bir çalışan ile devletin göç politikası açısından ülkede kalış hakkı tartışmalı olan aynı kişi olabiliyor. 

Asıl soru 

Arab’ın hikâyesi Avusturya’da daha geniş bir tartışmayı yeniden gündeme getiriyor: 

İşgücüne ihtiyaç duyulan bir ülkede, çalışabilecek durumda olan ve çalışmak isteyen insanların hangi şartlarda çalışma hayatının dışında bırakılacağı nasıl belirlenmeli? 

Elbette iltica ve oturum kurallarının varlığı tartışmanın ayrı bir boyutu. Ancak diğer tarafta işletmelerin çalışan ihtiyacı, kişinin iki yıldır sürdürdüğü çalışma hayatı ve kendi geçimini sağlama isteği bulunuyor. 

Arab’ın hikâyesindeki çelişki tam da burada: 

Avusturya’nın bir işletmesi “Bu çalışana acilen ihtiyacımız var” diyor. Sistem ise aynı kişiye “Artık çalışamazsın” diyor. 

Ve sonuçta çalışmak isteyen bir genç, yeniden devlet desteğine ihtiyaç duyabilecek bir konuma geliyor. 

Avusturya’nın işgücü politikası açısından asıl soru belki de şu: Ülkenin gerçekten ihtiyaç duyduğu insanları çalıştırmak mı daha önemli, yoksa onların hangi statüyle ülkede bulunduğu mu?| ©DerVirgül 

Yayınlama: 29.08.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.