“Harika bir site buldum” ve dopamin ekonomisi

Türkiye’nin teknoloji influencerları son yıllarda enteresan bir evrime girdi. Bir sabah uyanıyoruz: “Whatsapp’ta şunu açın hayatınız değişecek!”. Ertesi gün: “E-devlet’te gizli ayar, babanızın size bıraktığı mirası buradan öğrenebiliyorsunuz! Annenizin teyzesinin vergi dökümü burada!Bankada çok paranız olabilir ama haberiniz yok?. Bir sonrakinde: “Bu yapay zekâ fotoğrafınızı NASA kalitesinde çiziyor!”. Her video aynı şablon, aynı abartı, aynı “harika buldum” coşkusu.

Peki ortada ne yok?
Basit: Üretim yok. Uygulama yok. Girişim yok. İcat hiç yok.

YouTube’da Nasıl milyoner oldum? diye video çekmek var; şirket kurmak yok. “Harika bir AI sitesi buldum!” demek kolay; ama kendi AI modelini geliştirmek zor. Zaten zor olduğu için de pek tercih edilmiyor. İşin kolayı “Sizler için şunu buldum” diye bağırmak var.

Bu davranışın sosyolojide adı var: Tüketim kültürü
Psikolojide ise bu davranış dopamin ekonomisi ile açıklanıyor. Takipçi, beğeni ve izlenme dopamin. Yani hızlı haz. Üretim ise yavaş, sancılı, yorucu. Bizim influencer bu yüzden link paylaşmayı ürün geliştirmeye tercih ediyor.

Dışarıda işler nasıl?
Amerika’da MrBeast uygulama geliştirdi, kendi çikolata markasını çıkardı. Elon Musk roket, Starlink, Neuralink… Adamlar link değil, uydu paylaşıyor. Çin’de Bilibili içerik üreticileri kendi oyun şirketlerini kuruyor. Koreli teknoloji YouTuberları donanım tasarlıyor, kameradan yapay zekâya kadar prototip üretiyor. Bizde? Reels için ideal ışığı buldum arkadaşlar!

Bazen şunu düşünüyorum: Bizdeki influencer ekosistemi bir teknoloji pazarı değil, tavsiye çığırtkanlığı.

“Buyrun bu link çok iyi yapay zekâ, yok efendim bu site bedava video üretiyor!”
Tamam iyi hoş da… Sen ne ürettin?
“Yaa biz anlatıyoruz ama üretim ayrı konu.”
İşte mesele tam burada kopuyor.

Bir de bilgi kirliliği meselesi var. Aynı uygulamayı yüz kişi anlatıyor. Biri “en iyisi bu”, diğeri “hayır o çok kötü, bu daha iyi”, öteki “yok en iyisi şu!”. İzleyen ise sonunda şöyle diyor: “Ben artık hiçbirinin hangisi olduğunu anlamadım.”

Bu noktada takipçiler yavaşça güven kaybediyor. Çünkü hikâye yok. Üretim yok. Ar-Ge yok. Sadece özenti var; yabancı influencerları kopyalayan fanatik sosyal bir tabaka türedi. Gelecekte değil şimdiden sosyoloji biliminin tez konusu oldular bile.

Türkiye’de teknoloji influencerlarının zaafları üç cümleye sığar:

  1. Üründen çok içerik üretiyorlar.
  2. Başkasının icadını pazarlayıp kendi fikriymiş gibi süslüyorlar.
  3. Takipçi kazanmayı, değer üretmenin önüne koyuyorlar.

Takipçiler ne yapmalı?
Basit: Abartıya değil, emeğe bakmalı.
Bu influencer ne geliştirdi?
Ne öneriyor?
Sadece gösteriyor mu, yoksa üretime çağırıyor mu?
Bilgi veriyor mu, yoksa şişiriyor mu?

Her “harika site buldum!” videosunu izlemek eğlenceli olabilir, ama sonunda cebimize bilgi değil algoritma atığı doluyor. Saatler kayboluyor, üretim motivasyonu yerine tükenmişlik geliyor. Çünkü sürekli hazır bulduğumuzu tüketiyoruz. Kendimizin bir şey yapma ihtiyacı hissetmiyoruz.

Ancak bir umut var:
Eğer influencerlar günün birinde sadece şunu buldum bunu deneyin demekten ziyade, üretim cesareti gösterecek kadar donanımlı ve bilgi sahibi olursa, kod yazar, app çıkarır, girişim geliştirir ve sonra bunu anlatırsa… Türkiye’de teknoloji kültürü büyür. Hem onları ciddiye alırız hem dünya bizi konuşur.

Link paylaşmak çok kolay. Bu köşeden şunu söyleyip bitiriyorum:

“Harika bir site buldum” devri bitmeli.
“Harika bir şey ürettim, gelin birlikte geliştirelim” devri başlamalı.| ©DerVirgül

Yayınlama: 28.11.2025
Düzenleme: 28.11.2025
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.