Türkiye ve İsrail Suriye’de savaşa mı yaklaşıyor?
İsrail savaş uçakları, Türkiye’nin bölgeye asker konuşlandırmasını engellemek amacıyla Suriye’deki bir hava üssünü bombaladı. Uzmanlara göre etkili bir “çatışma yönetimi” mekanizması kurulmazsa Türkiye ile İsrail arasında Suriye’de yaşanacak bir çatışma kaçınılmaz hale gelebilir.
İsrail savaş uçakları Suriye hava sahasında kuzeye doğru ilerleyerek Türkiye’nin güney sınırına yaklaşık 80 kilometre mesafeye kadar geldi. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın aktardığına göre, Ankara’daki askeri yetkililer İsrail uçaklarına karşı savaş uçaklarını kaldırmayı planladı.
Barrack, yaşananları anlatırken, “Hayatınızın gözlerinizin önünden geçtiği anlardan biriydi” ifadelerini kullandı.
Die Presse gazetesinden Susanne Güsten’in haberine göre, İsrail savaş uçakları geçtiğimiz salı günü, Türkiye’nin buraya asker konuşlandırmak üzere olduğu iddiasıyla Suriye’deki Ebu Duhur askeri üssünü bombaladı. Barrack, Türk ordusunun İsrail uçaklarının sınıra yaklaştığını gördüğünü ancak uçakların ne yapmayı planladığını bilmediğini söyledi.
Bu kez Suriye’de Türkiye ile İsrail arasında olası bir askeri çatışma son anda önlendi. Ancak tehlike ortadan kalkmış değil.
İsrail’deki güvenlik politikaları araştırma kuruluşu INSS’den Danny Citrinowicz, analiz platformu Al-Monitor’a yaptığı açıklamada, etkili bir çatışma yönetimi mekanizması oluşturulmadığı takdirde Türkiye ile İsrail arasında Suriye’de bir çatışmanın “sadece an meselesi” olduğunu söyledi.
„Bu çok tehlikeli bir oyun“
Büyükelçi Barrack, İsrail hükümetinin Türkiye’yi provoke etmeye çalıştığından şüphelendiğini ve bunun ekim ayında yapılması planlanan parlamento seçimlerinde siyasi avantaj sağlama amacı taşıyabileceğini ima etti.
Barrack, “Bu çok tehlikeli bir oyun” dedi.
Türkiye’de güvenlik politikaları uzmanı ve Yetkin Report yazarı Murat Yetkin de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetiminin Ebu Duhur bombardımanını İsrail’deki seçim süreciyle bağlantılı gördüğünü belirtti.
Yetkin’e göre Erdoğan, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun Türkiye’yi bir çatışmanın içine çekmeye çalıştığına inanıyor ve ABD Başkanı Donald Trump’tan Netanyahu’yu frenlemesini istedi.
Ancak Erdoğan’ın Netanyahu’nun seçim hesapları nedeniyle gerilimi tırmandırdığı yönündeki değerlendirmesi, çatışmayı tek başına önlemeye yetmiyor. Ankara, iç politikada Türkiye’nin Suriye’de ne yapıp ne yapamayacağına İsrail’in karar verdiği izlenimini yaratmayı göze alamaz.
Erdoğan, Katar merkezli Al Jazeera’ya yaptığı açıklamada Türkiye’nin savaş istemediğini, ancak savaştan da çekinmeyeceğini söyledi.
Netanyahu, Erdoğan’ı „antisemitik diktatör“ olarak nitelendirdi
Ebu Duhur bombardımanının ardından iki ülke arasındaki gerilim devam etti. Türkiye, uluslararası polis teşkilatı Interpol üzerinden Netanyahu hakkında tutuklama talebinde bulundu. İsrail Başbakanı ise Erdoğan’ı “antisemitik diktatör” olarak nitelendirdi.
Ancak Friedrich Naumann Vakfı’nın Beyrut’taki Lübnan ve Suriye Proje Direktörü Kristof Kleemann’a göre asıl sorun seçim kampanyaları değil.
Kleemann, İsrail’in Suriye’deki çıkarlarının seçim takviminden bağımsız olduğunu belirterek, “İsrail açısından Güney Suriye’de Türk askeri varlığı veya Türkiye’nin kontrolündeki bir hava sahası yalnızca bir rahatsızlık değil, stratejik bir tehdit” değerlendirmesinde bulundu.
Beşar Esad yönetiminin devrilmesinden bu yana İsrail, Suriye’nin İran veya İsrail karşıtı diğer güçlerin faaliyet alanına dönüşmesini engellemeye çalışıyor.
Kleemann’a göre Netanyahu bu nedenle Türkiye’nin İsrail’in doğrudan komşusu olan Suriye’de kalıcı biçimde güçlenmesini, asker, üs veya hava savunma sistemleri konuşlandırmasını da engellemek istiyor.
Türkiye ise Ankara’nın büyük nüfuz sahibi olduğu geçiş hükümeti döneminde Suriye’nin güçlü bir devlet haline gelmesini istiyor. Türk askerleri yıllardır Suriye’nin kuzeyinde bulunuyor ve yeni Suriye ordusunun eğitimine katkı sağlamaları planlanıyor.
„Geçici bir gerilim değil, yapısal bir rekabet“
Kleemann’a göre 7 Ekim 2023’teki Hamas saldırısının ardından Türkiye-İsrail ilişkilerinin kötüleşmesi de mevcut gerilimde önemli rol oynuyor.
Türkiye’nin Hamas’ı en azından dolaylı olarak desteklediğini, örgüt temsilcilerinin Ankara’da kabul edildiğini ve Türk siyasetinden, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kadar uzanan sert İsrail karşıtı söylemlerin geldiğini belirten Kleemann, iki ülkenin bölgesel güç olma hedeflerinin de çatışmayı daha da derinleştirdiğini söyledi.
Kleemann, İsrail’in bölgedeki askeri açıdan baskın güç olduğunu, Türkiye’nin ise buna karşı bir denge oluşturmaya çalıştığını belirtti.
Suriye, iki ülkenin bölgesel hedeflerinin doğrudan karşı karşıya geldiği alan haline geliyor.
Kleemann’a göre bu nedenle yaşananlar geçici bir diplomatik gerilimden ibaret değil; “uzun süre bizi meşgul edecek yapısal bir rekabet.”
Kleemann, önümüzdeki dönemde tehditler, sınırlı askeri hamleler ve Şam üzerindeki nüfuz mücadelesinin devam etmesini bekliyor. Ancak her iki tarafın da kaybedecek çok şeyi olması nedeniyle açık bir savaş beklemiyor.
İsrailli uzman Citrinowicz ise daha kötümser. Ona göre ABD’nin arabuluculuğunda bir gerilimi düşürme mekanizması kurulması gerekiyor. Böylece İsrail savaş uçaklarının Türkiye sınırına yaklaşması durumunda Ankara önceden bilgilendirilebilecek.
Uzman ayrıca iki ülkenin uzun vadeli çıkarlarının da masaya yatırılması gerektiğini belirtiyor.
Bunun gerçekleşmemesi halinde ise Türkiye ile İsrail arasında Suriye’de askeri çatışma yaşanma ihtimalinin “son derece yüksek” olduğunu söylüyor. | ©DerVirgül