Göç | Sorunlardan Söz Eden Herkes Nazi mi?
Die Presse yazarı Franz Schellhorn, Avusturya’da göç, eğitim ve entegrasyon tartışmalarında sorunları dile getirenlerin neden ırkçılıkla suçlandığını sorguluyor.
Schellhorn’a göre, Viyana’daki okullarda yaşanan dil ve eğitim sorunları yalnızca PISA sonuçlarına değil, seçim sonuçlarına da yansıyor. Ona göre siyasi partiler, göçün sonuçlarını ve entegrasyon sorunlarını inkâr etmek yerine çözüm üretmeli.
Viyana okullarında dil sorunu
Franz Schellhorn, Viyana’daki zorunlu eğitim okullarında öğrencilerin yüzde 70,2’sinin sınıf dışında Almanca konuşmadığına dikkat çekiyor. Margareten’de bu oranın yüzde 91’e, Döbling’de ise yüzde 49’a ulaştığını belirtiyor.
Schellhorn, göçmen kökenli öğrencilerin okuma, matematik ve fen bilimlerinde diğer öğrencilerin 58 PISA puanı gerisinde kaldığını aktarıyor. Bu farkın yaklaşık 2,5 yıllık öğrenim açığına denk geldiğini ifade ediyor.
Yazara göre, Avusturya’da doğup eğitim hayatını burada sürdüren göçmen kökenli çocukların, sonradan ülkeye gelen bazı çocuklardan daha kötü matematik sonuçları alması, eğitim ve entegrasyon politikaları açısından ciddi bir başarısızlık.
Sorunları dile getirenler neden suçlanıyor?
Schellhorn, Viyanalı öğretmen Thomas Walach’ın zor koşullardaki okullarda yaşananları açıkça anlattığını belirtiyor.
Walach’ın, ortaokula ilkokul birinci sınıf seviyesinde bilgiyle başlayan öğrencilerden, kızlarını erken yaşta evlendirmek isteyen velilerden ve çocuklarını Almanca destek dersleri yerine Kur’an kurslarına göndermeyi tercih eden ailelerden söz ettiğini aktarıyor.
Schellhorn’a göre, bu sorunları açıkça dile getiren kişiler kısa sürede ırkçı, hatta Nazi olarak damgalanabiliyor.
Sorunları inkâr etmek aşırı sağı güçlendiriyor
Franz Schellhorn, birçok vatandaşın göç konusunda kamuoyu önünde konuşmaktan kaçındığını, ancak seçim kabininde AfD ve FPÖ gibi partilere oy verdiğini savunuyor.
Ona göre bu partilere yönelen seçmenlerin tamamı aşırı sağ ideolojiyi benimsemiyor. Daha önce sosyal demokratları, muhafazakârları veya liberalleri destekleyen bazı seçmenler de protesto amacıyla bu partilere yönelebiliyor.
Schellhorn’un temel değerlendirmesi ise şöyle:
“Açık sorunları dile getirmek, sağdaki uç partileri güçlendirmiyor. Onları güçlendiren, sorunların inkâr edilmesi ve küçümsenmesidir.”
Schellhorn’un çözüm önerileri
Die Presse yazarı, göç ve entegrasyon politikalarında değişiklik yapılması gerektiğini savunuyor.
Schellhorn’un makalesinde öne çıkan öneriler arasında şunlar bulunuyor:
- AB dış sınırlarının daha güvenli hale getirilmesi ve kontrollü göçün sağlanması.
- Avrupa dışında kurulması planlanan iltica merkezlerinin hayata geçirilmesi.
- Sosyal yardım politikalarının yeniden değerlendirilmesi.
- Nitelikli göçmenler için Kanada modeline benzer bir puan sisteminin uygulanması.
- Dil açığı bulunan çocuklar için zorunlu anaokulu eğitiminin değerlendirilmesi.
- Ücretsiz Almanca kurslarına katılmayan sosyal yardım alıcılarına yaptırım uygulanması.
Irkçılık sorunları dile getirmek mi?
Franz Schellhorn, makalesinin sonunda siyasi tartışmanın temel sorusunu ortaya koyuyor:
Sorunları dile getirip çözmek isteyenler mi ırkçı, yoksa siyasi doğruculuk uğruna sorunları görmezden gelenler mi?
Schellhorn’a göre sorunların üzerini örtmek, siyasi uçları güçlendiriyor ve farklı kökenlerden gelen çocukların geleceğini tehlikeye atıyor.
Die Presse yazarı, Avusturya’da göç ve entegrasyon tartışmasının suçlamalar üzerinden değil, gerçek sorunlara çözüm üretme anlayışıyla yürütülmesi gerektiğini savunuyor.| ©DerVirgül