Viyana 10. Bölgedeki göçmenler, neye, nasıl uyum sağlayacak?

Başbakan Karl Nehammer’in alenen, 60 ve 70’li yıllarda gelen misafir işçilerin geri gönderilmemesini “hata” olarak gördüğünü söylemesi, yine aynı ülkenin ünlü psikoloğu Sigmund Freud’in deyimiyle, göçmenler “Savunma mekanizmaları geliştiriyor,” hükümetin uygulamalarından kaçınmak için, paralel yaşamlar oluşturmaya yöneliyor, teorisini doğruluyor..

Viyana 10. Bölgedeki göçmenler, neye, nasıl uyum sağlayacak?

| Adem Hüyük 

Viyana Favoriten ilçesi üzerinden prim yapan medya kuruluşlarını bir kenara bırakırsak, ülkenin en büyük ilçesi aslında bütün siyasi partilerin seçimlerde kullanacağı son koz olarak önemli kılınmaya çalışılıyor. Adi suçların tamamının burada işlendiği gibi bir izlenim bırakan bulvar gazetelerinin kuyruğuna takılan siyasi partiler, ilçeyi bundan kurtarma vaadi üzerinden oy devşirmeye çalışıyor, kısmen de olsa bunu başarıyorlar.

Son beş yıl içerisinde 10. Bölge yerel belediyesi, federal içişleri bakanlığından ilçenin polis memuru sayısını artırmasını talep ediyor. Bu talepler, özellikle Favoriten caddesi üzerindeki meydanlara daha fazla güvenlik kamerası takılarak geçiştirildi.

Kendilerini güvende hissetmek için, kendilerinden olan insanların önceden yerleştiği bölgede yoğunlaşan göçmenler, bir diğer bakışla gönüllü gettolaşmaya gidiyorlar. Ancak buradaki getto, kendiliğinden değil, insanların daha korunaklı olmak için, Avusturya devletine değil de kendisi gibi göçmenlere güven duymasından oluştuğunu görmek gerekir.

Popülist siyasetin jokeri olan göçmenler, mevcut iktidar ve muhalefet için sınırları çizilmiş alanlarda yaşamlarını sürdürmesi, erişe bilinmesi ve suçlanması bakımında çok önemlidir.

Gündemsiz kalan siyaset, küçük bir çöp kutusunun yerinden oynatılması eyleminde bile, şoven söylemler üzerinden dışlayıcı davranışlar sergiler ve yine aynı taraflar, tepkilerin dozajına göre, göçmenleri kucaklayıcı davranışlar sergilerler.

Oysa istatistikler Viyana 10. Bölge için, kopartılan fırtınaların aksine, Viyana’da en büyük ilçe olmasına rağmen suç oranında ilk başta gelmemektedir.

Yüz yıl önce de hedef 10. Bölgeydi!

Sabah saatlerinde ses kaydı gönderen, ideolojik olarak hemfikir olduğum arkadaşım; “Viyana’nın en tehlikeli yeri Favoriten ilçesi mi?” yorum makalemi okuduğunu ve katkı sunmak için fikirlerini bana aktarmak istediğini söyledi.

Tramvayda işe giderken ses kaydıyla, Favoriten ve dolayısıyla işçi ve emekçiler ve de göçmenler üzerinde farklı bir baskı unsuru oluşturulmak istendiğini söyledi.

Olumsuzluklar söylemleri üzerinden pasifleştirilmek istenen Favoriten ilçesi, tarihsel geçmişinden koparılmak istendiğini ve yerli halkla göçmenleri bir avuç suça bulaşmış göçmenleri örnek göstererek, karşı karşıya getirmek istiyorlar diye konuştu.

Yüz yıl önce Favoriten ilçesinde Çek tuğla işçileri yaşardı. Favoriten tarih boyunca hep işçilerin semti olarak anıldı ve iç savaş dönemi dahil çok büyük direnişler sergilemiştir.

1900’lü yıllarda Viyana’da en çok konuşulan ikinci dil Çekçeydi. Çek tuğla işçileri bugün 1. Viyana olarak anılan saray çevresine girmeleri yasaktı. Ring olarak biline bulvar monarşi sonrası burjuvazinin sembolik caddesi olurken, Favoriten’den yükselen işçi sesleri, orası Burjuva caddesiyse, bizimde “proletarya caddemiz” var demiştir. Bu söylem iki yıl önce Viyana Belediye Başkanı Michael Ludwig [SPÖ] tarafından bir mayısta dile getirilmişti.

Favoriten ilçesinde iki uç noktada olan siyasi parti güçlü bir yapıya sahip.

Sosyal Demokrat Parti [SPÖ] ve Özgürlük Partisi [FPÖ], ülkenin en büyük ilçesinde çekişme içerisinde.

SPÖ, 10. Bölge için polis güçlerinin sayısının artırılması konusunda kampanya yürütmüş, ancak suçun önüne geçebilecek ve entegrasyonu güçlendirecek yapılanmalara yanaşmamıştır.

Bu davranış, SPÖ’nün 1o. Bölgede oy kazanmaya devam eden FPÖ’nün seçim propagandasında izlediği ırkçı turumun etkisinde kaldığını gösteriyor. Zira, SPÖ bölgede göçmen gençlerin uyum sağlaması için birçok proje ileri sürmüş ancak bunların hiç biri başarılı olamamıştır. Başarısızlığın sonucunda, entegrasyon görevi SPÖ tarafından kolluk küvetlerine resmen devredilmiştir.

Oysa SPÖ, Viyana eyalet hükümetindeki yüz yılın üzerindeki iktidar tecrübesini kullanarak, 10. Bölgeyi bir eğitim atölyesine çevirebilirdi. Hakkını yememek için bu tür girimleri olduğunun da altını çizmek isteriz. Ancak yetersiz olduğu pratik yaşamda görülmektedir.

Savaş bölgesinden gelen gençleri yargılamak ve ötekileştirmek çok kolaydır. Ancak sonuç olarak bu genceler Viyana’da yaşıyor. Bu nedenle ortak değerler üzerinden hareket ederek, değişim sürecini hızlandırabiliriz.

Bölgede polisin güç gösterisi, gençleri daha fazla saldırgan hale getirdiği gibi, kendisi dışındaki topluma karşı, nefret duygusunun artmasını sağlamaktadır.

Çeşitli etnik kökenlerin yaşadığı göç ülkelerinde en etkili birleştirici güç, kültürel değerlerin ön plana çıkartılarak, ortak bir kültürün oluşmasına caba harcamaktır.

Aksi taktirde, istenilen kadar polis memuru atansa da suç, suç olmaktan çıkmayacağı gibi, suçu işleyenin gözünde meşrulaşacaktır. | ©DerVirgül

Yayınlama: 21.01.2024
Düzenleme: 21.01.2024
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.