Perspektif | Adem Hüyük
  24-11-2021 00:33:00

Ya biz çok güçsüzüz ya da “dış mihraklar” çok güçlü

Son günlerde çok duyduğumuz dış mihraklar sözünü internet üzerinden arama motorlarına tarattığımda karşıma şöyle bir tanımlama çıktı: “Dış mihraklar, Türkiye siyasetinde her dönem birçok siyasetçi tarafından kullanılmış ve Türkiye'nin kötülüğünü isteyen yabancı ülke, kurum veya kişiler anlamında kullanılan siyasi ifade. Genellikle kesin olarak belirli bir ülke kastedilmeden kullanılan ifade ülkede meydana gelen olumsuz bir durum veya problemin sorumluluğunu topyekün yabancı bir ülkeye dayandırmak şeklinde kullanılmaktadır. Buna karşın dış mihrak olarak genellikle Batı ülkeleri, ABD, Avrupa Birliği ülkeleri ya da herhangi bir Avrupa ülkesi, vb. kastedilmektedir. Ayrıca Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlar da sıklıkla dış mihrak olarak siyasetçiler tarafından ifade edilir.”

Bunu yaparken son kez Dolar ve Euro kuruna da bakmayı ihmal etmedim. Avusturya saatine göre 00.00’da bir Dolar, 12,85 Türk Lirası ederken, bir Euro ise 14,46 Türk Lirası seviyesindeydi. 

Tabi Doların yükselişi ABD merkez bankasının faiz oranlarıyla oynamasıyla da bağlantılı olup, ancak ABD merkez bankasının bunu bizi batırmak için planlı yapmadığını da biliyoruz. Yani bize özel değil. Bu durumda ABD merkez bankası dış mihrak olamıyor. ABD merkez bankası ve AB merkez bankaları faiz düşürmeleri durumunda, düşük faizle Dolar veya Euro alan yatırımcı, daha çok kar yapacağı ülkelerde yatırım yapmaya çıkar. Yatırımcılar Türkiye’yi seçerse, dış ülkelerin merkez bankalarından almış olduğu dövizi Türkiye’ye getirir ve yatırım yapar. Bu yatırımı, yani işçilerin parasını ve hammaddeyi dövizle alamayacağına göre, Türk lirası alır ve piyasaya sürer. Türk lirasının ticarette aktif olması, bunun karşılığındaki dövizinde dolaylı olarak merkez bankasına gidecek olması, Türk lirasının değer kazanmasını sağlar. 
Şayet dış mihrak olarak nitelenen ülkelerin merkez bankaları faiz artışına giderse, yatırımcı yüksek faizle kredi almaz, almış olsa da daha garanti ülkelere yatırımı seçer. 

Öte yandan döviz kurunun yükselmesi sadece dış yatırımla da bağlantılı değildir. Bunun turizm faktörü göz ardı edilmemelidir. Ancak en büyük etken, ihracattır. 

Türkiye’nin ihracat hacmi ile ithalat hacmi arasındaki uçurum, on yıllardır döviz kurlarının inişi ve çıkışı ile uğraşmamıza neden olmuştur. Ülkenin her yıl cari açığının olması, dış mihrak aranmanın hedef şaşırtmaktan başka bir şey olmadığını gösterir. 

Örneklendirecek olursak, dört kişilik bir ailenin aylık geliri 3000 ise, aylık gider 5000 olarak yapılıyorsa, her ay 2000 borçlanmışsınız demektir. Ama hane bireylerinden birisi daha işe başlar ve 2000 maaş alındığı düşünülürse, cari acık verilmeden geçim sağlanır. 

Burada yapılması gereken iki şey vardır. Ya hane bireylerinin hepsinin çalışmasını sağlayacaksınız. Ya da giderleri kısıtlayarak, 3000’nin altına çekeceksiniz. 

Bu nasıl olur? Türkiye yatırımcılardan gelen dövizleri inşaat sektörüne yatırarak, iç ekonomiyi canlandırmıştır. Ancak gelen dövizlerle dışarıya satacak bir şeyler üretmiş olsa idi, gelen dövizlerin üzerinden para kazanmış ve yeni dövizlerin önünü açmış olurdu. 

Dolar ile alınan her şeyde tasarrufa gidilmesi gerektiği şu günlerde, evet kimse maaşını dolar olarak almıyor. Ancak satın aldığımız benzin, doğalgaz, cep telefonu, otomobil, bilgisayar ve yazılımları gibi birçok ürün Dolar ile satın alınıyor ve Türk lirası ile halka satılıyor. Ülkede döviz rezervleri azaldıkça bunları alacak dövizi ve hatta dış borçlar hangi dövizle ödenecek? 

Burada anahtar kelime dış mihraklar değil, “üretim gücüdür.”

Bizim ülkemiz dış mihrakların kolayca ve her kafası estiğinde uğraşılacak kadar güçsüz mü? 

Güçlü Türkiye şiarı boş bir söylem mi?

Öyle değilse dış mihraklar bizi neden bu kadar güçsüz görüyor ve devamlı faiz lobisi üzerinden döviz kur oyunlarıyla bizleri terbiye etmeye cüret edebiliyorlar?

Ya bizim çok gücümüz yok ya da dış mihraklar denilen ülkeler çok güçlü. 

Bunu bilmem ama üretimde çok güçsüz olduğumuz bir gerçek…

  Bu yazı 338 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABER ARŞİVİ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI