Avusturya’da Zorla Evlilik
Hukuk devleti olan bir ülkede kadınların zorla evliliklerin baskısı altında adeta birer mahkûm gibi yaşaması kabul edilemez bir durum. Ancak Avusturya’da ÖVP ve SPÖ partileri hâlâ entegrasyon zorunluluğu konusunda anlaşmazlık yaşamayı sürdürüyor. Oysa bu uygulama, mağdur kadınlar için önemli bir çıkış yolu olabilir.
Viyana’nın Favoriten semtindeki günlük yaşamdan sahneler durumu çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Bir kadın, şiddet uygulayan eşinden gizlice sakladığı telefonuyla, tekrar dayak yediğinde arkadaşına özel emojiler göndererek polisi aramasını istiyor. Henüz 14 yaşındayken ailesi tarafından zorla evlendirilen kadının yaşam alanı, en yakın market ve çocuklarının okuluyla sınırlı. Sosyal çevresi ise yalnızca iki Suriyeli kadından oluşuyor.
“Kadın sığınma evi” kavramını ise ancak bir arkadaşının yönlendirmesiyle Avusturya Entegrasyon Fonu’nun (ÖIF) kadın merkezine ulaştığında öğreniyor. Burada yardım alabileceğini ve boşanmanın bir çıkış yolu olduğunu fark ediyor.
Kısa süre önce “Die Presse” gazetesine konuşan 26 yaşındaki Suriyeli kadın gibi binlerce kadın, Avusturya hukuk sisteminin ortasında tamamen izole bir yaşam sürüyor. Tahminlere göre her yıl yaklaşık 200 çocuk, yaz tatillerinde evlendirilmek üzere Avusturya’dan Suriye veya Afganistan’daki ailelerinin yanına götürülüyor. Bu durum sadece akılalmaz ve öfke verici değil, aynı zamanda yasa dışı.
Zorla evlilik hem Avusturya hukukuna hem de şeriata göre yasak olsa da, resmi makamlar çoğu zaman bu evliliklerden ancak kadın reşit olduğunda haberdar oluyor. Evlilik yurtdışında gerçekleştiğinde ise Avusturya makamlarının olaydan haberi bile olmuyor.
Bu nedenle öğretmenlerin bilinçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Risk altındaki çocuklarda erken uyarı işaretlerinin fark edilmesi gerekiyor. Aynı zamanda kendi topluluklarındaki baskıya karşı duran ve yetişkin yaşta boşanmayı seçen kadınlar da toplum içinde önemli bir rol üstleniyor.
Ancak sosyal medyada yayılan Arapça “rehberler”, bazı erkeklerin kadınları boşanmaktan vazgeçirmek için çocuklarını ellerinden almakla tehdit ettiğini gösteriyor.
Sosyal Medyada Çocuk Kaçırma “Taktikleri”
Bu olaylar, entegrasyon alanındaki alarm sinyallerinin giderek arttığını ortaya koyuyor. Geçtiğimiz hafta Viyana Belediyesi’nin yayımladığı bir araştırma, Müslüman gençler arasında kısmen demokrasi karşıtı eğilimler bulunduğunu gösterdi. Araştırmaya göre birçok genç için din, yasaların önünde geliyor.
Kadınlara bakış açısı da dikkat çekici. Suriyeli, Afgan ve Çeçen gençlerin yalnızca yüzde 44’ü, evlilik öncesi cinsel ilişkinin kızların kendi kararı olması gerektiğini düşünüyor.
Buna ek olarak sadece göçmen çocuklarda değil, birçok çocukta görülen ciddi dil ve gelişim eksiklikleri bazı okulları zor durumda bırakıyor.
Ancak bu endişe verici tablo karşısında “feminizm” yalnızca göçmen erkekler söz konusu olduğunda gündeme getirilmemeli. Bununla birlikte, bu gruplar içindeki kadınların yaşadığı baskılar da açıkça konuşulmalı. Almanca bilmeyen, sosyal çevresi olmayan ve çalışmayan kadınlar toplumun en savunmasız kesimleri arasında yer alıyor.
Bu kadınların dini, ekonomik veya başka nedenlerle özgürlüklerinden mahrum bırakılması kesinlikle kabul edilemez ve ciddi yaptırımlarla karşılık bulmalıdır.
Bir entegrasyon zorunluluğu uygulaması, kadınların erken aşamada dil ve değerler kurslarına katılmasını sağlayabilir. Bu kurslar çoğu zaman Avusturya makamlarıyla kurdukları ilk ve tek temas oluyor. Böylece şiddet veya velayet sorunlarında hızlı şekilde destek almaları mümkün hale geliyor.
Ancak ÖVP ve SPÖ hâlâ entegrasyon zorunluluğunun sosyal yardım reformuna nasıl bağlanacağı konusunda uzlaşabilmiş değil. Tarafların artık anlaşmaya vararak bu kadınların içinde yaşadıkları “hapishaneden” kurtulmalarına yardımcı olması gerektiği ifade ediliyor.|©DerVirgül