Roma Belediyesi’nin en ucuz fikri |Trevi’ye turnike
Geçen hafta sonu Roma’da idim. Gazete bayi önünden geçerken Trevi çeşmesi ile ilgili bir haber dikkatimi çekti. Google lens ile anlamaya çalıştım ve kendi kendime Roma’nın içine ettiler veya etmeye çalışıyorlar dedim.
Bir çeşmeyi görmek ziyaret etmek hele hele yol üstü bir çeşmeyi görmenin maliyeti olur mu? Diyarbakır’da ki ‘Enzele’ çeşmesini ve Ayasofya ile Sultanahmet arasında eski hipodrum alanında ki Alman çeşmesini görmenin bir maliyetinin olabileceğini hayal ettim. Çık aklımdan çık dedim.
Trevi çeşmesini görmenin ücreti kişi başı iki euro olarak belirlenmiş. Neymiş kalabalık, trafik düzeni falan. İyi de sen dijital çözümlerle kent mimarisini ve trafik düzeninin revize ederek sorunu halletmek varken yılda 20 milyon euro kazanacağın bir acayip uygulamayı hayata geçirmeye neden çabalarsın ki? Roma medeniyetinin turnikeye sıkıştırma fikri Roma Belediyesinin harika bir fikri.
Roma Belediyesi sonunda başardı. İki bin yıllık bir medeniyetin mirasını, iki euroluk madeni parayla ölçülebilir hale getirdi. Bundan böyle Trevi Çeşmesi yalnızca bir çeşme değil; aynı zamanda biletli bir durak, kısa süreli bir seyirlik, turistin “Roma’yı gördüm” demesi için yeterli sayılan bir fon tekniği.
Roma’da yaşamak, her sabah tarihin içinden geçmeye benzer. Bazen Pantheon’un önünden kestirme geçersiniz, bazen Trevi Çeşmesi’nin yanından. Bugüne kadar bu şehirde yaşamanın bedeli kiralar, vergiler ve kalabalıktı; artık görünüşe göre bir de çeşme bileti eklendi.
Çeşmeler özelinde konuşursak: Paris’teki Fontaine Saint-Michel ücretsizdir. Barselona’daki Font Màgica de Montjuïc ücretsizdir. Viyana’daki Hochstrahlbrunnen ücretsizdir. Brüksel’deki Manneken Pis ücretsizdir (ki boyutu Trevi’nin bir mermer heykelinden hallicedir).
Bu örneklerin hiçbiri müze değildir, hiçbiri hayvanat bahçesi değildir, hiçbiri kapalı kompleks değildir. Ortak noktaları şudur: kamusal alanın parçasıdırlar. Trevi’yi farklı kılan tek şey, Instagram algoritmasının ona duyduğu aşırı ilgiden başka da bir şey değildir.
Roma Belediyesi’nin gerekçesi ise oldukça tanıdık: aşırı turizm, kontrolsüz kalabalık ve kültürel mirasın korunması. Kâğıt üzerinde mantıklı duran bu karar, Roma’nın ruhunu bilenler için ciddi bir kavramsal hataya işaret ediyor.
Trevi Çeşmesi (Fontana di Trevi), 18. yüzyılda tamamlanmış, Barok dönemin teatral estetiğini yansıtan, suyla mimariyi sahne dekoru gibi kullanan görkemli bir kent unsurudur. Ancak önemli bir ayrımı kaçırmamak gerekir: Trevi bir müze değildir.
Bir saray değildir.
Bir kapalı alan değildir.
Bir biletle ‘girilen’ mekân hiç değildir.
Trevi, Roma’nın kamusal omurgasının parçasıdır. Antik Aqua Virgo’su hattının modern uç noktasıdır. Yani teknik olarak hâlâ işleyen bir kentsel altyapı öğesidir. Bu yönüyle onu ücretli hale getirmek, bir köprünün ortasına turnike koymaya benzer: sembolik olarak mümkündür ama kavramsal olarak yanlıştır. Paris Belediyesinin Eyfel’i görmek veya orada foto çekmek için iki Euro ile ücretlendirdiğini hayal ettiğimizde beynimizin çıkardığı anlam ne ise Trevi çeşmesinin ücretlendirilmesi kararı da başka bir şey değildir.
Bu karara gördüğüm gazetede ki gibi İtalyanların eleştiriler yalnızca nostaljik değil; doğrudan sınıfsaldır. La Repubblica, Il Messaggero ve turizm köşelerinde sıkça dile getirilen itirazların ortak noktası şudur: Kent müşteri ilgisine ve alakasına indirgenemez. Roma’da yaşamak, vitrinin arkasında yaşamak değildir. Birde emsal teşkil eder diye bir korku da yok değil! Bugün Trevi, yarın Navona Meydanı, sonra Trastevere sokakları… Bence sorun yerde aranıyor. Kalabalık sorunu biletle değil, ulaşım, yönlendirme ve zamanlama politikalarıyla çözülür. Ve en önemlisi kent belleği, gelir kalemine dönüştürüldüğünde hızla anlam kaybeder.
Tüketici derneği Codacons’un itiraz gerekçesi çok net: Meydanlar ve çeşmeler ücretli hale gelirse Roma, yaşayan bir şehir değil, açık hava AVM’si olur.
Belediyenin yılda 20 milyon euroya kadar gelir beklentisi dile getiriliyor. Bu rakam Roma gibi bir metropol bütçesinde anlamlı değildir; ancak ilkesel maliyeti yüksektir.
Turizmi yönetmenin yolu, sembolik iki euroluk biletler değil; altyapı yatırımı, dijital randevu sistemleri ve kentin turistik yükünün coğrafi olarak dağıtılmasıdır.
Trevi Çeşmesi elbette güzeldir. Ama biraz da fazla meşhurdur. Roma’da Trevi’den daha sessiz, daha zarif, daha tarihsel onlarca çeşme vardır. Çoğunun önünde kimse selfie çekmez, kimse bozuk para atmaz; ama Roma hâlâ Roma’dır. Trevi’ye bilet kesmek, sorunu çözmez. Sadece Roma’nın yüzyıllardır koruduğu bir ilkeyi zedeler: Şehir, önce yaşayanlarındır.
Trevi Çeşmesi’ne bilet Kesmek: Roma medeniyetini turnikeye sıkıştırmaktır. Peki Roma Belediyesi Roma’yı tanıyor mu?
Asıl soru şu:
Roma Belediyesi, yönettiği şehrin ne anlama geldiğinin farkında mı?
Trevi Çeşmesi’ni ücretli hale getirmek, Roma medeniyetini selfie süresiyle ölçülebilir sanmaktır. Bu, bir kentin ruhunu tanımamak değilse, nedir? Trevi, Roma’nın en fotojenik çeşmesi olabilir; ama Roma’nın en önemli çeşmesi değildir. Hatta dürüst olalım: Roma’ya gelen bir turist için Trevi, çoğu zaman beş dakikalık bir duraktan ibarettir. Fotoğraf çekilir, para atılır, ‘Roma tamam’ denir. Bu kadar. Bu beş dakikalık deneyimi iki euroya bağlamak, Roma’yı küçültür; Trevi’yi büyütmez.
Turist gerçekten Trevi için mi geliyor?
Gerçekçi olalım. Roma’ya gelen turist Trevi için gelmez. Trevi, Roma’ya gelen turistin yol üstü uğradığı bir dekor parçasıdır. Kimse uçağa binip ‘Ben özellikle Trevi’yi görmek istiyorum’ demez. Roma; Pantheon’dur, Colosseum’dur, Forum’dur, Trastevere sokaklarıdır, rastgele bir köşede karşınıza çıkan bir sütundur. Trevi ise bu anlatının en yüksek sesle bağıran, ama derinliği en az olan parçasıdır. Roma Belediyesi’nin Trevi’ye bu kadar anlam yüklemesi, şehrin geri kalanını yeterince anlayamadığının da göstergesi.
Dünyada çeşmeye bilet kesen var mı?
Hayır.
Net cevap bu.
Paris’te kimse Saint-Michel Çeşmesi’ne para ödemez.
Viyana’da Hochstrahlbrunnen için gişe yoktur.
Barselona’da Montjuïc’te turnike aranmaz.
Çünkü bu şehirler, çeşmenin şehir dokusunun parçası olduğunu bilir. Roma Belediyesi ise Trevi’yi sanki ayrı bir ‘ürün’ gibi paketlemeye çalışıyor. Bu, Roma’ya yakışmaz.
İtalyanlar neden sinirli?
İtalyan basınında ve kamuoyunda yükselen itirazın nedeni nostalji değil, utanma duygusudur. ‘Biz bu şehri böyle mi yönetiyoruz?’ sorusu soruluyor. Eleştirilerin özü şudur:
Roma’nın kamusal alanları parayla ölçülemez
Bugün Trevi, yarın Navona Meydanı
Sorun kalabalık değil, kötü yönetim
Kültürü biletle kontrol edemezsiniz
Codacons’un itirazı bu yüzden serttir: Roma meydanları ücretli hale gelirse, bu şehir artık Roma olmaktan çıkar.
Roma’yı fırsat buldukça giden bir turist olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim:
Trevi Çeşmesi güzeldir ama Roma’yı temsil etmez.
Roma, Trevi’den çok daha fazlasıdır ve bunu iki euroya indirmek, şehre yapılabilecek en ucuz muameledir. Roma’nın sorunu turist değildir. Roma’nın sorunu, kendi değerini paraya çevirerek koruyabileceğini sanan bir belediye anlayışıdır.
Tüm bunlara şahit olduktan sonra ‘Enzele’yi ve ‘Alman Çeşmesi’ni yeniden görmek istedim. Ne olur ne olmaz. Herhangi bir belediyenin erasmus formatında ve lezzetinde İtalya’ya gidecek olan ekibi (zaiyat vermeden ülkeye dönmeleri de ayrı bir mucize) shengen bölgesini ziyaret edebilir ve bu harika fikri suyun kaldırma kuvvetini bulmuş edasıyla kendi belediyesine bir iş fikri olarak sunabilir endişesi ile yeniden görmek istedim. Belediyeler acayip kurumlardır; halkın yetki verdiği sivillerin, kenti anlamadan düzenleme hevesiyle hareket ettikleri yapılar bazen komik olabiliyorlar. Roma Belediyesi de bunlardan biri olmayı sanırım başardı. |© DerVirgül