Başörtüsü ve “şeriat” tartışması | Alman akademisyenden Avusturya’ya “net sınırlar” çağrısı

Başörtüsü ve “şeriat” tartışması | Alman akademisyenden Avusturya’ya “net sınırlar” çağrısı

Viyana’da konuşan Alman etnolog ve İslam araştırmacısı Susanne Schröter, entegrasyonun “kendiliğinden” gerçekleşmediğini savundu. Schröter’e göre devlet, özellikle başörtüsü, eğitim ve hukuk alanlarında “tartışmaya kapalı sınırlar” koymalı.

Avusturya’da özellikle okullarda başörtüsü, dini baskı ve entegrasyon politikaları yeniden tartışma konusu olurken, Österreichischer Integrationsfonds [Avusturya Entegrasyon Fonu] tarafından düzenlenen bir etkinlikte konuşan Alman akademisyen Susanne Schröter, devletin daha sert bir entegrasyon politikası izlemesi gerektiğini söyledi.

Schröter Heute gazetesine verdiği röportajda ise şunları söyledi: Bugün birçok Müslüman toplulukta kadın-erkek ilişkileri, aile yapısı ve günlük yaşamla ilgili kuralların İslam’ın erken dönemine dayandırıldığını belirtti.

“7. yüzyılın normları bugüne taşınıyor”

Schröter’e göre bazı uygulamalar, tarihsel referanslarla meşrulaştırılıyor:

“Kadınların kurslara gönderilmemesi, kız çocuklarının kamusal alanda sınırlandırılması gibi durumlar çoğu zaman dini gerekçelerle açıklanıyor. Bu, 7. yüzyılın normlarının 21. yüzyıla taşınması anlamına geliyor.”

“Hukuk devletiyle çatışma”

Akademisyen, dini kuralların devlet hukukunun üzerinde görülmesinin ciddi bir sorun yarattığını savundu:

“Devlet çok net söylemeli: Burada yaşayan, Avusturya hukukuna göre yaşar.”

Schröter’e göre bazı araştırmalar, Müslümanların bir kısmının dini hukuku devlet hukukundan üstün gördüğünü ortaya koyuyor. Bu durumun demokrasi ve insan haklarıyla “temel bir gerilim” yarattığını ifade ediyor.

“Entegrasyon otomatik değildir”

Schröter, uzun yıllar Avrupa’da hakim olan “entegrasyon kendiliğinden olur” yaklaşımını eleştirdi:

“İnsanlar kendi değerleriyle gelir. Din bu değerlerin önemli bir parçasıdır. Bu yüzden entegrasyon otomatik değildir.”

Başörtüsü yasağına destek

Avusturya’da 14 yaş altına başörtüsü yasağı tartışmasına da değinen Schröter, bu tür düzenlemelerin “doğru bir sınır” olduğunu savundu:

“Devlet bazı normların tartışmaya açık olmadığını göstermeli. Ergenlik öncesinde başörtüsü dini bir zorunluluk değil, ancak güçlü bir semboldür.”

Okullarda “dini baskı” uyarısı

Okullarda öğrenciler arasında dini baskı ve zorbalık iddialarına da değinen Schröter, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Öğrencilerin birbirini dini kurallara uymaya zorlaması özgürlüğe aykırıdır. Okul, devlet kurallarının geçerli olduğu bir alan olmalıdır.”

“Dil ve iş belirleyici”

Entegrasyonun temelinde dil ve ekonomik katılım olduğunu vurgulayan Schröter:

“Almanca bilmeden eğitim ve toplumsal yükselme mümkün değil. İş hayatı da toplumla bağ kurmanın anahtarıdır.”

“Daha sert kurallar ve yaptırımlar”

Schröter, göç ve entegrasyon politikalarında daha net kurallar ve yaptırımlar gerektiğini savundu:

“Açık kurallar olmazsa toplumsal kabul azalır. Gerekirse yaptırımlar, hatta sınır dışı da gündeme gelebilir.”

“Özgürlük kuralsızlık değildir”

Röportajın sonunda Schröter, özgürlük ve toplumsal düzen arasındaki dengeye dikkat çekti:

“Özgürlük keyfilik değildir. Birlikte yaşamak için ortak kurallar gerekir.” | ©DerVirgül

Susanne Schröter, etnolog ve kültür bilimci. Son olarak Frankfurt Goethe Üniversitesi’ndeki Küresel İslam Araştırma Merkezi’nin başkanlığını yapmıştır.

Yayınlama: 21.04.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.