FPÖ’nün yanıtlaması gereken gerçek soru: Göçmenler neden daha sık sağlık hizmetine ihtiyaç duyuyor?
| Adem Hüyük
Avusturya’da aşırı sağcı Özgürlük Partisi [FPÖ], Sağlık Bakanlığı verilerine dayanarak yabancıların doktor ziyaret sıklığını gündeme taşıdı. Parlamentoya verilen soru önergesi hem ayrımcı dil tartışmalarını hem de sağlık sisteminin işleyişine ilişkin yapısal soruları yeniden alevlendirdi.
FPÖ’lü Milletvekili Katayun Pracher-Hilander tarafından yöneltilen soruda, farklı ülke kökenlerinden kişilerin Avusturya’daki sağlık hizmetlerini kullanım sıklığı karşılaştırıldı.
Daha anlaşılır ifade edilecek olursa, FPÖ’lü Milletvekili Katayun Pracher-Hilander tarafından parlamentoya sunulan soru önergesiyle şu konu gündeme getirildi:
“Afganlar, Afrikalılar, Hintliler, İranlılar, Iraklılar, Libyalılar, Pakistanlılar, Suriyeliler, Türkiye kökenliler ve Ukraynalılar, Avusturyalılarla karşılaştırıldığında yerel doktor muayenehanelerine ne sıklıkla gidiyor?”
Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Avusturyalılar yılda ortalama 14 muayene randevusu alırken, Türkler 16,1 ve İranlılar 15,3 ile daha yüksek değerler kaydediyor. Buna karşılık Libyalılar 6,5 ve Afrika kökenli göçmenler 12,7 randevu ile daha düşük seviyelerde yer alıyor.
Ancak Özgürlük Partisi [FPÖ], söz konusu verileri iltica politikalarının sıkılaştırılması ve sosyal harcamalarda kesintiye gidilmesi gerektiği yönündeki tezlerine dayanak olarak kullanıyor. Parti, sağlık sistemindeki yükün daha sıkı kontrol edilmesi gerektiğini savunuyor.
Adeta tüm yabancıların sağlık giderlerinin devlet tarafından, dolayısıyla vergi veren Avusturyalılar tarafından karşılandığını ifade ediyor.
Prim esaslı sistem hatırlatması [Göçmen kendisi ödüyor]
Avusturya’da sağlık sistemi zorunlu sosyal sigorta modeli üzerinden finanse ediliyor. Çalışan herkes, vatandaşlık farkı olmaksızın maaşından kesilen primlerle sağlık sistemine katkı sağlıyor. Bu nedenle yabancı çalışanların da sağlık sisteminin finansal yükünü paylaştığı gerçeği bilinçli şekilde göz ardı ediliyor.
Sağlık Bakanlığı’ndan FPÖ’ye “verileri kötüye kullanma” eleştirisi
Avusturya Sağlık Bakanı Korinna Schumann [SPÖ], FPÖ’nün bakanlığa yönelik parlamenter soru önergelerini eleştirerek, bu soruların tüm departmanları haftalarca meşgul ettiğini ve yapılan karmaşık analizlerin “siyasi amaçlarla kasıtlı olarak yanlış yorumlandığını” ifade etti.
Bakanlıktan yapılan açıklamada ayrıca, Ocak ayında üçüncü ülke vatandaşlarının 2015–2024 yılları arasında hastane ve doktor ziyaretlerine ilişkin verilen yanıtların kamuoyunda yanlış yorumlandığı belirtildi. FPÖ Milletvekili Katayun Pracher-Hilander, o dönemde “dünyanın her yerinden gelen insanların” çoğu zaman sisteme katkı yapmadan sağlık sistemini tıkadığını ve ameliyat bekleme sürelerini uzattığını öne sürmüştü.
Bakanlığa göre ise hastane ziyaretlerinin yalnızca %3,2’si ve doktor ziyaretlerinin %4,1’i FPÖ’nün sorguladığı ülkelerden [Afganistan, Afrika ülkeleri, Hindistan, İran, Irak, Libya, Pakistan, Suriye, Türkiye, Ukrayna] gelen kişilere ait. Nüfus oranına göre bu grubun sağlık hizmetlerinden yararlanma düzeyinin “ortalamanın altında” olduğu vurgulandı.
Ayrıca FPÖ’nün maliyetler, primler veya sigorta katkılarıyla ilgili herhangi bir soru yöneltmediği belirtildi. Genel olarak birçok üçüncü ülke vatandaşının çalıştığı ve sosyal güvenlik primi ödediği, bazı durumlarda ise maliyetlerin kısmen geldikleri ülkeler tarafından karşılandığı ifade edildi. Ayrıca bu kişilerin önemli bir kısmının sağlık, bakım ve destek sektörlerinde çalışarak Avusturya’daki hizmetlere katkı sağladığına dikkat çekildi.
FPÖ’ye göre Avusturya’daki göçmenlerin tamamı sığınmacı
Yukarıda da belirtildiği gibi Özgürlük Partisi [FPÖ], söz konusu verileri iltica politikalarının sıkılaştırılması ve sosyal harcamalarda kesintiye gidilmesi gerektiği yönündeki tezlerine dayanak olarak kullanıyor. Ancak listenin başında yer alan ve yılda ortalama 16,1 muayene randevusu aldığı belirtilen Türkiye kökenlilerin ne kadarı sığınmacı?
Türkiye’den 15 yıl içinde Avusturya’ya kaç mülteci geldi?
Avusturya İstatistik Kurumu verilerine dayanarak Der Virgül’ün hazırladığı rakamlara göre, 2010–2024 yılları arasında Türkiye’den Avusturya’ya 4.065’i kadın, 14.250’si erkek olmak üzere toplam 18.315 kişi sığınma talebinde bulunmuştur.
Diğer yandan resmî verilere göre ülkede 124.788 Türk vatandaşı kalıcı olarak yaşamaktadır.
Buradan ve Sağlık Bakanlığı’nın açıklamalarından da anlaşılmaktadır ki FPÖ’nün amacı, Anadolu’da söylenen “Maksat üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek” deyimiyle açıklanabilir.
“Daha fazla ziyaret, daha kötü koşulların göstergesi mi?”
FPÖ’nün bu verileri ırkçı siyasetine argüman olarak kullanmasını bir kenara koyacak olursak. Bu tablo, farklı bir açıdan değerlendirildiğinde bir paradoksa da işaret ediyor:
Yabancı düşmanı bir söylem, aslında yabancıların daha sık hastalandığını ve yaşam koşullarının zor olduğunu dolaylı olarak ortaya koymuş olmuyor mu?
Nasıl mı?
Der Virgül’e göre bu tablo tersinden de okunabilir: Daha sık doktor ziyareti, göçmenlerin daha ağır çalışma koşulları, düşük gelir düzeyi veya sınırlı yaşam standartları nedeniyle daha fazla sağlık sorunu yaşamasının bir sonucu olabilir.
Sonuç olarak ortaya çıkan tablo şu soruyu da gündeme getiriyor: Daha sık doktor ziyareti gerçekten “yük” göstergesi mi, yoksa daha zor yaşam ve çalışma koşullarının bir yansıması mı?
FPÖ’nün verdiği soru önergesini amacından bağımsız olarak ve tersinden okursak, aslında Avusturya’daki göçmenlerin yaşadığı zorlukların bir sonucu olarak göçmenlerin daha sık sağlık sorunları yaşadığı gerçeğini, farkında olmadan da olsa gündeme taşımış olmaktadır. | ©Der Virgül